BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Kemal Ilıcak’a ihanet!..

Kemal Ilıcak’a ihanet!..

Halka ve Olaylara TERCÜMAN’da, yani eski TERCÜMAN’da, 20.5 yılla rekortmenlerden biriyimdir. Kemal Ilıcak gibi gerçek bir gazeteci ve gazeteci patronun müessesesinde bu kadar uzun yıl çalışmış olmak, bana göre bu mesleğin bir ayrıcalığıdır. Çünkü benim patronumun kapısı bir gün kapanmamış, en düşük rütbeliden, rütbesize bile sürekli açık kalmıştır.



Halka ve Olaylara TERCÜMAN’da, yani eski TERCÜMAN’da, 20.5 yılla rekortmenlerden biriyimdir. Kemal Ilıcak gibi gerçek bir gazeteci ve gazeteci patronun müessesesinde bu kadar uzun yıl çalışmış olmak, bana göre bu mesleğin bir ayrıcalığıdır. Çünkü benim patronumun kapısı bir gün kapanmamış, en düşük rütbeliden, rütbesize bile sürekli açık kalmıştır. Çünkü benim patronum, gazeteciliğin hangi branşından olursa olsun, “Gerçek gazeteci”ye kendisiyle mesleki tartışma, hatta hafif yollu kavga şansı bile tanımıştır. Çünkü benim patronum, özellikle de “Ağır topum” diye yorumladığı Spor Servisi’nde haftada ortalama 2.5 gün ve 3 saatini geçirme gibi bugün rastlayamayacağınız bir destek, moral motivasyon ve yüreklilik pompalamıştır. Çünkü benim patronum, “Spora önem vermeyen patron akılsızdır. Çünkü siyasiler ceplerinden para verip meydanlara adam toplarlar. Oysa futbol için insanlar ceplerinden para verip stadlara toplanırlar” gibi müthiş ama çok sağlam bir felsefeyi aklından çıkarmamış, Salı toplantılarında diğer birim müdürlerinin hafif yollu da olsa spor şikayetlerine bu sloganı ile dur demiştir. Çünkü benim patronum, gazete binasını, en rütbelisinden en rütbesizine kadar, sıcak yuvası hissedecek bir ortamdan koparmamaya azami bir gayret göstermiştir. Öylesine ki, kavurucu yaz sıcaklarında, rahmetli İslam Çupi’nin üstü çıplak, ayakkabısız turlarına kahkahalar atarak yaklaşımını hangi Tercümancı unutabilmiştir. Bir öğle vakti, spor servisini ziyaretinde, benim Seul Olimpiyat Oyunları özetlerini izlerken uyuya kaldığımı görüp, arkadaşların kuşkulu telaşlarına “Dokunmayın. O görevi başında sabahlamıştır” deyip rahatlık getirdikten sonra, sessizce çıkışını anlattıklarında tüylerimin diken diken oluşunu hâlâ unutamamışımdır. Anlatmakla bitmez! Rahmetli patronum Kemal Ilıcak’ın, - aslında Kemal ağabey - bir gün Rapid-G.Saray maçı seyahat programı için sunduğum “Görev ekibi” tartışmasını yaparken -ki, o günlerde gazete ciddi ekonomik sıkıntı içindeydi- yanında oturan ve her zaman büyük insan olarak hepimize örnek gösterdiği rahmetli Ulvi Yenal’a dönüp, “Görüyorsun değil mi Ulvi ağabey, patron bunlar mı yoksa ben miyim?” cümlesi hâlâ beynimin kıvrımlarında dolaşmaktadır. Necmi Tanyolaç ustama, Cumhurbaşkanı, Başbakan, kim olursa olsun herkesin önünde “Kral!..” diye hitap edişindeki ton, vurgu, belki de hiç bir imparatorluğun efendisine yöneltilmemiştir. Aynı Kemal Ilıcak, o zamanlar televizyon yoktu, şimdi yerinde yeller esen bütün Bab-ı Ali’nin babası, denge unsuru, sulh hukuk hakimiydi sanki... Bugün sağ olsaydı, özel televizyonculuğun da nasıl dürüstçe, ilkeli yapılacağını herkese öğretirdi. Şimdi bu Kemal Ilıcak’ın eşi ve oğlu Tercüman’ı yeniden çıkardıkları için çok gururlular. Ama aynı insanlar, bu büyük gazetecinin mirasını inkâr etmemişler miydi? Bir de Kemal ağabeyin vefat sayfasını şehrin duvarlarına yapıştırmışlar. Hangi yüzle? Daha fazlasını yazmaya ailemden sonra, o büyük insandan aldığım terbiye el vermiyor. Bir de neye yanıyor, kahroluyorum biliyor musunuz? Sözümona Tercüman’ın tanıtımlarında “Efsaneleşen spor kadrosu” diye bağırmaz mı? Oysa, bugünkü sözümona Tercüman’ın spor sayfalarında köşe yazarı olarak tanıtılan bir tane gazeteci var mı? Bakın bakalım, bulabilecek misiniz? Türkiye Spor Yazarları Derneği böyle bir ekibe, hangi tutumla yaklaşacak, onu da çok merak ediyorum. Neyse... Ben size şimdi gerçek efsanenin ekibini yazayım da, siz karar verin bakalım: Necmi Tanyolaç, İslam Çupi, Orhan Ayhan, Tevfik Ünsi, Fahri Somer, Ergün Hiçyılmaz, Attila Gökçe, Ali Gümüş, Necati Bilgiç, Aydın İrgen, Güven Taner, Taylan Uygur, Nejat Altav, Hayri Hiçler, Eyüp Karadayı, Cemal Alkan, Ali Sami Alkış, Büşah Gencer, Mesut Baran, Naci Arkan, Hasan Sarıçiçek, Cengiz Tokgöz, Arif Işıldayan, Mahmut Küçük, Oktay İybar, Kemal Adar, Hüseyin Sarıuçak, Hasan Onuker, Serap Özaksoy ve naçizane Kemal Belgin. Ömer Çavuşoğlu’nun yani Kemal Ilıcak’ın kayınbiraderinin “Güneş gazetesi ihanetinden” sonra oluşan takım da şöyle: Attila Gökçe, Necip Kapanlı, Hasan Sarıçiçek, Faik Çetiner, Avni Başoğlu, Tosun Yavuz, Cihat Yılmaz, Mehmet Korkmaz, Halis Güler, Hüseyin Yılmaz, Cihangir Özbay, Saadet Önder, Mesut Konukçu, Serhat Ulueren, Alp Can, Haluk Sarıuçak, Murat Sezer ve Güneş’e gitmeyip kalanlarla ben... Unuttuklarım mutlaka vardır. Hepsinin yanaklarından öpüp, özür diliyorum. Ya taşra teşkilatı? Bir benzeri varsa, basın kartımı Taksim Meydanı’nda yakarım. Ankara’da Arman Talay, Doğan Ersavaş, Yusuf Yalkın, Rafet Hüner, İzmir’de Öcal Uluç, Ünal Tümin, Erdal Göndem, Adana’da Ekrem Acarçelik, G.Antep’te Kâmil Yaman, Kayseri’de Mehmet Kiracıoğlu, Murat Taşkın, Samsun’da koca İsmet Hatipoğlu, Bursa’da vali kadar yetkili Hüseyin Kuşku, Trabzon’da Hasan Kurt, Eskişehir’de beni haberle usandıran Rıdvan Uysal, Bolu’da öğretmen dostum İlhan Önder, Kocaeli’nde Ayhan Temizsoy, Zonguldak’ta Hüsnü Sarıuçak... Peki ya diğer sayfaların yazarları? Rauf Tamer, Ahmet Kabaklı, Ergun Göze, Oktay Verel, Ulvi Yenal, Yavuz Donat ve diğerleri... Vedat Zeydanlı, Fuat Kaçar, Erkan Yiğit, Bekir Aydın gibilerden eser yok... Var mı, böyle bir kadrosu bugünkü gazetenin? İşte o ismin kullanılmasına bundan karşıyım. Bu büyük takımın hepsi, kralından, en rütbesizine kadar... Kanının son damlasına, hücrelerinin taa içine kadar gerçek gazetecidirler... Ya bugünkü müthiş (!) yazarlar? İşte efsane yalanları... Diyemediler ki, biz Kemal Ilıcak’ın ayakkabısı, kötü taklidi bile olamayız. O zaman, o efsane adı kullanmak yerine gazetenize bir başka isim bulsaydınız. Bulsaydınız da hiç olmazsa sevgili patronumu mezarında rahat bıraksaydınız! Yazıyı şöyle noktalama ihtiyacını duydum: Sakın ola ki, bugünkü Tercüman’da ben yokum diye bunları yazdığımı sanmayın. Ben ve o muhteşem Tercüman’ın suyunu içmiş hiç bir arkadaşım bu gazetenin zaten yanından bile geçmez. Zaten bugünkü sahipleri onlara teklif bile edemezler. Ben bugün kendi adıma, rahmetli Kemal Ilıcak normlarındaki patronların gazetelerinde yazmaktan çok mutluyum. Ama şunu bilin ki, bu Tercüman o Tercüman değildir. Ayakkabısı bile olamaz! ...Ve, son dakikada acı bir haber daha aldım. Çukurova Grubu da “Halka ve olaylara Tercüman”ı piyasaya sürmüş. Hem de apar topar bir gecede. Yazıklar olsun!.. Büyük gazeteci, büyük patron Kemal Ilıcak’a bir ihanet daha!
Reklamı Geç
KAPAT