BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eve girerken ve çıkarken

Eve girerken ve çıkarken

Evinden çıkarken “Âyetelkürsî”yi okumalıdır. Zîrâ, böyle yapan her işinde muvaffak olur ve hayırlı işler başarır. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Bir kimse, evinden çıkarken Âyetelkürsîyi okursa, Hak teâlâ, yetmiş meleğe emreder, o kimse evine gelinceye kadar, ona duâ ile istiğfar ederler.” Evine gelince de okunursa, iki Âyetelkürsî arasındaki işler hayırlı olur ve fakîrlik önlenir. Akşam, sabâh Âmentüyü okuyarak imanını yeniden tâzelemelidir.



Evinden çıkarken “Âyetelkürsî”yi okumalıdır. Zîrâ, böyle yapan her işinde muvaffak olur ve hayırlı işler başarır. Resûl aleyhisselâm buyurdu ki: “Bir kimse, evinden çıkarken Âyetelkürsîyi okursa, Hak teâlâ, yetmiş meleğe emreder, o kimse evine gelinceye kadar, ona duâ ile istiğfar ederler.” Evine gelince de okunursa, iki Âyetelkürsî arasındaki işler hayırlı olur ve fakîrlik önlenir. Akşam, sabâh Âmentüyü okuyarak imanını yeniden tâzelemelidir. Âmentü, imanın altı şartını bildirmektedir. Âmentünün ma’nâsını da ezberlemeli ve çoluk çocuğuna da ezberletmelidir. Çünkü, ne zaman öleceğimiz belli değildir. Dâimâ kelime-i tevhîd okumalı ve inanılması lâzım gelen altı şeyi iyi öğrenmeli ve tasdîk ve ikrâr eylemeli ve onlara da öğretmelidir. Bunları zaruri manası ile beraber bilmiyenlerin imanı tehlikeye düşer. Gece yarısından sonra kılınan teheccüd namazı, gündüz kılınan bin rek’atten daha fazîletlidir. İki rek’at kazâ namazı kılmak da, teheccüd kılmakdan dahâ efdaldir. Peygamberimiz buyurdu ki: “Gece uyanınca, şu duâyı okuyan, her istediğine nâil olur: “Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr sübhanellahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm.” Herkese, İslamiyete uygun yaşaması için yardımcı olmak lazımdır. Peygamberimiz buyurdu ki: “Bir kimse, bir müslümanı islâmiyyete muhâlif işten doğru yola teşvîk ederek ikâz eylerse, kıyâmet gününde Hak teâlâ hazretleri, o kimseyi Peygamberlerle berâber haşreder.” Evlâdına din bilgisi ve islâm ahlâkı öğreten, dünyada ve âhırette rahat eder. Bir müslümanı islâmiyyete aykırı işten vazgeçirmeğe, “Nehy-i anil münker” denir. Bir müslümana Allahü teâlânın emrini öğretmeğe ve yaptırmağa, “Emr-i bil ma’rûf” denir. Emr-i ma’rûf ve nehy-i münker çok sevâbdır. Şimdi, “Vicdanlara tecâvüz etmemeli, Evliyâlar kimseye karışmazdı” diyenler var. Allahü teâlâ, kimseye karışılmamasını sevseydi, Peygamberleri göndermez, dinleri bildirmez, insanları islâm dînine davet etmez ve diğer dinlerin yanlış, bozuk olduğunu haber vermezdi ve geçmiş Peygamberlere inanmayanları azâblarla helâk eylemezdi. Herkesi kendi hâline bırakır, kimseye birşey emretmez ve inanmayanlara azâb yapmazdı...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT