BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kültür Bakanlığı’nın korsan yayıncılıkla mücadelesi

Kültür Bakanlığı’nın korsan yayıncılıkla mücadelesi

Bugün İstanbul’da Kültür Bakanı Hüseyin Çelik’in başkanlığında önemli bir toplantı var. Bakanlık, bu toplantıyı yerinde bir teşebbüsle “korsan faaliyetlerle mücadelede alınacak tedbirlere yönelik” olarak tertipliyor.



Bugün İstanbul’da Kültür Bakanı Hüseyin Çelik’in başkanlığında önemli bir toplantı var. Bakanlık, bu toplantıyı yerinde bir teşebbüsle “korsan faaliyetlerle mücadelede alınacak tedbirlere yönelik” olarak tertipliyor. Küçüklüğümüzde “korsan” denince hepimizin hayalinde hep aynı resim şekillenirdi. Belki bugün dahi öyle. Bir gözü siyah bir deriyle, başı siyah bir bezle kapalı, bezin uçları arkadan bağlı zayıfça bir kişi. Tekli bir dürbün. Bir gemi. Gönderde üzerinde kuru kafa resmi olan bir bayrak. Ve yelkenlerini rüzgâr doldurmuş bir gemi. Korsanlar bu gemilerle geçmiş zamanlarda erzak ve kumaş gibi mal taşıyan gemilerin önünü keser, direnme görünce öldürür, çalar-çırpar ve kaçardı. Veya kaçarmış. Kaçarmış.... çünkü, biz, o devirleri yaşamadık. Bizim yaşadığımız bu devirdeki korsanlık. Bu devirdeki korsanlık fikri mülkiyetle alakalı. Biri senelerce uğraşıyor didiniyor ve ortaya kitap veya bir başka şekilde fikri bir eser koyuyor. Beyin mahsulü, el emeği, göz nuru. Bin türlü meşakkatle piyasaya çıkan eser tutmazsa, satmazsa mesele yok. Yayıncısının elinde kalır. İmza sahibi, emeğinin, yayıncı hem emeği hem sermayesinin ziyan olmasından dolayı hayal kırıklığına uğrarlar. Şayet tutarsa, satarsa, aranıp-sorulursa bu defa da devreye korsanlar girer. Onlar tek gözlü, tek dürbünlü, tek tabancalı değildir. Bu kalpazanlar, kendi ayarlarında matbaacılarla anlaşarak eseri ânında çoğaltıp son derecede düşük fiyatlarla satarlar. Çünkü hazır esere konmuş, en kötü kâğıda basmış ve hiçbir yatırım yapmamışlardır. Yalnızca kitapta değil, film dahil fikri mülkiyete giren bütün eserler için aynısını yaparlar. Bu çağdaş korsanlık alınteriyle işleyen bir çok müesseseyi iflasla yüzü yüze getirmiştir. O itibarla Doç. Dr. Hüseyin Çelik’i kutluyoruz. Bakanlığının daha ilk aylarında hayati derecede ehemmiyetli bir mevzua parmak basmış ve alakalı hemen bütün tarafları da bir araya getirmiştir. Bazı Büyükşehir belediyelerinden mesleki vakıf, kuruluş ve odalara kadar bir çok müessese ve sivil toplum teşkilatının iştirak ettiği bu çalışmada ayrıca kanunlar, kanun değişiklikleri bunların tatbikattaki durumları, aksamalar vs. üzerinde de durulacak. Ezcümle... 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin 4630 sayılı Kanun, bu kanunun fikri haklara tecavüzü önlemek maksadıyla kabul edilmiş bandolle alakalı 81. Maddesi, kanunun illerde takibi için komisyonlar kurulması, Avrupa Birliği İzleme Raporunun konuya dair beklentileri, 5846 sayılı kanunla 3257 Sayılı Sinema, Video ve Müzik eserleri Kanunu arasındaki uyuşmazlıkların telafisi gibi problemler işlenecek. Bakanlığın niyeti şu... Korsanlıkla mücadele edilerek fikri mülkiyet sistemini güçlendirmek, nitelikli eser üretiminin çoğalmasını teşvik, bunun tabii neticesi olarak vergi kayıplarını önlemek, vatandaşın devlete güvenini arttırmak ve reel sektörde üretimin artışına destek olmak. Çok hayırlı bir adım. Muvaffak olmasını dileriz. Ne var ki tek toplantıyla ve ilk günden sonuç alınmaz. O bakımdan fikrin takipçisi olmak lazım. Ve bir de bakanlığın yalnız bırakılmaması. Medya doğrudan veya dolaylı kendisiyle alakalı bu meseleye sahip çıkmazsa gerçekten büyük hata eder.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT