BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “... Millet hayatı tehlikeye uğramadıkça harp bir cinayettir”

“... Millet hayatı tehlikeye uğramadıkça harp bir cinayettir”

Yukarıdaki başlık, Mustafa Kemal Atatürk’ün, Milli Mücadeleyi kazandıktan sonra, 1923’te verdiği bir demeçten alınmıştır. Bu paragrafın tamamı şöyledir: “... Şu ve bu sebepler için, milleti harbe sürüklemek taraftarı değilim. Harp zaruri ve hayati olmalıdır gerçek kanaatim şudur: Milleti harbe götürünce vicdanımda acı duymamalıyım.



Yukarıdaki başlık, Mustafa Kemal Atatürk’ün, Milli Mücadeleyi kazandıktan sonra, 1923’te verdiği bir demeçten alınmıştır. Bu paragrafın tamamı şöyledir: “... Şu ve bu sebepler için, milleti harbe sürüklemek taraftarı değilim. Harp zaruri ve hayati olmalıdır gerçek kanaatim şudur: Milleti harbe götürünce vicdanımda acı duymamalıyım. “Öldüreceğiz” diyenlere karşı “Ölmeyeceğiz” diye harbe girebiliriz. Fakat millet hayatı tehlikeye uğramadıkça, harp bir cinayettir.” Mustafa Kemal, 1924’te şunları söyler: Türkiye Cumhuriyeti yalnız iki şeye güvenir: Biri millet kararı, diğeri en elim ve en güç şartlar içinde dünyanın takdirlerini hakkı ile kazanan Ordumuzun kahramanlığı. Bu iki şeye güvenir. Yine Mustafa Kemal’e göre “Ordu’nun vazifesi, vatanı çiğnemek isteyen düşmana karşı, bu düşmana atılmak için, ayağa kalkmaktır... Muharebe vasıtalarına malik olmayan veya muharebe vasıtası zayıf olan milletler kuvvetlilerin zebunu, haraç vereni, esiri olmuşlardır.” “Atatürk’ten Bilinmeyen Hatıralar” eserinde Münir Hayri Egeli Atatürk’e atfen şu anıyı anlatır: “Milli Mücadele’nin sonunda bir komutanım, bana şöyle bir telgraf çekti: “Emir ver, bir hafta sonra Matapan (*) Burnu’ndayım.” Derhal kendisine “Dur!” emri verdim, belki dediği doğru idi. Fakat biz ülkeleri değil, insanların kalbini fethetmek isteriz. Eğer biz, o vakit durmasını bilmeseydik, bugünkü dünyayı kapsayan prestijimiz ne olurdu?” “Atatürk ile Konuşmalar” adlı eserinde Mustafa Baydar, Mustafa Kemal’in 1922’de söylediği şu sözleri nakleder: “Hiçbir millet ve memlekete karşı tecavüz fikri beslemeyiz. Fakat varlığımızı ve bağımsızlığımızı korumak için, bir de milletimizin iç rahatlığı ve gönül huzuru ile çalışarak, rahata kavuşmuş ve mesut olmasını temin için, her vakit memleket ve milletimizi korumağa gücü yeter bir orduya sahip olmak da ülkümüzdür.” Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasını “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesine dayandıran Cumhuriyetin kurucusu Atatürk, 1930’larda, çeşitli vesilelerle verdiği demeçlerde şunları söylemektedir: Türkiye’nin güvenliğini gaye tutan, hiç bir milletin aleyhinde olmayan bir barış, bizim daima ilkemiz olacaktır... Komşuları ile ve bütün devletlerle iyi geçinmek, Türkiye siyasetinin esasıdır... Barış yolunda nereden bir çare geliyorsa, Türkiye onu, gönülden karşıladı ve yardımlarını esirgemedi. Dışişlerinde dürüst ve açık olan siyasetimiz, özellikle barış fikrine dayalıdır. Milletlerarası barış havasının korunması için, Türkiye, Cumhuriyeti, yapabileceği herhangi bir hizmetten geri kalmayacaktır... Olaylar, Türk Milletine, iki önemli kuralı yeniden hatırlatıyor: Yurdumuzu ve haklarımızı müdafaa edecek kuvvette olmak; barışı koruyacak uluslararası çalışma işbirliğine önem vermek!” Atatürk’ün yukarıda zikrettiğim barış ile ilgili bütün beyanlarının, Türkiye’nin Irak konusunda vereceği son kararda ve Başbakan Gül’ün Orta Doğu gezisinde bize önemli derecede ışık tutacağına inanıyorum. ........ (*) Matapan, Yunanistan’ın güneyinde bir burun adı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT