BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Holding bankacılığı artık tarihe karışıyor

Holding bankacılığı artık tarihe karışıyor

Geçmişte “Benim de bir bankam olsun” diyen holdingler bugün, “Aman istemem! Benden geri dursun” diyor. Bunun sebebi kanunlardaki boşlukların doldurulması ve sektöre getirilen mali disiplin. Dışbank Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akışık, “Mevzuatlar bundan sonra bankacılık yapmak isteyen holdingleri cesaretlendirmiyor, aksine korkutuyor” dedi.



İSTANBUL- “Bıçak kemiğe dayandı” tabiri, Türkiye ekonomisine uyarlanmak istense “Kriz bankalara dayandı” olurdu herhalde. Ondan sonrası uçurum zira. Şubat krizi bu dayanmanın miladı oldu. 57. Hükümet bu işin şakasının olmadığını ancak o gün anlayabildi. Sonrası malum: İstikrar tedbiri. Tedbir, tedbir, tedbir. Bankaların bir kısmı kapandı, bir kısmı el değiştirdi, bir kısmı birleşti... İki sene sonra bankacılık sektörü nereye geldi? Bu sorunun cevabını sektörün duayenlerinden Vural Akışık verdi. Küçümsenmeyecek mesafe alındığına işaret eden Akışık, “Bankalar her gün Merkez Bankası’na 10 katrilyon lira veriyor” dedi ve bu fazlanın kamu mali disiplini sayesinde sağlandığını belirtti. Dışbank Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akışık’ın sektörle ilgili sorularımıza verdiği cevaplar özetle şöyle: ø Soru: Bu 10 katrilyon lira para özel sektöre kredi olarak kullandırılabilir mi? Akışık: “Fazla para bankayı yakar. Bunu mutlaka kullandırması gerekiyor. Ancak özel sektör bu parayı kullanamıyor. Çünkü kamunun reel faiz üzerindeki rekabet baskısı çok fazla. Mevduatın yüzde 75’ini hâlâ kamu kullanıyor. Özel sektör ise ancak dörtte bir kredi kullanıyor. Bunun düzeltilmesi gerekiyor.” ø Soru: Nasıl düzelir? Mali disiplin şart Akışık: “Kamu maliyesi disiplininin devam etmesi gerekiyor. Faizlerin düşmesi için başka yol yok. Faiz dışı fazla ile büyüme hızının toplamı reel faizden fazla ise borçlanma sürdürülebilir. Tersi olursa krize girilir.” ø Soru: Bunu biraz açmak mümkün mü? Akışık: “Faiz dışı Bütçe fazlasının yüzde 6.5 olacağı söyleniyor. Büyüme oranı ise yüzde 5. Bu durumda reel faizin yüzde 11.5’dan daha düşük olması gerekiyor.” ø Soru: Türkiye’de yüzde 30’ları buldu bu rakam? Akışık: “Buldu ve beraberinde de krizi getirdi. 2002’de birbirine yaklaştı bu oranlar. Şimdi savaş nedeniyle biraz yükseldi ama tek parti iktidarının getirdiği moralle faizler yüzde 46’lara kadar geriledi. Bundan yüzde 30 enflasyonu düşerseniz, yüzde 16 gibi bir rakam çıkar. İyi değilse de, eskiye göre daha az riskli. Bugün dünya’da yüzde 5’leri geçmiyor reel faizler. Türkiye’de kredi faizlerinin düşmesi için önce enflasyonun düşmesi ve güvenin gelmesi gerekiyor.” ø Soru: Gelir mi? Reel sektör canlanır Akışık: “İstikrar programına devam edelirse neden gelmesin, gelir.” ø Soru: Kamunun finansman ihtiyacı faiz oranlarını yükselti ve dolayısıyla kredi kullanamayan özel sektör yatırım yapamaz oldu. Bir kısmı da kapandı. Bundan sonra reel ekonomi canlanır mı? Akışık: “Bütün hedef o zaten. Bütçe ve mali disipline uyulur, Merkez Bankası’nın bağımsızlığı devam ettirilirse; piyasaya güven gelir ve yatırımlar başlar. Bu da istikrar programını uygulayacak olan hükümete bağlı.” ø Soru: Bankacılık sektörü belli bir disiplin içine girdi mi? Akışık: “Hemen hemen girdi. Uluslararası BIS kuralları uygulanıyor. Türk bankacılık sektörünün hiçbir eksiği yok.” ø Soru: Eksiği yok derken, mevzuat yönünü mü kastediyorsunuz, yoksa sermaye de buna dahil mi? Akışık: “Sermaye yetersizliği bundan sonra daha fazla gündeme gelecek. Çünkü, enflasyonsuz dönemlerde bankacılık sektörü büyümek ister. Büyüme de sermaye ile olur.” ø Soru: Sektör sermaye bulmakta zorlanır mı? Akışık: “Bankalar halka açılıp iç ve dış piyasalardan sermaye temin edebilir veya yabancı ortak bulur.” ø Soru: Hangisi daha kolay olur? Akışık: “Bu zor bir soru. Ekonomide büyüme dönemi başladığında reel ekonominin karlılığıyla bankaların karlılığına bakmak lazım. Sanayi ve hizmet sektörünün daha fazla karlı olacağını tahmin ediyorum. Dolayısıyla halka açılmalar başladığında bankacılık sektörü ilgi görenler sıralamasında ortalarda kalabilir.” ø Soru: Peki, yabancı sermaye ve şirket evlilikleri sonucunda sektör yabancıların eline geçmez mi? Akışık: “Tabii, bu bir endişe. Göz ardı edilemez. Yabancı sermayenin zararı yönünden değilse bile Türk ermayeli bankaların sayısının azalması bakımından böyle bir handikap var ortada.” Bankacılığı bankacı yapacak ø Soru: Belki iktidarların uyguladığı politikalar sebebiyle, belki de başka nedenle; şimdiye kadar Türk sanayicisi bir bankası olsun istedi hep. Yine öyle mi olacak? Akışık: “Holding bankacılığı bitecek. Çünkü bütün dünyada bu böyle. Uygulanan mevzuatlar holding bankacılığını cesaretlendirici değil.” ø Soru: Neden? Akışık: “Herşeyden önce bankaların krize girmesi halinde bütün ortaklıklarına müdahale edilmesi söz konusu. Bir grubun bankası varsa, bankanın başına gelen bir durumdan bütün şirketleri etkileniyor. Ayrıca bankacılık sektörüne gelmek isteyen sermaye, başka sektörlerde de faaliyet gösteren gruba değil de, sadece bankacılık yapan gruba gelecektir.” ø Soru: Bankacı bankacı, sanayici sanayici mi olacak? Akışık: “Evet. Aynen öyle.” Herkes miyop ø Soru: “Uzun vadeli planlar yapılabiliyor mu?” Akışık: “Bunu söylemek için vakit erken. Şu anda herkes miyop. Herkes kısa vadeli düşünüyor; mevduat sahibi de, kredi veren de, alan da... Kimse 6 aydan ilerisini düşünmüyor. 90 günlük, 45 günlük düşünüyor insanlar.” ø Soru: “Daha soluklu düşünebilecek miyiz?” Akışık: “İstikrar gelip enflasyon tek haneli olunca insanlar 8-10 senelik vadelerle ev, 3-5 senelik kredilerle otomobil alacak. 3-4 senelik vadelerle mobilyasını yenileyecek.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT