BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Böyle bir karara gerek var mıydı?!.

Böyle bir karara gerek var mıydı?!.

Anayasa Mahkemesi'nin Tayyip Erdoğan'ın genel başkanlığı hakkında verdiği karardan bahsediyorum... Aslında, belki başlığı (Bu karar ne kadar ve nereye kadar geçerli?..) şeklinde atmalıydım. Bahse konu son karar, Anayasa Mahkemesi'nin en çok tartışılacak kararı olmakta rakipsiz görünüyor. Bu kesin yargıyı medyanın dünkü haber ve yorumlarına dayanarak izhar ediyorum.



Anayasa Mahkemesi'nin Tayyip Erdoğan'ın genel başkanlığı hakkında verdiği karardan bahsediyorum... Aslında, belki başlığı (Bu karar ne kadar ve nereye kadar geçerli?..) şeklinde atmalıydım. Bahse konu son karar, Anayasa Mahkemesi'nin en çok tartışılacak kararı olmakta rakipsiz görünüyor. Bu kesin yargıyı medyanın dünkü haber ve yorumlarına dayanarak izhar ediyorum. Çeyrek yüzyıllık meslek hayatımda, bu denli kesin ve sert eleştirilere hedef olmuş bir mahkeme kararı hatırlamıyorum... Şu başlıklara bakar mısınız; "Hukuk komedisi", "Bizi delirtmeyin", "Bir garip karar", "Hukuki komedya" "Abesle iştigal" vs. vs... Bir mahkeme kararının bu şekilde tenkitlere uğraması, en iyimser ifade ile, adalete güven duygusunun zayıflığına işaret eder. Hele hele bazı kararların oluşmasında, hukuk dışı unsurların, mesela siyasi mülahazaların rol oynadığı şüphelerinin uyanması çok vahim bir durumdur. Zira "hukukun siyasallaşması" kabul edilebilir bir şey değildir. Ve hemen ilave edelim ki, hukuk kaideleri zorlandığında, dengeler o kadar tehlikeli şekilde bozulur ki, tekrar yerine oturtmak çok zor olur!.. Şimdi tekrar başa dönelim; bu kadar gürültü koparan kararın etkisi ne oldu? Bana sorarsanız, önceki gün borsa ve faizde kısa süreli bir dalgalanmaya sebebiyet vermekten başka bir etkisi olmadı. Bundan sonra da olmayacak. Zira bu karar Erdoğan'ın genel başkanlık sıfatını sadece kâğıt üstünde ve ancak 11 (yazıyla onbir) saat müddetince kesintiye uğrattı. Aslında, mezkur karar resmi gazetede yayınlanmadığı için, 11 saatlik bu süre zarfında da hükümsüzdür. Ama, sütten ağzı yanan AK Parti ve Erdoğan, her ihtimale karşı yoğurdu üfleyerek yedi... Yani Erdoğan önceki gün yine jet hızıyla ve tabii ki formalite gereği genel başkan seçildi. Oysa bunu pekala 11 saatte değil de, 1 saatte de gerçekleştirebilirlerdi! Karar geçmişe de yürümeyeceği için önceki dönemle ilgili bir tesir icra edemeyecek. Yani, ne, pusulada Erdoğan'ın ismi yazılı olduğu için, 3 Kasım seçimleri iptal edilecek ve ne de Cumhurbaşkanı, Başbakanı tayin etmeden evvel Tayyip Erdoğan'la görüştüğü için hükümet hükümsüz olacak... Peki ne olacak? Hiçbir şey olmayacak! O zaman böyle bir karar niye verildi diye soracaksınız. Şüphesiz sayın mahkeme üyelerinin bir bildiği veya düşündüğü vardır. Ama karar beş muhalife karşı altı oyla alındığı için, onlar arasında da görüş birliği bulunmadığı açık. Hatta bu çeşit kritik kararların, nedense hep sadece bir oy farkla alınması yüzünden kafalar epeyce karışıyor. Bundan da ötesi kararın neredeyse bir yıl gecikme ile verilmesi, konuyu tam bir muammaya dönüştürüyor. "Bir tedbire gerek yok. Çünkü Erdoğan zaten genel başkan değil..." hükmü, neden daha kurucu üyelik sıfatı düşürüldüğü (veya istifaen sona erdiği) zaman açıklanmadı? Çaresiz yine (Düşündükleri bir şey vardır...) faraziyesine sarılacağız. Artık seçimlerin çıkmaza girmemesi için miydi, yoksa ikinci defa pusula masraflarına girmemek için miydi, yoksa, yoksa tamamen başka bir şey için miydi?!.. İhtimaller ve rivayetler muhtelif. Anayasa Mahkemesi'nin genel başkanlığını yok saydığı dönemde, Tayyip Erdoğan, Avrupa'nın bütün merkezlerine, Amerika'ya, Rusya'ya, Çin-u maçin'e gitti. Buralarda, uğruna kırmızı halılar serildi. Birçok yerde devlet başkanı gibi karşılandı. Dünya liderleriyle çok mühim meseleler üzerinde müzakerelerde bulundu. Bu müzakereler resmi olmasa bile siyasi idi ve simgesel olarak da çok önemliydi. Ve bu geziler de, elbette hükümsüz olmayacak! Ama, şekil ve usul yönünden hangi hükmü taşırsa taşısın, etkisinin boyutları ne olursa olsun, bazen bir hukuki karar, işleri içinden çıkılmaz hale getirebiliyor. Bu karar, artık hukuk tekniği açısından değil, daha ziyade siyasal anlamlar yüklenerek tartışılacak!.. Şimdi tekrar soralım: Gerçekten böyle bir karar gerekli miydi? Cevap evet olacaksa, ikinci soru da şu: O halde bu karar neye yaradı?!.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT