BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KDV iadesinde tercih hakkı problemi

KDV iadesinde tercih hakkı problemi

Son zamanlarda, bazı mükelleflerin ihracat istisnası nedeniyle geçmişte yüklenip de indiremediği katma değer vergisini düzeltme yoluyla nakden ve/veya mahsuben iade talep etmelerinin -teminat mektubu, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna istinaden- mümkün olup olmadığı yolunda bir duraksamaya düşülmüştür.



Son zamanlarda, bazı mükelleflerin ihracat istisnası nedeniyle geçmişte yüklenip de indiremediği katma değer vergisini düzeltme yoluyla nakden ve/veya mahsuben iade talep etmelerinin -teminat mektubu, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna istinaden- mümkün olup olmadığı yolunda bir duraksamaya düşülmüştür. Esasen bu konu geçmişte de tartışılmış; ancak Vergi İdaresi 22.04.1996 tarih ve 17121 sayılı bir muktezası ile bu tartışmayı mükellef lehine sonuçlandırmıştı. (1,2) Ne var ki, Vergi İdaresi bilahare konuyu salt bir tercih hakkı değişikliği olarak yorumlayıp görüş değiştirmiştir. (3,4) Üstelik görüş değişikliğine de bir milat koymuştur. Mesela; ¥ “2000/Ağustos döneminden önceki dönemler için mükellefin düzeltme talebinin mevcut olması durumunda düzeltme hükümleri çerçevesinde işlem yapılarak söz konusu dönemlerde iade olarak bir verginin doğması halinde bu verginin genel hükümler çerçevesinde iadesinin yapılması gerekmektedir” derken, ¥ 2000/Ağustos ve sonraki dönemler için tercih değişikliği nedeniyle düzeltme yoluyla iade yapılmasını mümkün görmemektedir. Ancak, İstanbul Defterdarlığı, Bakanlığın yukarıda belirtilen tüm bu görüşlerine rağmen - bizim de tam olarak katıldığımız - aksi yöndeki görüşleriyle uygulamalarına devam etmektedir. (5) Demek ki, böylesine önemli bir konuda uygulama birliği yoktur. Oysa, buradaki seçimlik hakkının, vergi mevzuatımızda bulunan yatırım indirimi, yeniden değerleme, amortisman ve daha bunun gibi nicesi bulunan ihtiyarilik hakkı ile hiçbir benzerliği yoktur. Çünkü, Katma Değer Vergisi Kanunu’na göre, iade hakkı doğuran (11, 13, 14 ve 15’inci madde kapsamındaki işlemler ile temel gıda maddesi teslimine ilişkin) işlemlere ait girdi katma değer vergisi için, mükellefin mutlaka iade isteme zorunluluğu yoktur. Mükellefin başlangıçtaki (şu veya bu saik altında kullandığı) indirim tercihini sonradan (öngörülen indirim imkanının doğmaması üzerine) iade yönünde düzeltme yoluyla değiştirmesi mümkündür. Bu durum, Vergi Daireleri İşlem Yönergesi’nin 56/4 ve 5 madde bentlerinde belirtildiği gibi matrahta azaltıcı ya da sonraki döneme devreden katma değer vergisini artırıcı bir özellik taşımaz. Dolayısıyla, böyle bir düzeltmeye karşı koymanın hiçbir yasal dayanağı bulunmamaktadır. Diğer yandan, elbette bu konu VUK’nun 116 ve müteakip maddelerindeki düzeltme hükümleri kapsamında değerlendirilemez. Ancak, vergi hataları dışında düzeltilmesi gereken bir hususun bulunması halinde, bu düzeltme hükümlerinin uygulanmasını önleyen herhangi bir yasal hüküm de yoktur. Mükellefler, inceleme talebiyle kendi beyanlarına dahi itiraz edebilirken, “Geçmişte siz indirim hakkını tercih ettiniz, bugün artık bu tercihinizden geri dönemezsiniz” demek, Vergi Kanunları bazında yasal olmadığı gibi, Anayasal hakların kullanımına da aykırıdır. Tersinden bakıldığında, sormak gerekir: Tercihin sonradan değiştirilmesiyle acaba Hazine’ye herhangi bir külfet mi yüklenmektedir? Aksine, iade hakkının zamanında kullanılmayıp indirim yolunun seçilmesi, Hazine’ye bir finansman hizmeti sağlamıştır. Yani, mükellefin aleyhine, Hazine’nin lehine olmuştur. Burada İdarenin yüklendiği tüm külfet, ilave olarak bir beyanname daha almaktan ibarettir. Sonuç olarak diyebiliriz ki, başlangıçta iade hakkını indirim yoluyla kullanacak şekilde beyanname veren mükellefler, sonradan düzeltme beyannamesi vererek nakden ve/veya mahsuben katma değer vergisi iadesi isteyebilmelidirler. Aynı şekilde, başlangıçta iadesini talep ettikten sonra, indirim potansiyeli oluşması halinde de (iade incelemesi, YMM Tasdik Raporu ücretinin külfet olması gibi nedenlerle) iade talebinden vazgeçip indirim yolunu tercih edebilmelidirler. Aksi uygulama, mükelleflerin yasal haklarının elinden alınarak mağdur olması ve İdareye olan güvenini yitirmesi demektir. ................................................................ 1 Maliye Bakanlığı’nın 22.04.1996 tarih ve 491/17121 sayılı müktezası 2 İstanbul Defterdarlı’ğının 18.11.1994 tarih ve 16996/9581 sayılı mük. 3 Maliye Bakanlığı’nın 01.08.2000 tarih ve 526/36411 sayılı müktezası 4 Maliye Bakanlığı’nın 27.10.2000 tarih ve 526/49098 sayılı müktezası 5 İstanbul Defterdarlığı’nın 10.05.2002 tarih ve 241353/2573 sayılı mük.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT