BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üniversiteler içini döktü

Üniversiteler içini döktü

Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu’nun yükseköğretim reformu için her kesimden görüş beklediği yönündeki açıklamasının ardından bakanlığın resmi internet sitesi, bir haftada binlerce kişi tarafından ‘tık’la#ndı.



İSTANBUL- Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu’nun Acil Eylem Planı’nda yükseköğretim alanında gerçekleştirilmesi öngörülen düzenlemelerle ilgili olarak reform önerilerini tartışmaya açtığı internet sitesine bir haftada 5 binin üzerinde görüş bildirildi. Bakan Mumcu’nun geçtiğimiz hafta yapılacak reform için her kesimden görüş beklediği yönündeki açıklamasının ardından üniversite camiası internette içini döktü. Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi internet sitesi www.meb.gov.tr adresini ziyaret eden üniversitelilerden, yapılacak yükseköğretim reformu için 16 konu hakkında düşüncelerini bildirmeleri istendi. Çok değişik fikirlerin yer aldığı sitede “YÖK’ün kaldırılması”, “rektör seçimi”, “üniversitenin ana özerk birim haline getirilmesi, üniversitelerde idari ve mali özerkliğin sağlanması” ile “uzun dönemli öğretim üyesi ihtiyacının karşılanması ve yetiştirilmesi” en çok görüş bildirilen konular oldu. Sitede düşüncelerini açıklayan bir öğretim görevlisinin “köylüler muhtarlarını oylarıyla seçtikleri halde biz öğretim üyeleri bu haktan mahrumuz.” sözleri dikkat çekti. İşte sitede yer alan bazı konular hakkında üniversite camiasının belirttiği ilginç görüşler; Rektör ve dekan seçimi *Köylüler muhtarlarını oylarıyla seçtikleri halde biz öğretim üyeleri bu haktan mahrumuz. Biz üniversitelimize, eğitimcimize güvenmezsek kime güveneceğiz. 100 oy alan yerine 4 oy alan atanıyorsa demokrasi ve çağdaşlık bunun neresinde? *Yeni rektörümüzü göremedik ama inşallah iyidir. (3 aydır göremiyoruz belirteyim) *Rektör seçimlerinde YÖK ya da Cumhurbaşkanlığı tercihlerinin kaldırılması gerekir. *Mevcut sistemde, öğretim üyeleri ile adeta alay edilmektedir. *Bizim dekan gerçekten iyi çalışıyor inşallah bozulmaz. *Dekan idareci olmalı, akademik kişiler oralarda tükeniyor. “Özerk”lik ve özgürlük *Üniversitelerin her konuda özerk olması gerekir. Fakat ülkemiz 12 Eylül gibi bir deneyim yaşamıştır. Bana göre, öğrencilerin özerklik istemelerinin altında rahatça terör estirebilecek ortamların yeniden oluşması yatmaktadır. *Bilim, aklın faaliyetidir. Aklı faal hale getirmenin yöntemi ise düşüncenin saygın kılınmasıyla mümkündür. Türkiye’nin kurtuluşu için tek yol, özgürlük alanlarını kısıtlayan statükoyu kaldırmak, “beyinsel” üretimi teşvik etmektir. *Bir insanın özgür düşüncesini söyleyebilmesi için iş güvencesinin olması gerekir. Sözleşmeli olan araştırma görevlileri ve yardımcı doçentler sözleşmem yenilenecek mi yenilenemiyecek mi endişesi içerisinde oldukları için kesinlikle akademik özgürlüğe sahip değillerdir. YÖK ve fakülte kurulları *Kişilerin yaptığı başarılı işlerden ziyade sırf kendi koltuk sevdaları yüzünden ülkeyi huzursuzluğa sevkettikleri için YÖK’ün kaldırılmasını istiyoruz. *YÖK ‘küçültülmüş’ fakat kendisi belirlenmiş alanda ‘etkinleştirilmiş’ bir kurul olmalı. *YÖK sadece koordinasyon sağlamalı diğer görev ve yetkileri kaldırılmalı. *YÖK’ün kaldırılması fikri güzel, güzel de yerine ne koyacaksınız? Herkesin kendi adamını alabilmek için, çalıştığı bir dönemde üniversitelerin tamamen özerkliğini savunmak iyimserliktir. *Mevcut sisteme ilave olarak ilgili fakültenin branşını kapsayan iş alemi temsilcisi olabilir.. *Fakülte kurulları müşteri memnuniyeti mantığıyla, paylaşıma daha çok özen göstermelidirler. Fikrî verimlilik ve öğrenci katılımı *Düşünce ve ifade özgürlüğünün garantiye alınması, tembelliği cezalandıran, başarıyı ödüllendiren bir rekabet sistemini geliştirmekle mümkündür. *Üniversitelerdeki akademik personel bütün zamanını sadece dil çalışmakla geçiriyor. Çünkü bu sınavlardan maksat Türkçe’yi bilim dili olmaktan çıkarmaktır. *Üniversitelerin gerçek sahipleri öğrencilerdir. İngiltere’de tüm üniversitelerin “Student Union” tarafından yönetildiği gerçeği saklanıyor. Öğretim üyesi ihtiyacı ve ünvanı *Akademik ünvanların alınması yeterli değil, alınan ünvanlara tekabül eden kadroların dağıtımının da aynı ölçütlerle sağlanması gerekmektedir. *Kesinlikle akademik ünvan kazanımlarının belli kriterler ölçüsünde yapılmasını istiyorum. Ancak doçent olabilmek için yapılan ÜDS sınavının kaldırılması veya daha farklı bir boyutta yapılması düşüncesindeyim. Unvan kazanımlarında kriter kişilerin yapmış oldukları bilimsel çalışmalar olmalı. *Öğretim üyesi ihtiyacını uzun vadeli karşılamak için araştırma görevliliğinin özendirilmesi gerekir. Bunun için en birinci şart ücretlerin tatmin edici olmasıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT