BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Kara İdris, şu anda gelirlerinin mühim bir bölümünü Emine’nin sırtından kazanıyordu. Artık onun sırtından para kazanmak tatmin etmiyordu. Mine Yıldız’ın kalbine sahip olabilmek için yanıp tutuşuyordu! Şu ana kadar genç kız ona bir erkek olarak bakmamış, sadece “güç sahibi patron” olarak görmüştü. Zaten genç kızların kalbini celbetmeyi beceremezdi...



Korkunç plânını uygulayacaktı! Kara İdris, şu anda gelirlerinin mühim bir bölümünü Emine’nin sırtından kazanıyordu. Artık onun sırtından para kazanmak tatmin etmiyordu. Mine Yıldız’ın kalbine sahip olabilmek için yanıp tutuşuyordu! Şu ana kadar genç kız ona bir erkek olarak bakmamış, sadece “güç sahibi patron” olarak görmüştü. Zaten genç kızların kalbini celbetmeyi beceremezdi... Ne yapmalı da bu kızı kendine yaklaştırmalıydı! Fillerin evcilleştirilmesi metodu beyninde şimşek gibi çaktı. Bir fil yavrusunu evcilleştirmek için siyah elbise giymiş bir kişi elinde sopayla onun yanına gelir ve yavruyu acımasızca dövmeye başlar. Yavrunun bağırmasına aldırmadan canını iyice yakana kadar döver, o sırada beyaz elbise giymiş biri gelir yavru fili dövmekte olan siyah giysili adamı rol icabı dövmeye başlar, onu yere yatırır ve arkasına bakmadan dönüp gider, küçük fil beyaz giysili kurtarıcısını takip eder, artık o kurtarıcısının emrinde evcil bir fil olurdu... İlk etapta Mine Yıldız’ın evini basarak onun canını yakacak onun tanımadığı birkaç figüran gerekmektedir. Vahşi gözleri bu vahşi planla parıldamaya başlamıştı -Cengiz! diye bağırarak baş korumasını çağırdı. -Emret patron! -Hemen bana bu civarda tanınmayan beş kişi bulun, yabancı olsun... -Derhal patron... Cengiz talimatı alıp uygulamaya giderken, -Dur bir dakika oğlum, sorsana bu adamlar ne yapacak... -Ne yapacak patron?... -Mine Yıldız’ın villasını basıp ona bir araba dayak atarak mücevherlerini çalıp kaçıracaklar... -Kaçıracaklar mı? -Evet kaçıracaklar... -Bizim villadaki korumalar müdahale etmeyecek mi? -Etmez olur mu sersem tabii ki edecekler, ama muhafızlar öldürülecek... -Öldürülecek mi? -Evet ama mahsustan, kuru sıkı tabanca kullanılıp öldü numarası yapılacak ve bütün bunlar Mine Yıldız’ın gözleri önünde cereyan edecek ... -Anladım patron... -Sonra kötü bir yere götürüp tecavüz etmeye teşebbüs edecekler, tam o sırada ben gidip bu adamları pataklayarak yıldızımızı kurtaracağım!.. -Anladım patron, film gibi yani... -Evet film gibi!.. Yalnız, bu filmde hata yapan canından olur anlaşıldı mı? -Anlaşıldı patron en kolay iş bu... -Hadi bakalım iş başına...  Mine Yıldız, film setinden gelmiş günün yorgunluğunu çıkarmaktaydı. Akşam yemeğini yemiş hizmetçiler masayı toplamakta iken İsmail’e yazdığı mektubu gözden geçiriyordu. İsmail ne arıyor ne de mektuplarına cevap veriyordu. Onu çok özlemişti. Ona yazdığı son mektubu duygu yüklüydü. Bu kadar duygulu bir mektuba kayıtsız kalamaz mutlaka cevabını verirdi... “İsmail, bu sana cevabını alamadan yazdığım üçüncü mektup mektuplarıma niçin cevap vermiyorsun? Seni bu kadar kıracak ne yaptım, gözlerim yollarda senden mektup bekliyorum. Hayranlarımdan gelen mektuplar arasında senin mektubunu göremeyince hiçbirisini okumuyorum. Hani eski bir türkü var ya sanki benim için yazılmış o türkü; Gözüm yolda, gönlüm darda, Ya kendin gel ya da haber yolla. Duydum ki yazmışsın iki satır mektup, Vermişsin trene halimi unutup, Kara tren gecikir belki hiç gelmez, Dağlarda salınır, halimi bilmez, Gam dolar yüreğim gözyaşım dinmez... İsmail inan ki sensiz olamıyorum, fakat kasaba da bana dar geliyor. Ne olur sen İstanbul’a gel evlenelim. Ancak seninle mutlu olacağıma inanıyorum...” Mektubu tekrar tekrar okuyup katlayarak zarfa yerleştirdikten sonra hizmetçiyi çağırıp bu mektubu iadeli taahhütlü olarak göndermesini tembih etti. İsmail’in mektubu aldığından emin olmak istiyordu. Hizmetçi bu talimata yüzünü buruştursa da, -Peki efendim... diyerek mektubu alıp gitti. Mine Yıldız, yazdığı mektupların postaya verildiğini zannede dursun ona gelen ve onun gönderdiği tüm mektuplar, öncelikle Kara İdris’e geliyor onun sansüründen geçtikten sonra gönderiliyor veya gönderilmiyordu. Dolayısıyla İsmail’den gelen mektuplar yırtılıp atılıyor, ona giden mektuplar da yakılıyordu. Zaten önceki mektuplar da taahhütlü gitmişti. Sözde, sahte PTT alındıları vardı. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT