BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KERKÜK BELGESİ

KERKÜK BELGESİ

1927’deki Bakanlar Kurulu kararı petrol payımızı teminat altına alıyor Petrol arayabilirsiniz Musul-Kerkük’teki hissemizin tartışıldığı bu günlerde ele geçirdiğimiz tarihî belge, 1926 Ankara Antlaşması’na rağmen Türkiye’nin hakkının devam ettiğini gösteriyor. 23 Ocak 1927 tarihli, Reisicumhur Atatürk ve Kabine üyelerinin imzasıyla Neftçizade Mehmet Nazım ve Kadızade Ragıp’a Kerkük’te petrol arama izni veren karar bölgedeki hakkımızın devam ettiğini gösteriyor. Abdülhamid’in serveti Başyazarımız tarihçi Yılmaz Öztuna, belge için, şu yorumu yapıyor: “II. Abdülhamid’in servetinde bölgede yüzde 5 hissesi olduğuna dair bir ibare var. Hükümet, Padişahların mallarına el koyduğu için, bu yüzde 5’in devlete geçtiğini belirtiyor. Ankara Antlaşması’nda diğer haklarımızı devretsek de yüzde 5’ten dolayı bölgedeki petrollerde iddiamızın sürdüğü bildiriliyor.” Atatürk imzalı izin 11 Ağustos 1926 tarih ve 4002 nolu kararnameye zeyildir. Kerkük Sancağının mevaki-i muhtelifesinde petrol, vesair maden taharrisi için, Neftçizade Mehmet Nazım ve Kadızade Ragıp beyler tarafından mukaddemen istihsal kılınmış olunan 16 Haziran 1327 tarih ve 77/4-77/5-77/6 nolu 3 kıt’a ruhsatname ile zahire çıkarılan petrol madeni hukukunun tanınması, Maadin Müdüriyeti Umumiyesinin mazbatasına atfen, Ticaret Vekaleti Celilesinin 17 Kanunisani 1927 tarih 7/665 nolu tezkeresiyle vuku bulan teklifi üzerine, icra vekilleri heyetinin 23 Kanunisani 1927 tarihli içtimaında tasvip ve kabul olunmuştur. İmza atanlar Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü-Başbakan, Recep Peker-Milli Müdafaa Vekili, Cemil-Dahiliye Vekili, Mustafa Abdülhalik-Maliye Vekili, Rahmi-Ticaret Vekili, Sabri-Ziraat Vekili, Hamdullah Suphi Tanrıöver-Maarif Vekili, Behiç-Nafia Vekili, İhsan-Bahriye Vekili, Mahmut Esat Bozkurt-Adliye Vekili, Dr. Refik Saydam-Sıhhiye Vekili, Dr. Tevfik Aras-Hariciye Vekili.



Türkiye'nin Musul ve Kerkük'te hakkı var mı? Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın "Musul-Kerkük'te hakkımızın olup olmadığı konusunu geniş şekilde araştırıyoruz" açıklamalarının ardından tekrar alevlenen tartışma, ele geçirdiğimiz tarihî bir belge ile yeni bir boyut kazandı. 23 Kanunisani (Ocak) 1927 yılına ait Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ve Bakanlar Kurulu'nun imzalarıyla onaylanan belgeye göre, iki işadamına Kerkük'te petrol ve diğer maden aramaları yapmaları için resmen izin verildiği ortaya çıktı. Musul meselesi nedir? İstiklâl Savaşı'nın hemen ertesinde Türkiye ile İngiltere arasında Musul'un paylaşımı konusunda bir anlaşmazlık başgösterdi. Ocak 1923'te toplanan Lozan Konferansı sırasında konu masaya geldi ancak bu meselenin iki ülke arasında halledilmesi kararlaştırılarak, olay ertelendi. İki ülke arasında çeşitli görüşmeler gerçekleşmesine rağmen bir netice sağlanamayınca olay Birleşmiş Milletler'e bırakıldı. BM Daimi Adalet Divanı da bir karar alarak Musul-Kerkük ve Süleymaniye'yi Irak'a bıraktı. Bu karara rağmen Türkiye ve İngiltere, 1926'da tekrar bir araya geldi ve Ankara Antlaşması'na imza koydu. Buna göre, Türkiye Musul üzerindeki haklarından vazgeçti. Ancak Türkiye'ye 25 yıl süreyle Musul petrollerinden yüzde 10 pay verildi. Söz konusu anlaşmada yer alan bir cümlede, Türkiye'nin 10 aylık süre içerisinde bu haktan vazgeçmesi halinde 500 bin İngiliz Sterlini tutarında bir toplu ödeme yapılması, ibaresi yer aldı. Bu ibare gereği Türkiye, 500 bin İngiliz Sterlini alarak bölgedeki haklarını devretti. İşte tarihî metin Kararname: "11 Ağustos 1926 tarih ve 4002 nolu kararnameye zeyidir. Kerkük Sancağının mevaki-i muhtelifesinde petrol, vesair maden taharrisi için, Neftçizade Mehmet Nazım ve Kadızade Ragıp beyler tarafından mukaddemen istihsal kılınmış olunan 16 Haziran 1327 tarih ve 77/4-77/5-77/6 nolu 3 kıt'a ruhsatname ile zahire çıkarılan petrol madeni hukukunun tanınması, Maadin Müdüriyeti Umumiyesinin mazbatasına atfen, Ticaret Vekaleti Celilesinin 17 Kanunisani 1927 tarih 7/665 nolu tezkeresiyle vuku bulan teklifi üzerine, icra vekilleri heyetinin 23 Kanunisani 1927 tarihli içtimaında tesvip ve kabul olunmuştur." Atatürk imzalı izin 1926 yılında meydana gelen bu gelişmenin ardından, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk başkanlığında, 23 Kanunisani 1927'de toplanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Bakanlar Kurulu, tarihî bir belgeye imza attı. Gazetemizin ele geçirdiği belgeye göre, Türkiye Cumhuriyeti, Musul ve Kerkük üzerindeki haklarından vazgeçmemişti. Aksine orada Türk işadamlarının petrol arayabileceğine dair Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu'nun imzalarından oluşan bir izin bile veriliyordu. İzin verilen iki işadamının ismi ise, Neftçizade Mehmet Nazım ve Kadızade Ragıp beylerdi. Belgeye imza atanlar Söz konusu belgenin altında ise şu isimlerin imzaları yel aldı: "Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü-Başbakan, Recep Peker-Milli Müdafaa Vekili, Cemil-Dahiliye Vekili, Mustafa Abdülhalik-Maliye Vekili, Rahmi-Ticaret Vekili, Sabri-Ziraat Vekili, Hamdullah Suphi Tanrıöver-Maarif Vekili, Behiç-Nafıa Vekili, İhsan-Bahriye Vekili, Mahmut Esat Bozkurt-Adliye Vekili, Dr. Refik Saydam-Sıhhiye Vekili, Dr. Tevfik Aras-Hariciye Vekili." Ne anlama geliyor? Türkiye'nin Musul-Kerkük üzerinde hakkı olup olmadığının tartışıldığı bu günlerde ortaya çıkardığımız bu belge, Türkiye Cumhuriyeti'nin bölgedeki nüfusunu hiç kaybetmediği şeklinde yorumlandı. Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz gazetemizin başyazarı Yılmaz Öztuna şu yorumda bulundu: "Musul petrollerinde Türkiye'nin hak ettiği asıl hisse, Sultan II. Abdülhamid'in şahsına ait, Musul-Kerkük üzerindeki yüzde 5'lik bir haktan kaynaklanmaktadır. 1927 yılı tarihli bu belgeye Türkiye, burada şu iddiada bulunmuş olabilir: 'Evet, bu yüzde 5'lik pay Padişah'ın üzerine kayıtlıdır. Musul petrollerinin bize ait hissesi, yani hak ettiğimiz hisse... Amma, biz Padişah mallarını devletleştirdiğimiz için, bununla birlikte, Padişah'lığın diğer malları nasıl Türkiye Cumhuriyeti'ne geçtiyse, bu yüzde 5'lik Musul-Kerkük payı da Türkiye Cumhuriyeti'nin olmuştur.' Buradan da şu anlaşılmaktadır ki, 1926 yılı Ankara Antlaşması'na rağmen 1927 yılının hemen başında gerçekleşen böyle bir olaya göre, Musul-Kerkük meselesi halledilmeden bu günlere gelmiş görünmektedir. Zaten Lozan'da da İngiltere, Türkiye'ye 'Orada sizin hakkınız yok' dememiştir. Lozan'da konu bir anlaşmayla sonuçlanmayınca hakemlere bırakılmıştır." Yakış: Musul’da hakkımızı arıyoruz Türkiye muhtemel bir Irak savaşında Musul ve Kerkük petrollerindeki haklarını masaya yatırmayı planlıyor. Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış Türkiye’nin Kerkük ve Musul’daki petrol kaynakları üzerinde geçmişte yapılan anlaşmalardan kaynaklanan hakları olduğu konusunu incelettirdiklerini belirterek “Bu haklarımızın geçerliliğini koruyup korumadığını ortaya çıkardıktan sonra, eğer hakkımız varsa, o hakkı kırarak dökerek değil, hakkımız olduğunu uluslararası camiaya ve muhataplarımıza izah ederek bu hakımızı temin etmemiz lazım” dedi. Oralar Türk şehri Musul ve Kerkük’ün, geleneksel olarak Türkmenlere meskün şehirler olduğunu bu sorunun 1926’larda İngilizlerle aramızda çıkan anlaşmazlıklardan, Lozan’da çizemediğimiz konulardan biri olduğunu belirten Yakış “O tarihte orası Türkçe konuşan yerlerdi. Aynı zamanda buraları petrol kaynaklarının bulunduğu yerlerdir. Petrol kaynaklarının herhangi bir güç tarafından ele geçirilerek, Irak’ın tamamının olan bu kaynakların sadece onu ele geçirmiş bir kitle tarafından kendi lehlerine kullanmasını da biz arzu etmiyoruz. O Irak halkının tamamının doğal kaynağıdır, tamamının yararlanması lazımdır ondan. Dolayısı ile bunlar bizim için hassasiyet içeren konulardır. Bu konuları ABD’li lerle görüşüyoruz. ABD’liler de her seferinde bu endişelerimizi anladıklarını, bu konuda aynı görüşte olduklarını bize söylüyorlar” dedi. Keyfi davranış yok Türkiye’nin Kuzey Irak’taki kırmızı hatları aşıldığı zaman bu durumun gerektirdiği önlemleri Irak halkıyla veya Kuzey Irak halkıyla savaşarak değil, onlarla anlaşarak, çözümlemesi gerektiğini belirten Dışışleri Bakanı Yakış “Yani Türkiye’nin Kuzey Irak’ta aldığı önlemin oradaki halkın da işine yarayacak önlemler olduğunu onlara, uluslararası camiaya ve ABD’lilere izah etmek yoluyla bunu sağlamamız lazım. Yoksa, ‘Bu Türkmen’lerin çıkarlarına aykırıdır, biz istediğimizi yaparız’ gibi bir tutum içine girmek değil amacımız. Bu önlemleri dost olarak, oradaki insanların da çıkarlarına uygun olarak onları da inandırarak almak gerekiyor” şeklinde konuştu.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98631
    % 2.04
  • 5.7873
    % -2.43
  • 6.7061
    % -2.24
  • 7.6147
    % -1.16
  • 228.344
    % -0.72
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT