BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kantarın topuzu kaçarsa!

Kantarın topuzu kaçarsa!

İngiltere gibi bazı istisnalar haricinde her ülkenin yazılı bir anayasası vardır; bir de yazılı olmayanı tabii. Yazılı olmayan anayasa toplumun örf, adet, kültür, anane, tecrübe ve etnik yapısıyla yoğrulduğu için renkli bir mozaik ortaya çıkarır ve daha derindir. Bu iki anayasa genelde birbiriyle örtüşür.



İngiltere gibi bazı istisnalar haricinde her ülkenin yazılı bir anayasası vardır; bir de yazılı olmayanı tabii. Yazılı olmayan anayasa toplumun örf, adet, kültür, anane, tecrübe ve etnik yapısıyla yoğrulduğu için renkli bir mozaik ortaya çıkarır ve daha derindir. Bu iki anayasa genelde birbiriyle örtüşür. Bütün dünyada böyledir bu; Türkiye hariç! Bizde taban tabana zıttır. Hayrettin Uzun’dan bir anekdot: Milletvekili olduğu dönemde Almanya’ya gitmiş. TBMM’ye çok fonksiyonlu hem de fiyatı ehven bir bilgisayar sistemi arıyorlar. Uzmanlar anlatıyor, bizimkiler not alıyor. Bir ara rahmetli başını kaldırıp, “Mister Hans” demiş. “Benim yerime başkası gelip oy kullanırsa ne olacak?” Kafası bir türlü bu işe basmayan Hans şaşırıp kalıyor tabii. Başını kaşıyor, yüzünü ekşitiyor, sonunda, “Bir başkası neden sizin yerinize oy kullansın ki?” diyebiliyor ancak. Hans’ın gündelik anayasasında da devletinkinde de dürüstlük var. Bir de bize bakın! Ölüye oy kullandırmak hüner sayılıyor bizde. Adam birlikte yaşadığı eşini mahkemede boşuyor ki; kadının babasından kalan emekli maaşını alabilsin! Kanun vergi vermeyi emrediyor, vatandaş vergi vermemek için her türlü yolu mubah sayıyor. Siyasetçiler meydana çıktıklarında “Vergi verme, oy ver” diye vatandaşı yüreklendiriyor. Kanunla pratik birbiriyle örtüşüyor mu hiç? Siyasetçi böyle böyle bu ülke insanının ahlakını bozdu. En sonunda devlet vazgeçtim yatırımdan, personel maaşını ödemek için bile borçlanır hale düştü; hem de yüzde 30 reel faizle. Vatandaş bankalara koşup parasını yatırdı yatırmasına ama bir taraftan da, “Böyle faiz oranı dünyanın hiçbir yerinde yok. Buna ne banka dayanır, ne Hazine” diye endişe etti. Öyle ya, banka duvara toslarsa paracıklar ne olacak? Türkiye’de siyasetçi kurnaz, devlet işi biliyor; vatandaşın endişesini anında giderdi: Mevduata devlet garantisi! Madalyonun bir yüzü bu. Öbür yüzünde ise bankacıya mesaj vardı: Topladığın para senin, borç benim!.. Devlet aynen bunu dedi bankacıya. Mevduata yüzde 100 garanti verilmesinin başka ne manası olabilir ki? Elin memleketinde olsa bankanın kasasında ne var, ne yok hepsini toplar gider adam. Bizim bankacılar öyle yapmadıysa da parayı kendi şirketlerine kredi olarak aktardı. Bunun en son örneği Pamukbank’ta yaşandı... Mehmet Karamehmet aileden zengin bir müteşebbis. Aha Çukurova Holding, aha Yapı Kredi Bankası, aha Turkcell... Hepsi de ülkenin en önde gelen kuruluşu. 35 bin kişiye doğrudan istihdam imkanı sağladı; 65 bin dolaylı iş imkanı da cabası. Devlet doğru mu? Karamehmet’in suçu, bankasına yatırılan mevduatı şirketlerine kullandırması. Bu davranış doğru mu? Değil elbette... Ahlaki mi? Asla ahlaki değil... Hukuki mi? Kesinlikle değil... Doğrusu ne? Bu işin doğrusu bankasında toplanan mevduatları götürüp devletin boğazına akıtmaktı. Çünkü sistem bu kokuşmuşluğa endekslenmişti. Halit Cıngıllıoğlu böyle yaptı; devlete güvendi ama ertesi gün BDDK onun Demirbank’ına da el koydu. Sonunda da yok pahasına satıldı. O da çözüm değilmiş demek ki. Medya, “Hortumcular! Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyorlar” diye bangır bangır bağırıyor. Burada maksat gerçekten üzüm yemek olsa, öpüp başıma koyacağım. Hayır maksat sadece bağcıyı dövmek!.. Eğri oturup doğru konuşalım. Karamehmet’in ayağını yorganına göre uzatmadığı, finansman yapısını dikkate almadan yatırım yaptığı doğru. İyi de bu ülkede uzun vadeli düşünmeyi ortadan kaldıran siyaset cambazlarının, okus pokusla vatandaşı uyutan politikacıların hiç mi kusuru yok? Doğruyu konuşacaksak rüzgara göre söz söylemek yerine gerçeklere göre konuşmalıyız. Mehmet Karamehmet’in kusuruyla siyasetçilerin kusurunu yan yana koysanız; Karamehmet’inki devede kulak kalır. Karamehmet için Pamukbank olmasa da olur. O, bankanın değil itibarının peşinde! Biri yargılayacaksa mevcut şartlar içinde yargılaması gerekir. Eğer Karamehmet kusurluysa ipini ben çekeyim. Yok değilse, bırakın da şu memlekette işadamı da itibarıyla yaşasın. Şayet kantarın topuzu kaçarsa çırayla müteşebbis arayacağız!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT