BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

İsmail başını salladı: -Çok geç Emine!.. Sen artık bu kalabalıklara mal oldun, benim dünyam sana çok dar gelir... -İsmail niçin böyle konuşuyorsun? -Emine ben okula gitmem lazım bu kalabalık dağıldıktan sonra daha sakin konuşuruz... Emine, İsmail gittikten sonra kalabalığa döndü.



İsmail başını salladı: -Çok geç Emine!.. Sen artık bu kalabalıklara mal oldun, benim dünyam sana çok dar gelir... -İsmail niçin böyle konuşuyorsun? -Emine ben okula gitmem lazım bu kalabalık dağıldıktan sonra daha sakin konuşuruz... Emine, İsmail gittikten sonra kalabalığa döndü. -Kıymetli büyüklerim, sevgili Yenipınarlılar! Bana gösterdiğiniz bu ilgiye çok teşekkür ederim. Ben burada doğup, burada büyüdüm ve aranıza döndüm. Sinemayı bırakarak sizlerle birlikte yaşamak istiyorum... Bu sözler üzerine kalabalıktan uğultular yükseldi: “Senden yeni filmler isteriz, sen beyaz perdenin en büyük yıldızı olmalısın, daha büyük yıldız olup kasabamıza hizmet etmelisin...” Emine kasabaya dönme konusundaki fikrine karşı ilk tepkiyi hemşehrilerinden almıştı. Belli ki kasaba halkı bu işe devam etmesini istiyor, kendisiyle gurur duyuyorlardı. “Topluma mal olmak” bu olmalıydı. Acaba ülke düzeyinde tüm seyirciler de aynı mı düşünüyordu! İsmail bile fikir değiştirmişti. Oysa kendisi artık bu işten haz almıyordu. Sabri Kayral ile başlamıştı bu işe Kara İdris bir mal gibi gasp etmişti onu. Yıldızlar dünyasının içi kendini, dışı bu kalabalıkları yakıyordu. Bu kalabalıklar içinde yapayalnız hissediyordu kendini. Dedesi samimi olarak bu işi bırakmasını istiyordu ama o da sadece bir noktadan bakıyordu meseleye... Kafası karmakarışıktı. Şoför Mehmet, Emine’nin sözlerine takılmıştı. “Artık kasabada yaşayacağım” diyordu. Bunu patrona bildirmek gerekiyordu. Aksi bir durum olursa Kara İdris’in cezasına takat getiremezdi. İstanbul’a telefon edebileceği bir yer aradı. Kasabada telefon yoktu. En yakın telefon yirmi kilometre mesafedeki ilçe postanesindeydi... Emine’ye hissettirmeden yola çıktı. Postane görevlisine İstanbul’un numarasını verdi. Bu numaranın bağlanabilmesi üç saati bulmuştu. Telefona çıkan hizmetçiye, -Ben şoför Mehmet. Patronu ver... dedi. İki dakika bekledikten sonra patrona bağladılar. -Patron, ben Mehmet... -Ne var oğlum?... -Patron Mine hanımı getirdim kasabaya... -İyi, ne yapıyor Mine... -Bütün kasaba halkı evin önüne toplandı patron, ben böyle bir şey görmedim... -Tabii toplanacak oğlum, içlerinden biri şöhreti yakaladı kolay mı? -Patron ben esas şunun için aradım. Mine Hanım kalabalığa karşı konuşurken “ben artık sizinle burada yaşayacağım, sinemayı bırakacağım...” dedi. -Nee! Sinemayı bırakacağım mı dedi?... -Evet patron... -Niye bırakıyormuş araştırdın mı? -Zannedersem İsmail isminde biriyle evlenmek istiyor patron... -Ne evlenmesi oğlum? -Dedesi ölümcül hasta, onu doktora götürelim dedik adam gitmedi, “sen bu işi bırak evlen İsmail ile” dedi patron... -Evlenemez! Zor kullanma, onun suyuna göre hareket et, ürkütme, tasmasını uzun bırak ama yoldan çıkma durumu olursa beni ara... -Peki patron... -Ne istiyorsa yap! Parası biterse para ver, sende para biterse benden iste, bıkana kadar gezdir, istediği yere götür, anladın mı? -Emredersin patron... -Küçük kasabada çabuk bıkıp işinin başına dönecektir. Yalnız tatil bir ayı geçmesin, önümüzdeki ay yeni bir film çalışması var anladın mı? -Anladım patron... Mehmet ilçeden dönerken arabayı sebze, meyve ve diğer yiyeceklerle doldurdu. Eve geldiğinde evin önündeki kalabalık dağılmıştı. Emine bahçede İsmail ile oturuyordu. Çaktırmadan onları dinlemeye koyuldu. -Emine “Gurbet Rüzgarı” filmini defalarca seyrettim. Filmi oynarken rolüne kendini o kadar kaptırıyorsun ki, adeta yaşıyorsun olayı... -Aksi halde başarılı olmam mümkün değil ki... -Yani başkaları senaryoyu yazacaklar sen kendini kaptırarak oynayacaksın... -Oyuncunun görevi odur... -Ama filmde fakirlik istismarı yapılıyordu. Sen de buna bilmeden alet oldun... -Nasıl yani... -Filmin senaryosu, inançsız, sermaye düşmanı bir yazara aitti. Kökü dışarıda olan bazı mihrakların maksadı; halkın fakirliğini istismar etmek, bu sistem içinde çözüm yolu olmadığına halkı ikna etmek için insanları umutsuzluğa itmek, milli ve mukaddes değerleri hafife alıp halkın inancının boş olduğuna inandırmak ve bütün bunları hissettirmeden bir köy filmi konusu altında uygulamak... Bütün bunlar için senin gibi oyunculuk kabiliyeti olan insanları figüran olarak kullanmak... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT