BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Yeni yıl

Yeni yıl

Milletlerin kültür dünyalarında yediden yetmişe üzerinde anlaşılan isimler olmalı. İsim derken gerçek bir insan olması şart değil. Yaşayıp yaşamadığından bile emin olmadığımız, fakat bütün bir halkın gönlüne oturttuğu muhayyel şahsiyetler de olabilir, bir takım eşyalar da olabilir. Üzerinde anlaştığımız, birleştiğimiz değerlere sahip olmak yetmez, "değer" dediğimiz mücerrettir; insanların, gözlerine hitabeden, elle tutabilecekleri, o değerleri sembolize eden müşahhas birşeylere de ihtiyacı vardır.



Milletlerin kültür dünyalarında yediden yetmişe üzerinde anlaşılan isimler olmalı. İsim derken gerçek bir insan olması şart değil. Yaşayıp yaşamadığından bile emin olmadığımız, fakat bütün bir halkın gönlüne oturttuğu muhayyel şahsiyetler de olabilir, bir takım eşyalar da olabilir. Üzerinde anlaştığımız, birleştiğimiz değerlere sahip olmak yetmez, "değer" dediğimiz mücerrettir; insanların, gözlerine hitabeden, elle tutabilecekleri, o değerleri sembolize eden müşahhas birşeylere de ihtiyacı vardır. Meselâ, Amerika'da bu konuda bu mevsimde akla ilk gelen "Noel Baba" ve "çam ağacı"dır. Bu ikisi bütün halkın ortak figürleridir. Okul, ev, sokak, hükûmet, piyasa, köy, kent, zengin, fakir, tahsilli, cahil... toplumun bütün mekânları, bütün kesimleri bu ikisini paylaşır. Bu ikisine kimse lâf söyletmez. Her grup, herkes kendine göre yorumlar. Meselâ, çevre dostları ağaç katliamına ortak olmamak için salonlarına gerçek çam ağacı dikmez, plastik olanları tercih eder. Noel Baba'nın türlü türlü varyasyonları vardır. Ama her ikisi de mutlaka vardır. ABD Kongresi binasından, Beyaz Saray'dan ücra bir kasabadaki kiliseye, köy evine kadar her yerde çam süslenir, Noel Baba her yere girer çıkar. Bizim böyle değerlerimiz var mı diye düşünürken ekranlara yansıyan manzaralar aklıma geliyor. Amerika'ya geldiğim senelerde, yani onaltı, onyedi, onsekiz sene önce buradaki Noel hazırlıkları benim için çok ilgi çekiciydi. Her ne kadar İstanbul'da yılbaşı yaklaşırken çam ağacı süsleyen aileler görmüşsem de onlar münferit olaylar kabilindendi. O ilk yıllardaki yazılarımda Noel hazırlıklarını, evlerin nasıl ışıl ışıl donatıldığını, mağazaların hediyelik eşya reyonlarının coşkusunu, bilhassa New York'un Manhattan semtindeki dükkân vitrinlerinde, sokaklarda, meydanlarda nasıl gözalıcı dekorasyonlar yapıldığını, o kadar maddeci görünen bu ülkenin dinî değerleri konusundaki hassasiyetini uzun uzun anlatırdım. Şimdi bakıyorum da, artık Amerika'daki Noel manzaralarını Türkiye'deki okuyuculara anlatmanın mânâsı kalmamış. Hatta bu mevsimde Manhattan'ı görmek yerine Nişantaşı'nı tercih edin, bile diyebilirim. Noel Baba ve çam süsleme merakımızı yadırgıyorum. Fakat bu ikisi de milletimize mal olmuş iki sembol değil. Birkaç büyük şehirde, birkaç lüks semtte Noel Baba'ların boy göstermesi, çamların donatılması, ekranların bunlarla dolup taşması bu ikisinin milletin ortak değeri olduğunu göstermez. Biliyorum ki halkımızın yüzde 90'ı için Noel Baba da, çam ağacı da hiçbirşey ifade etmiyor. Peki bizim insanımızın topyekûn üzerinde anlaştığı kültürel motifler nelerdir? Köylüyü, kentliyi, zengini, fakiri, âlimi, cahili, politikacıyı, esnafı, yaşlıyı, genci birleştiren figürler, semboller? Bizim uydu anteni pekçok Ortadoğu kanalını da çekiyor. Şu işe bakın! Bugünlerde Arapça ya da Farsça konuşan Noel Baba'lar da hoplaya zıplaya koşturup hediyeler dağıtıyor. Oralarda da kara gözlü, esmer tenli çocuklar Noel Baba ile Noel şarkıları söylemekte, kaytan bıyıklı babaları mütebessim çehrelerle seyretmekte. Çamlar ışıl ışıl donatılmış. O ülkelerde de bu figürlerin halkın tamamı tarafından bağra basıldığını sanmıyorum. Ama böyle giderse yakındır... Hasıl-ı kelâm, millî kültürünüzün motiflerini küçümseyerek hayata geçirmezseniz var olan boşluğu gelir doldururlar. Kim doldurur? Zengin ve güçlü olan doldurur. (Yani Dede Korkut'u, Karagöz'ü, Nasreddin Hoca'yı dünyaya ihraç etmeden önce zengin ve güçlü olmanız lâzım. Henüz bu isimleri kendi çocuklarımıza bile tanıtamadık). Şöyle de diyebiliriz: Zenginin yediği, içtiği, giydiği, kullandığı, çaldığı, söylediği moda olmaktadır. Romanlardaki, filimlerdeki insanlar "yoksul fakat haysiyetli ve başı dik" olabilir amma ülkeler arenasında ne yazık ki ekonomik güçsüzlük ile kültürel yozlaşma beraber seyrediyor. Yani kısaca, zenginin malı hikâyesi... Yeni yılda herkese sağlık, mutluluk, huzur ve bereket diliyorum...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT