BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Hastaneler huzur yeridir

Hastaneler huzur yeridir

Genel Sağlık Sigortası’nın mutlaka hayata geçirileceğini söyleyen Sağlık Bakanı Akdağ, vatandaşın hastaneye gitme korkusunu da sona erdireceklerini belirterek, “Her kurumun hastasına hizmet verilecek. Aile Hekimliği de gelecek” dedi.



Sağlık Bakanı Prof. Recep Akdağ, Bakanlığa gelir gelmez, hastanelerde parasızlıktan dolayı hastaları rehin alma rezaletine son verdiği için dikkatimi çekti ve herkes gibi benim de sempatimi kazandı. Onu yakından tanımak istedim. Randevu alıp Ankara’ya gittim. Yenileşme, yeniden yapılanma mesajlarıyla gelen hükümetin genel sağlık politikası nasıldı; ne gibi yenileştirmeler ve iyileştirmeler vardı? Sayın Bakana ilk olarak sağlık politikalarıyla ilgili bir soru sordum. Şu şekilde cevapladı: Sağlık politikamızda hedefimiz önce insan. Siyaset de önce insana hizmet politikasıyla yapılmalıdır. Sağlık ve hastalık söz konusu olunca iş daha bir önem kazanıyor. Başka şeyleri ihmal etsek bile sağlık konusundaki ihtiyaçları ihmal edemeyiz. Sağlık politikamızın esası; hastaya hizmet kalitesinin arttırılacağı prensipler manzumesidir. Sigortasız kimse kalmayacak Soru: Uzun zamandan beri gündemde olan; ancak şimdiye kadar gerçekleşemeyen; gelişmiş ülkelerde uygulanmakta olan genel sağlık sigortasını ülkemiz genelinde gerçekleştirecek misiniz? Cevap: Türkiye’de sağlık sigortası çeşitli isimler altında zaten var. Biz hükümet olarak mevcut sağlık sigortasını, Genel Sağlık Sigortasına dönüştürme çalışmalarını başlattık. SSK, Bağkur ve Emekli Sandığı’na bağlı olanlar ve yeşil kart sahipleri; hiçbir sağlık güvencesi olmayan vatandaşlar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’mızın yönetimi altında Genel Sağlık Sigortası kapsamına alınacaklar. Bu durumda sigortasız kimse kalmayacak. Soru: Yeşilkart uygulaması yeniden düzenlenecek mi? Cevap: Yeşil kartın kimlere verileceğinin esaslarını illerde Sosyal Yardım ve Dayanışma Vakıfları belirliyor. İhtiyacı olmayanların ne kadarı yeşil kart almıştır bilinmiyor. Vakıflar bunu belirlemeye çalışıyor. Bilindiği gibi sağlık harcamaları ağır bir yekun tuttuğu ve beklenmeyen ağır masraflara kolay kolay yetişilemeyeceği için bu husus abartıldığı ve tartışıldığı kadar önemli değil. Asıl önemli olan husus mezuattan dolayı kart alamayan ihtiyaç sahibi vatandaşlarımız olup olmadığıdır. Sosyal Yardım ve Dayanışma ile ilgili olan Devlet Bakanlığımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız vilayet ve belediyelerle işbirliği yaparak gerçek ihtiyaç sahiplerini belirleyecekler. Önemli olan; sağlık hizmetlerinden kimlerin yararlanamadığını tesbittir. Soru: Sağlık kurumlarındaki vakıf ve dernekler kapatılacağı yönünde bilgiler var. Ne derece doğru? Cevap: Vakıf ve derneklerde elde edilen paralar sağlık kurumlarında halktan toplanan paralardır. Vakıflar, kamu kuruluşlarında gelir elde etmek için değil, hizmet için kurulur. Elde ettikleri paranın bir kısmını alet alımlarıyla geri ödemeleri bu gerçeği değiştirmez. Dolayısıyla vakıf ve dernekler ile kamu kuruluşlarının bu tür ilişkiler içinde olmalarından yana değiliz. Bir vakıf kuruluşu sırasında hizmet alanını belirlediği noktada kendi finansmanını kendisi oluşturmalı ve halka hizmet sunmalıdır. Halkımızın hastane korkusunu gidereceğiz Soru: İnsanların en büyük korkusu hastalanmak, doktora gitmek. Hastane kapılarında yığılmaları önleyecek iyileştirme çalışmalarınız var mı? Cevap: Elbette. Halkımızın sıkıntılarını, korkularını, sağlık açısından büyük bir beklenti içinde olduğunu biliyoruz. Sorunların üstüste yığılarak bir yumak haline geldiği, kronikleştiği bir durumda sıkıntıları bugünden yarına, bir çırpıda tamamen gidermek mümkün değildir. İlk merhalede hastanelerimiz bütün hastalarımıza birlikte hizmet etmeye başlayacaklar. Hastanelerde hasta ayrımı yapılmayacak. Soru: Sağlık personelinin maaş durumunu iyileştirecek destek projeniz var mı? Cevap: Riskli bir çalışma grubu içinde çalışan hekimlerimiz ve diğer sağlık elemanları çalışmalarının karşılığında yeterli maaş alamıyorlar. Bunu biliyoruz. Biz, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının maaşlarını primler şeklinde geliştirmeyi düşünüyoruz. Özellikle hizmet götürülmesi öncelikli olan, sağlık hizmetleri açısından geri kalmış bölgelerde ücret poiltikamızı özendirici hale getireceğiz. Doktorların kendilerini geliştirme meselesine gelince; maaşlarında gereken iyileştirmeyi yapmadığımız sürece zor diyebilirim. Bu, daha çok üniversite hastanelerindeki ve Bakanlığımıza bağlı hastanelerdeki öğretim üyelerimizin ve onların asistanlarının bir sorunudur. Bu gruplara elbette destek olmak gerekir. Soru: Yapılan araştırmalarda toplum olarak ruhen pek sağlıklı olmadığımız ortaya çıkıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Cevap: Sağlığın ana kaynağı sevgidir. Bizim kültür temelimiz barış ve insan sevgisiyle doludur. Yaratılanın Yaradan’dan ötürü sevilmesi gerektiğini öngören bir kültür mirasını devralmışız. Ancak, üzülerek belirteyim ki son yıllarda yaşadığımız sıkıntılar dolayısıyla bu miras bir hayli örselenmiştir. Bu topraklarda yeni güller yeşertecek olan güç sevgidir. Bu sevgiyi aramızda mutlaka yaşatmalı ve geliştirmeliyiz. Dünya Sağlık Örgütünün tanımlamasına göre sağlık, hem bedemsel hem de ruhsal açıdan tam iyilik halidir. Bugün bütün dünyada, hem de gelişmiş ülkeler toplumlarında bunalımlar ve problemler var. Bu çağın gerçeği. Türkiye bu bakımdan diğerlerinden daha kötü değil. Soru: Toplum sağlığının korunması için daha pratik çözümleriniz olacak mı? Cevap: Koruyucu sağlık hizmetleriyle ilgili olarak işe başlarsak, en önemli ve pratik çözüm; anne sütünün yaygınlaştırılmasıdır. Bu hususta Bakanlığımızın daha önce başlatmış olduğu çalışmaları geliştireceğiz. Anne sütü hazırdır, temizdir, pratiktir ve ucuzdur. Bunu yaygınlaştırdığımız takdirde koruyucu çocuk sağlığı açısından en önemli hizmeti gerçekleştirmiş olacağız.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT