BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > YÖK

YÖK

“Rüya okullar”, üstünlüğü özel okullara kaptırmamak için bağış kampanyaları başlatmışlar. Bu en son haberde kastedilen okullar malum. Ayrıca burada saymamıza lüzum yok. Korkunun ecele faydası da yok. O rüya bitecek. Bu çağ her alanda rekabeti emrediyor. Rekabete dayanabilen, kendini yenileyen kalacak, diğerleri gidecek veya en azından başındakiler gidecek.



“Rüya okullar”, üstünlüğü özel okullara kaptırmamak için bağış kampanyaları başlatmışlar. Bu en son haberde kastedilen okullar malum. Ayrıca burada saymamıza lüzum yok. Korkunun ecele faydası da yok. O rüya bitecek. Bu çağ her alanda rekabeti emrediyor. Rekabete dayanabilen, kendini yenileyen kalacak, diğerleri gidecek veya en azından başındakiler gidecek. Cumartesi günü bir özel üniversitedeki etkinlikteydik. YÖK Başkanı Kemal Gürüz, konuşmasını yaparken okula hayranlığını dile getirdi. Bunu diken üstünde oturan bir insanın kendine yeni zemin hazırlama projesi şeklinde düşünmek de mümkün ama o öyle olmayabilir de. Sayın Gürüz, o gün konuşmasını dinleyenlere yorgun bir intiba verdi. Bazı resmi üniversiteler -maalesef- istihza konusu yapılırken görevi onları da bu özel okullar seviyesine çıkartmak olan bir kurumun başındaki insan, o istihza ve imkânsızlıktan habersiz olarak imkânın seller gibi coştuğu bir mekânda hayranlığını gizleyemiyordu. Rusyadaydık. Bir adrese gitmek için taksiye bindik. Sürücümüz yaşlı Rus’un yakasındaki orak-çekiçli rozet dikkatimizi çekti. Ona yeni girilmiş olan liberal dönemle eski komünist düzenden hangisinin daha iyi olduğunu sorduk. Adam coştu. Serbest piyasa ekonomisine yanakları şişe şişe, etrafa tükürükler saça saça veryansın ediyordu. Demek ki bizi taşıyan arabayı kullanan bir ihtiyar kurttu. Eski dönemde belki de önemli bir bürokrattı, o dönemde nemalanıyordu. Kaybedince düşman olmuştu. Bu psikoloji, ırk ve renk farkı olmadan insanın tabiatında saklı... YÖK, bugün toplumda en çok tartışılan kurumların başında. Hiç bir kurum ve kuruluş bu kadar münakaşayı kaldıramaz. Öğretim elemanı memnun değil. Öğrenci memnun değil. Bakanlık memnun değil. Medya memnun değil. Memnun olan bir kaç kişi... Kemal Gürüz, Kemal Alemdaroğlu, Nur Sertel vs. Bu kadar kişinin muhabbeti veya ısrarı veya zoru bir kurumu ayakta tutabilir mi? İmkânsız... Değişime dayanmak, 22 yaşındaki öğrencilerden geri kalmak, anayasaya sığınarak makamını korumaya çalışmak, yerli yersiz laiklik diyerek bizatihi onu da yıpratmakla bir yere varılamaz. Şunun anlaşılması lazım. Her kurum, zamanın şartlarına göre yeniden düzenlenir. Kimse YÖK lağvedilsin demiyor. Daha esnek, daha demokrat, daha temsili esasa dayanmış olsun isteniyor. Bir şey daha anlaşılmalı . Üniversite de onun alt ve üst yapısı da milletindir. O itibarla saydığımız ve saymadığımız isimler artık aşırı derecede yıprandıklarını görmeli ve kendiliklerinden ayrılmalılar. Esasen gerçek bilim adamı yöneticiliğe çok da hevesli değildir. Gerçek bilim adamı masasına, dosyayına, laboratuvarına kapanarak insanlık için hizmet üretir. Manzara öyle mi? Değil. Hamaset ve kavgayla vakit öldürülmekte. Sıradan kampanyalarla okullar kurtulmaz. YÖK’ler “Rüya Okullar” bitiyor. Onbinlerin kapı önüne yığılıp “istifa” diye bağırmaları şart değil.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT