BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Kara İdris, şoföre talimatlar veriyordu: -Oğlum yarın sabahleyin Mine hanımı alıp istediği yere götürüyorsun anlaşıldı mı? -Emredersiniz efendim... -Arabanın bakımı tamam mı, uzun yola gideceksiniz...



Kasabaya girdiğinde yer yerinden oynadı! Kara İdris, şoföre talimatlar veriyordu: -Oğlum yarın sabahleyin Mine hanımı alıp istediği yere götürüyorsun anlaşıldı mı? -Emredersiniz efendim... -Arabanın bakımı tamam mı, uzun yola gideceksiniz... -Tamam efendim... -Bak Mine hanım en ufak şekilde üzülür, rahatsızlık duyarsa bacaklarını kırarım anladın mı? -Anladım efendim... -Mine hanım istediği kadar kalsın, yanına bol para al, tüm ihtiyaçlarını karşıla, hatta akraba ve komşulara hediye götürmen gerekir, istersen birazdan alış verişe çıkıp bir şeyler alalım olmaz mı?.. Emine, Kara İdris’i şu anda dünyanın en iyi adamı olarak görmeye başlamıştı. Sabri Kayral anlaşılan onu kıskandığı için kötülemişti. Sevincinden kalkıp boynuna sarılmamak için kendini zor zaptetmiş, “İdris bey sana ne kadar teşekkür etsem azdır, çok iyisiniz” demişti. Kara İdris insan psikolojisini çok iyi biliyordu. Bir kuşu bile evcilleştirebilmek için ona şefkatli davranmak gereği aşikardı. Emine’nin kasabadan geri gelmeme ihtimalini hiç dert etmiyordu. Zira, Kara İdris’e karşı duracak kimse mi vardı ki? Mine Yıldız bundan sonra şöhretin zirvesine çıkmalı, onun sırtından hudutsuz paralar kazanmalıydı. Bunu başarabilmesi için onu iyi motive etmeli, kafasındaki problemleri çözmeliydi. Bir yarış atının bile kazanabilmesi için motivasyona ihtiyacı vardı... Kara idris, Emine’yi boğazın en büyük alışveriş merkezine götürdü. Emine bol bol hediyelik giyim kuşam, oyuncak, radyo, teyp aldı. Yıllardır hep bu günü hayal etmişti. Memleketine arabayla dönmek herkese hediyeler dağıtmak en büyük arzusuydu. İsmail’in öğrencilerine dağıtmak üzere bol miktarda kitap, defter ve kırtasiye malzemesi aldı. O büyük bir şevk içinde alışveriş yaparken Kara İdris, onu izliyordu. Onun saflığı ve masumiyeti hoşuna gidiyordu. Alınan eşyaları Mercedesin götürebilmesi mümkün gözükmüyordu. Emine’nin gözünde büyüttüğü bu meseleyi Kara İdris çabucak çözmüştü. Bir kamyonet de peşlerinden eşyalarla yola çıkacaktı. Kara İdris bu alemin içinde onlarca sanatçıyla ilgilenmiş onların menajerliğini üstlenmişti... Onlara karşı nasıl davranmak gerektiğini çok iyi biliyordu. Balık tutabilmek için oltanın ucuna yem takmak gerekiyordu. Emine çok basit şeylerle mutlu olabiliyordu. Bunu keşfetmişti. Bundan sonra işi daha kolay olacak gibiydi...  Emine son model siyah Mercedesle Yenipınar’a girdiğinde yer yerinden oynamıştı. Kasaba halkı akın akın Fırıncı Ömer’in evine yönelmişti. Annesi Hayriye her zamanki feryadını basmış, -Yavrum benim gınalı guzum gelmiş! Ciğer parem hoş geldin, gözümün nuru, yüreğimin köşesi... Kızına sarılmış hüngür hüngür ağlıyordu. Şoför Mehmet bu tablo karşısında duygulanmış, gözleri nemlenmişti. Mine Yıldız meşhur biriydi, böyle meşhur birinin Anadolu’nun bu ücra kasabasından çıkacağını kim bilirdi. Ana yüreği her yerde aynıydı. Ana ne kadar mukaddes bir varlıktı. Kızının üstüne titreyen, onu yüreğine sokacakmış gibi bağrına basan şu ana, evladının yokluğunu hangi şeyle giderebilirdi ki? Odaya girdiklerinde kanepenin üzerinde dedesi Kambur Salih’i iniltiyle, yarı baygın yatar halde buldu. -Anne dedem hasta mı? Diye heyecanla sordu. -Hasta gızım bir aydır yatıyo öylece... -Doktora götürmediniz mi, nesi var? -Götümedük... Biliyon baban doğru dürüst eve uğramıyo ki... Varsa yoksa gumar onun işi, artık fırında da çalışmıyo, aylardur fırın gapalu, ‘benim gızım menşur oldu bağa bahar’ diyo... -Dede, dedeciğim, neyin var dede aç gözlerini!.. Kambur Salih yıllanmış yaşlı çınar, milli mücadelede harpler görmüş, yokluk ve kıtlık içinde bir ömür sürmüş fakat her halükarda Rabbine ibadet ve şükürden geri durmamıştı. Zaten garip ve sessiz bir adamdı. Kimsenin etlisine sütlüsüne karışmazdı. Ama son yıllarda Emine’nin meşhur bir yıldız olmasına oğlu Ömer delice sevinirken o kendine yedirememiş “yavrucuğun hayatı heba oluyor...” diye kendi kendini yiyip bitirmişti. -Dede seni hemen doktora götürelim... diye fısıldadıktan sonra valizlerini taşımakta olan şoför Mehmet’e seslendi. -Mehmet efendi arabayı hazırla dedemi doktora götüreceğiz... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT