BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Mektup yazdığı sırada hizmetçi birkaç kez gelerek onu kontrol edip yemek getirmek istemiş, reddetmişti. Mektup bitince tekrar geldi. -Küçük hanım uzun zamandır bir lokma yemediniz, yemeğinizi getireyim, lütfen bu kadar kendinize kahretmeyin... dedi. Onun bu sözlerini hiç duymamış gibi ona yalvarmaya başladı: -Sabiha hanım senden son bir dileğim var, ne olur beni kırma...



“Senden, son bir dileğim var” Mektup yazdığı sırada hizmetçi birkaç kez gelerek onu kontrol edip yemek getirmek istemiş, reddetmişti. Mektup bitince tekrar geldi. -Küçük hanım uzun zamandır bir lokma yemediniz, yemeğinizi getireyim, lütfen bu kadar kendinize kahretmeyin... dedi. Onun bu sözlerini hiç duymamış gibi ona yalvarmaya başladı: -Sabiha hanım senden son bir dileğim var, ne olur beni kırma... -Buyur Mine hanım lafı mı olur... -Bu mektubu sevdiğim adama ulaştır... Orta yaşlı hizmetçi onun bu isteği karşısında sendeledi, böyle bir suçun cezası çok korkunç olurdu. Fakat iki gündür genç yıldızın perişan haline tanık oluyor ona acıyordu... Daha düne kadar milyonların kalbinde taht kurmuş bir sanatçı bugün ne hallere düşmüştü. Resmen esir muamelesi görüyordu. Bunca yıldır bu kapıya hizmet ediyordu, kendisi basit bir hizmetçi parçası olmasına rağmen işten kendi kafasına göre ayrılamaz, bir yerde mahrem konuları konuşamazdı. Bunun karşılığında piyasa rayicinin üzerinde para kazanıyordu. Kara İdris’in elemanları daima emsallerinden daha fazla para alırdı. Mine hanımın istediği şey bu evin kurallarına aykırıydı. İdris bey onun izni dışında postaya mektup verdiğini işitirse Güllü’den beter ederdi. -Mine hanım inanın sizi çok seviyorum ve tüm istekleriniz benim için emir olur, ama ne olur bunu benden istemeyin... -Sabiha abla dediğim gibi bu son isteğim, bugünden sonra beni öldü bil. Bir insanın son isteği kırılır mı? Sabiha iki arada bir derede kalmıştı. O sırada Emine, boynundaki inci gerdanlığı çıkararak hizmetçiye uzattı. -Al bunu abla sana hediyem olsun, zaten bundan sonra bana hiçbir şey gerekmez... -Aman hanımım sen ne yapıyorsun lütfen onu yerine takın, hiç öyle şey olur mu?... -Bana gerekmeyecek diyorum abla... -Hayır hayır asla almam... Tedirginlik içinde kapıya baktı Sabiha kadın: -Sen o mektubu bana ver bakayım... Emine’nin gözleri parlamıştı. Sevinçle uzattı mektubu. Hizmetçi gene sağı solu kolaçan ettikten sonra, iç çamaşırlarının arasına yerleştirdi. -Aman kimse duyması hanımım... -Sen merak etme, kimse duymayacak!..  İsmail İstanbul’a gitmek için sömestre tatilini beklediği bir sırada Emine’nin hüzün dolu mektubunu almıştı. Uzun zamandır ona mektuplarına cevap vermediği için sitem etmekteydi, ama şimdi görüyordu ki aynı şekilde kendi mektupları da Emine’ye ulaştırılmamıştı. Ta Yenipınar’a kendini öldürmek için kiralık katil gönderen bir mafya liderinden ne beklenirdi ki. Evet şüphe yoktu Emine müthiş bir kıskaç altındaydı. Mafya onu kendi emelleri uğrunda kullanmak istiyordu. Hemen harekete geçip onu kurtarmalıydı. Ama nasıl başaracaktı bu işi? İlk aklına gelen polise müracaat etmek oldu. Bu yol beyhude olurdu. Polis açık olarak suç içermeyen bir mektupla tüm ülkenin tanıdığı bir yıldıza müdahale etmezdi. Kaldı ki Emine başına neler geldi tam anlatmamıştı. İstanbul’da birkaç okul arkadaşı vardı. Gerekirse bu okul arkadaşlarıyla birlikte Emine’ye ulaşırlardı. Durumdan fırıncı Ömer’i haberdar etse miydi acaba? Fırıncı Ömer’in kılını kıpırdatacağına kanaat getiremedi. O, gece gündüz sarhoştu. Dünya yıkılsa umurunda değildi. Hemen yarın okul müdüründen izin alarak yola koyulacaktı . İstanbul otobüsüne bindiğinde değişik duygular içindeydi. Emine’yi çocukluğundan beri tanırdı. Halim selim bir taşralı kızdı. Bu kızın tüm ülkenin tanıdığı bir şöhret olacağı söylense kimseler inanmazdı. Ama bu tür şöhretler ateşten gömlekti. Bunu çok anlatmış, daha ileri safhalara gitmemesi için yalvarmış fakat onun nefsindeki yıldız olma arzusunu kıramamıştı. Bu öyle bir arzuydu ki gem vurulması ancak maneviyatı güçlü insanlara mahsustu... Kasabaya gelişinde bütün kasaba halkı onu çılgınca alkışlamış, imzalı fotoğrafları kapışılmıştı. Hep bir ağızdan “kasaba seninle gurur duyuyor” diye tempo tutmuşlardı. Hani o gurur duyanlar şimdi neredeydiler?!.  Emine, fiziki güzelliğinin yanında çok saf, bilgisiz ve tecrübesizdi... Baştan beri onun istismar edileceği endişesini taşımıştı İsmail. Bugün o endişelerinin yersiz olmadığını görüyordu. Mektuba bir daha göz gezdirdi... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT