BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Yavaşça eğilerek yerdeki silahları aldı, ceplerine koydu. Bir tanesini eline aldı. Önce Kara İdris’i arabaya bindirdi. Bu sırada bıçağı boğazından çekmişti. Silahı dışarıda bekleyen badigartlara doğrultarak; -Şimdi hepinizin işine son verildi! Paydos kendinize alın teriyle çalışacağınız yeni bir iş bulacaksınız, tamam mı?..



Yavaşça eğilerek yerdeki silahları aldı, ceplerine koydu. Bir tanesini eline aldı. Önce Kara İdris’i arabaya bindirdi. Bu sırada bıçağı boğazından çekmişti. Silahı dışarıda bekleyen badigartlara doğrultarak; -Şimdi hepinizin işine son verildi! Paydos kendinize alın teriyle çalışacağınız yeni bir iş bulacaksınız, tamam mı?.. Badigartlar şaşkın ördek gibiydiler! Ne yapacaklarını bilmiyor, Kara İdris’ten talimat bekliyorlardı. -Kara İdris! Sen şöyle şunlara işlerine son verildiğini... Kara İdris başını arabadan çıkarıp acılı bir ses tonuyla; -Çocuklar hepinizin işine son veriyorum kendinize iş bulun... dedi. İsmail, badigartların peşlerine düşmemesi için bu talimatı verdirmişti. Olaylar şu ana kadar kendi kontrolünde gitmişti. Şimdi Kara İdris’i kalkan olarak kullanacağı için daha kolay olacaktı. Sarı Dikran’ın yalısı Boğazın öbür yakasındaydı. Kara İdris’in sinirleri boşanmış hüngür hüngür ağlıyordu. İnsanlara her dediğini yaptırmaya alışmış azılı cani, genç bir adamın kendini itip kakmasını gururuna yedirememiş, ama onun elinden kurtulması da mümkün olmamıştı... Limuzin hızla yol alırken İsmail’in gözleri bir duvar afişine takıldı. -Dur, bekle!.. diye seslendi şoföre. Bir anda kendinden geçmişti. Sinema afişi Mine Yıldız’ın “Vahşi Fahişe” adlı filmine aitti. Emine, ne hallere düşmüştü? Geç kalmıştı. Onun, böyle müstehcen bir filmde oynamasına mani olamamıştı. Beyninden vurulmuştu sanki!.. Ne çabuk piyasaya sürülmüştü bu filmler...  Limuzinin kapısını aralamış bir bacağı dışarıda, hüzünle afişe bakarken yanındaki azılı gangsteri unutmuştu. Bu gafleti pahalıya mal oldu. Kara İdris olanca gücüyle abanarak onu arabanın dışına itip: -Gazla çabuk!.. diye bağırdı. Bir anda kendini yerde bulmuştu. Limuzin süratle ileri fırlayıp, geri vitese takarak İsmail yerden kalkmadan üzerine gelmeye başlamıştı. Süratle yana yuvarlanmasa arabanın altında kalacaktı. Ayağa kalktı. Belindeki silahı çıkararak bağırdı, -Dur! Vururum!.. Kara İdris hürriyetine kavuşmuştu, hiç durur muydu. Gaza basıp gittiler... İsmail garip ve mahzun bir halde çöküp kalmıştı. Emine’nin “etinin” kasap dükkanlarının vitrinine konulmasına engel olamamıştı. Artık bundan sonra hiçbir şeyin önemi yoktu. Kendine yazdığı mektuptaki şiirin son mısraı döküldü dudaklarından: “Ölmek istiyorsun bırakmıyorlar...” “Bundan sonra çevireceğim filmlerde fiziken ben olsam da ruhen ben olmayacağım” derken bu filmleri kendi isteği dışında zorla çevirmek zorunda olduğunu anlatmak istemişti. Şimdiki hedefi daha büyük, daha çetindi: Sarı Dikran! Ermeni asıllı bu caniyi tüm ülke tanıyordu. Ermeni terör örgütü Türk büyükelçilerini fütursuzca katlederken bu gangstere “Ermeni davasına niye hizmet etmiyorsun?” diye sormuşlardı da, “Asıl, Ermeni davasına en büyük hizmeti ben yapıyorum, Osmanlı’nın torunlarına fuhuş yaptırıyorum... Osmanlı’yı asırlarca ayakta tutup dünyanın hakimi yapan aile düzenini bu yolla yıkıp, soysuzlaştırıyorum...” demişti... İsmail dalgın bir halde denizi seyrederken bir anda dört arabanın hızla peş peşe geldiğini gördü. Nasıl da düşünememişti. Elinden kurtulan Kara İdris, adamlarını almış ve gelmişti. Yavaşça denizin kıyısına dalga kıran olarak yerleştirilen kayaların üzerine inerek siper aldı. Cebindeki ve belindeki tabancaları çıkarıp kontrol etti. Hepsi ful doluydu. Cephane eksiği yoktu. Biraz sonra kızılca kıyamet kopacağa benziyordu... Beklemeye başladı. Eğer arabalar ilk gelişinde denizin kıyısında onu görmüşlerse mutlaka şimdi yanı başına gelirlerdi. Hafifçe doğrularak etrafı gözetledi. “Mine Yıldız” afişinin bulunduğu duvarın önündeydiler. Kara İdris boğazını sarmış adamlarının başında gelmişti. Adamları etrafa yayılmış fellik fellik İsmail’i arıyorlardı. Bir adam eğitimli bir kurt köpeğini tutuyor, ona iz sürdürüyordu. Köpek kendi bulunduğu tarafa doğru çekiyordu adamı. Kara İdris Limuzinin yanında dururken ağır adımlarla yolun bu tarafına geçti. Lütfu ilahi kendi ayağıyla yanına geliyordu. Yavaşça kaldırıma çıktı ve çıktığı gibi kartal misali Kara İdris’in tepesine uçup altına aldı ve silahı alnına dayadı!.. > DEVAMI YARIN
Reklamı Geç
KAPAT