BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarikatların dünü ve bugünü

Tarikatların dünü ve bugünü

Dün, bazı tarikatların aralarındaki, içki, kadın, para, rant... kavgalarından bahsetmiştim. Bugün de, asırlardır, islam dinine hizmet etmiş tarikatların bu hallere nasıl düştüklerinin üzerinde durmak istiyorum. Tarikat demek tasavvuf demektir. Önce tarikat yani tasavvuf nedir bunu izah edelim: Tasavvuf, îmânın vicdanîleşmesini, yerleşmesini, fıkıh ilmi ile bildirilen ibâdetlerin seve seve, kolaylıkla yapılmasını, kötü huylardan kurtulup güzel ahlak sahibi olmayı ve Allahü teâlânın sevgisine kavuşmayı sağlar. İmâm-ı Kettânî: “Tasavvuf, güzel ahlâktan ibârettir.” buyurmuştur.



Dün, bazı tarikatların aralarındaki, içki, kadın, para, rant... kavgalarından bahsetmiştim. Bugün de, asırlardır, islam dinine hizmet etmiş tarikatların bu hallere nasıl düştüklerinin üzerinde durmak istiyorum. Tarikat demek tasavvuf demektir. Önce tarikat yani tasavvuf nedir bunu izah edelim: Tasavvuf, îmânın vicdanîleşmesini, yerleşmesini, fıkıh ilmi ile bildirilen ibâdetlerin seve seve, kolaylıkla yapılmasını, kötü huylardan kurtulup güzel ahlak sahibi olmayı ve Allahü teâlânın sevgisine kavuşmayı sağlar. İmâm-ı Kettânî: “Tasavvuf, güzel ahlâktan ibârettir.” buyurmuştur. Tasavvuf büyükleri, asırlardır, bıkmadan, usanmadan, İslâmın güzel ahlâkını anlatıp, İslâmı herkese sevdirmişlerdir. Her hâlleri ile İslâmiyeti yaşayarak örnek olmuşlardır. Bu büyükler ayrıca, İslâmiyeti dünyaya yaymakta bir nevi öncü kuvvet olmuşlardır. Tasavvuf büyüklerinin dini yaymaktaki bu önemli fonksiyonunu gören İslâm düşmanları, bütün güçleri ile tasavvufa yöneldiler. Yüz yıldır, tarikat diyerek, birçok şey uyduruldu. Eshab-ı kiramın yolu unutuldu. Cahiller, sahtekârlar şeyh maskesi altında, müslümanlara her çeşit günahı işlettiler. İslâm memleketlerini, gerçek manada tasavvuf ile ilgisi olmayan, müslümanları sömüren sahte mürşidler, sahte şeyhler istila etti. Bu da yetmedi şeyh kılığında ajanlar sızdı. Mesela, 18. asırda yaşamış meşhur İngiliz casusu Hempher, hatıratında, “İslâm ülkelerinde talebe, mürşid kıyafetinde beşbin ajanımız vardı” diye yazmaktadır. Yahudi Sabetaycıların, Osmanlının yıkılmasında büyük rolü olmuştur. Sabetaycı Ilgaz Zorlu, “Sabetaycılar, kendi din adamlarını Melamilik tarikatı içinde yetiştirmişlerdir. Bu çok ilginç! Adam hahamdır, ama dışarıdan baktığınız zaman Melamilik, Mevlevilik ve Bektaşilik tarikatları içinde yetişmiş din adamı gibi görünür. Nitekim, Selanik’teki Şemsi Efendi okulunun kurucusu hahamdı.” demektedir. Namaz kılmanın farz olmadığını, içki içmenin haram olmadığını, kadınların açık gezmesinin sevap olduğunu açıkça söyleyebilen şeyhler çıktı ortaya! Bırakın şeyhi, sıradan bir Müslüman bunu söyleyebilir mi? O hâle geldi ki, gayeleri insanlara dini sevdirmek olan tarikatlar insanları dinden uzaklaştıran kurumlar haline geldiler. “Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır” sözünü öne sürerek, topladıkları müslümanların imanlarını, itikadlarını bozdular. Bu söz, dine uygun tasavvuf ehli bir kimse olduğu zaman için geçerlidir. Yoksa her önüne gelene, ne olduğu belirsiz kimselere gidip, tâbi olmak değildir. Böyle kimseler şeytandan daha kötü kimselerdir. Böyle bozuk bir tarikata girmek, yağmurdan kaçalım derken, doluya tutulmaktır. Bunların tuzaklarına düşen kimse, sahte, cahil doktora giden hastaya benzer. Sahte doktora giden, hayatından olduğu gibi, sahte şeyhe giden de dininden, imanından olur. Hakiki tasavvuf âlimi olmadığı günümüzde, eskiden yaşamış, bilinen meşhur evliyaların, mürşid-i kâmillerin kitaplarını okuyarak, dinimizi ve dinimizin güzel ahlâkını buralardan öğrenmeliyiz. Hele hele şu karışık zamanda, din hırsızlarının, ırz, namus düşmanlarının kol gezdiği bir zamanda, bilhassa kadınların sokak sokak şeyh aramaya çıkması çok tehlikelidir. Sahte şeyhlerden, aydın din adamı kılığındaki sinsi din düşmanlarından kurtulmanın yolu eskiye dönüp, dini, hakiki ehl-i sünnet âlimlerinin, fıkıh, ilmihal kitaplarından öğrenmektir. Dini iyi bilen kimse kandırılamaz. İlmin olmadığı, cehaletin hakim olduğu yerde, din de kalmaz. Nitekim, hadis-i şerifte, “İlim bulunan yerde müslümanlık vardır. İlim bulunmayan yerde müslümanlık kalmaz” buyuruldu.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT