BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Abesle iştigal!

Abesle iştigal!

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında açılan davalar, bir bir beraat veya takipsizlikle sonuçlanıyor! En önemli diye belirtilen ve üzerlerinde sürüyle spekülasyon yapılan ‘mal varlığı’ ve ‘Albayrak’ davaları. Tayyip Erdoğan’ın beraatı ile sonuçlandı. Üstelik bu davalarda; ilgili hakkında hakimlerden önce savcılar beraat istedi!



AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında açılan davalar, bir bir beraat veya takipsizlikle sonuçlanıyor! En önemli diye belirtilen ve üzerlerinde sürüyle spekülasyon yapılan ‘mal varlığı’ ve ‘Albayrak’ davaları. Tayyip Erdoğan’ın beraatı ile sonuçlandı. Üstelik bu davalarda; ilgili hakkında hakimlerden önce savcılar beraat istedi! Demek ki, açılan bu davalar adli olmaktan ziyade siyasi olup; abesle iştigalin ta kendisidir. Netice itibariyle; milletin umudu olan bir şahsiyet, seneler senesi mağdur edilerek kahramanlaştırıldı! Rakipleri ve muarızları kazdıkları kuyulara, birer birer kendileri düşüyorlar. Tayyip Erdoğan; hakkındaki bütün bu takip ve haksızlıkları değerlendirirken; ‘yorulmadım’ ifadesini kullanıyor. Belli ki her davayı kazandıkça, kendisini daha güçlü hissediyor. İyi de; burada olan millete olmuyor mu? Millet; Tayyip Erdoğan’ı bir an önce işin başına geçsin ve ülke meselelerine el koysun diye sabırsızlıkla bekliyor! Tayyip Erdoğan’ın engellenmesi ve Başbakanlığının geciktirilmesi; Tayyip Erdoğan’dan önce millet ve ülke adına kayıptır. Anayasa Mahkemesi, 3 kasım seçimlerinden önce onun parti genel başkanlığını engelleyici bir kararı açıklamamakla; hukukta ‘yerindelik’ ilkesini kullanmıştır. Bu durum; Türkiye’de hakimler var dedirten bir yaklaşımı sergilemektedir. Zira; kaş yapalım derken göz çıkarılmamıştır! Seçim sonuçları da; Yüksek Mahkeme’nin bu tavrını doğrular mahiyette tezahür etmiştir. Türkiye’de mahkemeler, millet adına karar verdiklerine göre; neticede milletin arzusu yerine getirilmiş ve böylece hukuk adına milletin hukuku çiğnenmekten korunmuştur! Merhum Özal’dan sonra Türkiye’de bir türlü siyasi istikrar temin edilememiş ve bunun sonucu olarak ülkede taş üstüne taş konulamamıştır! Şimdi, sorarım size; burada kaybeden üç-beş siyasetçi mi önemlidir; yoksa bütün milletin kendisi mi? Milletin Başbakan olarak görmek istediği Tayyip Erdoğan seçimlere sokulmadı da ne oldu? Onun partisi seçimlerden kahir ekseriyetle çıkmadı mı? Demokrasilerde iddia edildiği gibi; milli iradenin üstünde güç, otorite ve yaptırım sahibi olmadığına göre; Tayyip Erdoğan yasaklı kılınarak milletin egemenliğine ipotek konulmuş olmadı mı? Bir kısım çevreler; yapılan onca Anayasa ve kanun değişikliklerinden sonra bile; Başbakan olmasına hiçbir engel kalmamış olan Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığını geciktirmek hevesindeler! Kör kuyulara taş atarak bu emellerine kavuşabileceklerini vehmediyorlar! Türkiye’de demokrasinin gelişip yerleşmesine mani olan ve koca ülkeyi 70 milyon insanıyla ele güne rezil eden kafa; işte bu kafadır! Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının geriye doğru işletilemeyeceğini bile bile; YSK’ya başvurabiliyorlar ve 3 Kasım seçimlerinin iptalini talep edebiliyorlar! Muhal farz; böyle bir şey olsa dahi; AK Parti’nin şimdikinden daha güçlü geleceğini bilerek bu yollara tevessül etmeleri; ülkede kaos istemekten ve bu milletin zamanını çalmaktan ve uygarlık yarışından koparmaktan maada neyi ifade ediyor? Milletin karşısında olan bu güçler; sahi, kimin ve kimlerin yanında yer alıyor ve kimin ve kimlerin hesabına çalışıyor dersiniz?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT