BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vergi ceza davalarındaki hapis cezalarını kim affetti?

Vergi ceza davalarındaki hapis cezalarını kim affetti?

Biz toplum olarak bilip bilmediğimize bakmaksızın hemen her konuda konuşuyoruz. Öyle ki, vergi gibi teknik bir konuda bile!.. Müktesebat mı, ihtisas mı, kariyer mi, hepsi bir tarafa... Neymiş efendim, Vergi Barışı Kanunu -suç konusu fiili bizzat işleyip işlemediğine bakılmaksızın- şirketin kanuni temsilcilerini affediyormuş!



Biz toplum olarak bilip bilmediğimize bakmaksızın hemen her konuda konuşuyoruz. Öyle ki, vergi gibi teknik bir konuda bile!.. Müktesebat mı, ihtisas mı, kariyer mi, hepsi bir tarafa... Neymiş efendim, Vergi Barışı Kanunu -suç konusu fiili bizzat işleyip işlemediğine bakılmaksızın- şirketin kanuni temsilcilerini affediyormuş! Günaydın beyler! Şayet siz buna “af” diyorsanız, onları sayın Temizel döneminde çıkan 4369 sayılı Kanun affetti. O zaman kimsede tık yoktu!.. Durun, anlayıp kavramadan hemen “Hayır, olamaz!” diyerek ayağa kalkmayın!.. İşte size -teknik yönüyle- tüm tafsilatı: Bilindiği gibi, Türk Vergi Sistemini büyük ölçüde etkileyen 4369 sayılı Kanun ile, VUK’na göre ceza mahkemelerinde yargılanacak suçlar ve cezalar hakkında da önemli değişiklikler yapıldı. Mesela, “tüzel kişiliğin sorumluluğu” başlığını taşıyan 333’üncü maddede yapılan değişiklik, 359 ve 360’ıncı maddelerde öngörülen cezaların, bu fiilleri işleyenler hakkında uygulanacağı yönünde oldu. Değişiklik öncesi hüküm, muhatabın kanuni temsilciler olduğu şeklinde idi. 4369 sayılı Kanunla getirilen geçici 21’inci madde hükmüne göre, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen fiiller hakkında, bu fiillerin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerle, bu Kanun hükümlerinden lehe olanı uygulanacaktır. Ne var ki, bu hüküm ne kamuoyunda, ne de uygulamada tam ve doğru olarak maalesef anlaşılmış değildir. Bize göre artık ilgililerce iyice anlaşılması gereken bu hükmün açık ve seçik anlamı şudur: ¥ VUK’nun 359’uncu maddesinde belirtilmiş olan fiiller, 01.01.1999 öncesinde işlenmiş olduğunda, suçun oluşması için vergi ziyaının doğmuş olması gerekmektedir. Vergi ziyaı doğmadığında suç kaçakçılık değil, kaçakçılığa teşebbüs sayılmaktadır. Kaçakçılığa teşebbüs suç ve cezası ise 4369 sayılı Kanunla kaldırılmıştır. ¥ 01.01.1999 öncesi işlenmiş olup, izleyen yıllarda tespit edilmiş olan, fakat vergi ziyaına yol açmamış bulunan fiil, geçici 21’inci madde hükmüne göre (lehe olan hüküm gereğince) cezalandırılamayacaktır. ¥ Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanımına bağlı suç bakımından lehe olan hüküm, 4369 sayılı Kanun öncesi hükümdür. Yani kullanım “bilerek” yapılmamış olduğunda suç teşkil etmemiş sayılacaktır. ¥ 4369 sayılı Kanun öncesindeki hükme göre muhatap, tüzel kişilerin temsilcileridir. Değişiklik sonrası hükme göre ise ceza, suç teşkil eden fiilleri işleyenler adına hükmolunacaktır. Bir başka deyişle, ceza hukukundaki cezaların şahsiliği prensibine vergi suçlarını oluşturan fiiller ve failler hakkında da uyulmuştur. Buna göre, 01.01.1999 öncesi işlenen bir fiile bağlı cezanın 1999 ve sonraki yıllarda hükmolunacağı durumda, infaz için muhatap bulunamayacaktır. Çünkü, kanuni temsilci bakımından lehe olan hüküm, 4369 sayılı Kanunla değiştirilen 333’üncü madde hükmüdür. Ve bu hüküm cezaların şahsiliği prensibine de uygun olan hükümdür. Öte yandan, fiili işleyenlerin de 4369 sayılı Kanun öncesi, hükme göre sorumlu tutulması mümkün değildir. Fiili işleyenler de lehlerine olan 4369 sayılı Kanun öncesi hüküm dolayısıyla takibattan kurtulacaklardır. Sonuç olarak, 1999 öncesi tüzel kişiler bünyesinde işlenen ve ceza mahkemelerinde cezalandırılması gereken fiillerin 1999 ve sonrasında cezalandırılması imkanı ortadan kalkmıştır. İşte size bir Kopenhag standardı: İnsan hak ve hürriyetlerinin kanunlarla güvence altına alınması ve kanunsuz ceza olmayacağı ilkesine riayet edilmesi modern toplumların vazgeçilmez haklarındandır. Dolayısıyla bu açıdan da konunun önemi büyüktür.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT