BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘İcraat bekliyoruz’

‘İcraat bekliyoruz’

MÜSİAD Başkanı Ali Bayramoğlu, hükümeti; faiz lobisinin gücü altında ezilmekle suçladı. “Faizle mücadele edeceğini söyleyerek gelen bir hükümet, bugün faiz lobisinin istediğini yapıyor” diyen Bayramoğlu, hükümeti bir an önce gerçekleri görmeye davet etti.



İSTANBUL- Çiçeği burnundaki hükümete en büyük tenkit MÜSİAD Başkanı Ali Bayramoğlu’ndan geldi. Devlet Bakanı Ali Babacan’ın, her gittiği yerde “Mevcut mali yapıda değişiklik yapmayacağız. İstikrar programına aynen devam edeceğiz” dediğini söyleyen Bayramoğlu, “Ben bu ifadeye karşı çıkıyorum” diye konuştu. Hükümetin bugün, seçimden önce söylediklerinden farklı bir çizgide olduğunu ve lobilerin gücü altında ezildiğini ileri süren Bayramoğlu, “Dün, Türkiye’deki mevcut statükoyu yıkma iddiasında olan, yanlışları kaldırıp onların yerine doğruları koyma heyecanıyla iktidara gelen bir hükümet, bugün aynı statükoyu devam ettireceğini söylüyor” diyerek; hükümeti, ülke gerçeklerini görmeye çağırdı. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Ali Bayramoğlu, gazetemize yaptığı açıklamalarda; şunları söyledi: Faiz dışı fazla, kel alâka ø Soru: 2003 Bütçesi hemen hemen şekillendi. Yüzde 5 büyüme, yüzde 18 enflasyon ve yüzde 6.7 faiz dışı fazla hedefi. Bu hedef tutar mı? Bayramoğlu: “Üç senedir neyi tenkit ediyorsak, karşımıza yine o çıkıyor. Sandıktan tek partili bir hükümet çıkması toplumu ümitlendirdi, moral ve motivasyon sağladı. Bu beklentinin temelinde, değişimi yaşatacak bir gücün kazanılmış olması vardı. Ama hükümette bu morali daha da yükseltecek bir çalışma yok. Bütçe de bunlardan bir tanesi. Yüzde 6.7 faiz dışı fazla hedefi kel alaka bir şey. Ben bunu hiç içime sindiremedim. Toplum da maalesef ne olduğunu anlayamadı. Bu yanlışta ısrarcı olması, hükümetin en büyük kabahati, bence.” ø Soru: Böyle bir hedef olmasın mı? Bayramoğlu: “Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir şirketinde açıkla bütçe bağlanmaz. Zarar etmek maksadıyla ortaya hedef bilanço konmaz. Şirketlerin işi kâr etmektir. Devletlerin de yamalı bohça gibi bütçesi olmaz.” ø Soru: Şartlar ülkeyi buraya getirmiş. Hükümet ne yapsın? Bayramoğlu: “Hükümetler bir şey yapmak için vardır. Koskoca Türkiye’de herkes çalışıp, çabalayıp, anası ağlayarak devlete 85 katrilyona yakın vergi ödüyor. Bunun 65 katrilyon lirası kafadan faize gidiyor. Yatırıma kala kala 8 katrilyon lira kalıyor. Kalsa yine iyi. IMF kalkıp, ‘Yüzde 6.5 faiz dışı fazlayı tutturamazsınız’ diyor ve yatırım kaleminin 4 katrilyona indirilmesini emrediyor. Hükümet de buna, kuzu kuzu, ‘Peki’ deyip boyun eğiyor. Olmaz öyle şey!” ø Soru: Oluru ne, peki? Bayramoğlu: “Hükümet istikrar programı için personel alımını durduruyor... Yaşı gelenleri emekli ediyor... Güvence adı altında İş Kanunlarını değiştiriyor... Yeni vergi salıyor... Ama bir tek faize dokunmuyor! Bütçe’de en büyük kalem faiz.” ø Soru: “Faiz dışı fazlanın, faize dokunmak, onu indirmek için yapıldığı söyleniyor, yeterli değil mi? Bayramoğlu: Dünyanın hiçbir yerinde faiz dışı fazla diye bir şey yok. Türkiye’de güçlü bir rantiye lobisi var. ‘Faize dokunulursa piyasalar tedirgin olur... piyasa tedirgin olursa ekonomi durur’ diyorlar. Bu sözler, dezenformasyonun bir uzantısıdır. Ben hükümetin, parlamentonun iyi niyetinden şüphe etmiyorum ama bu dezenformasyon lobisi o sistemi yıktırmamak için direniyor ve hükümeti etkisiz hale getiriyor.” ø Soru: Dezenformasyonun toplumu yanlış bilgilendirmek, en azından yeterli kadar bilgi sahibi olmasını önlemek manasına geldiğini biliyoruz. Birileri hem hükümeti, hem toplumu yanlış bilgilendiriyorsa; onların kim olduğunu da bilmemiz gerekiyor. IMF’mi, bu? Bayramoğlu: “IMF ve onun fikrinden giden zihniyet. ‘Ne yaparsanız yapın ama faize dokunmayın’ diyor bu sistemden beslenen zihniyet.” ø Soru: O halde IMF’yi kovmalı mı? Bayramoğlu: “Hayır. Onun dediğini kabul etmek yerine, bizim şartlarımızı dikte edelim. Ben, reaksiyonel bir ülke olalım, demiyorum. Ben, aksiyonel olmak istiyorum. Planı ortaya ben koyacağım. Türkiye’yi Türkler yönetiyorsa, aksiyonel olmak zorunda benim ülkem.” ø Soru: IMF’yi unutalım. Faiz dışı fazlayı da unutalım. Ne yapması lazım hükümetin? Radikal tedbirler Bayramoğlu: “Önce şunu söyleyeyim. Herkes konuşur, çok laf eder ama kimse çözüm söylemez! Biz ise çok somut, çok net bir çözüm söylüyoruz. Birinci ayağı bürokrasi. Hükümet otoritesini kullanmalı ve bürokrasiyi disiplin altına alıp iş yaptırmalı. Merkez Bankası Kanunu hemen değiştirilmeli. 2001’de çıkarılan bu kanun Türkiye ekonomisini batıran bir kanundur. ‘Merkez Bankası bağımsızdır, para basmaz. Sadece yeni borçlanma enstrümanları üretir’ deniliyor. Bunlar saçmalıktan öte bir şey değil. Bu düşünce sadece faizcilik sisteminin kılıfıdır. Tam tersine, borçlanmaya alternatif bir güç olmalı Merkez Bankası.” ø Soru: Fazla emisyon enflasyona sebep olmaz mı? Bayramoğlu: “Olmaz. Bu söz de bir lobidir. Vadesi gelen borçların maksimum yüzde 25’i kadar darphane banknot basmalı ve bu parayla borçların yüzde 25’i ödenmeli. Borcun geriye kalan yüzde 75’lik kısmına da 3 ila 7 yıl vadeli ve döviz kuruna endeksli Hazine tahvili verilmeli. Böylece borç ortalama 5 yıla yayılmış olur. Biz buna konsolidasyon diyoruz.” ø Soru: Devletin borcu bitti. Ne olacak sonra? Bayramoğlu: İşte o ‘sonra’ çok önemli. Devletin yeniden borçlanma gereği bittiği için bankalar, elinde kalan bu parayı dünya standartlarında bir faizle sanayiciye kullandıracak.” ø Soru: Kağıt üzerinde doğru gibi görünüyor ama yine de benim kafam karıştı. Merkez Bankası’nın döviz stokunu arttırması gerekmeyecek mi? Piyasaya fazla para sürmek enflasyonu körüklemeyecek mi? Bayramoğlu: “Hiçbiri olmaz. Bugün piyasada 50 katrilyon liraya yakın karşılıksız çek dolaşıyor. Devlet basmadığı için esnaf ve sanayici kendi parasını basıyor. Çek ve senet dolaşacağına devletin parası dolaşsın. Dezenformasyon lobisi, ‘Sakın ha’ diye karşı çıkıyor buna. Diyelim ki hükümet bunu yapmadı. O zaman Arjantin modeli olur. Devlet, ‘Şimdi param yok. Ne zaman bulursam, o zaman vereceğim’ demek durumunda kalır. Bunun hangisinin daha iyi olduğunu anlatmak gerekiyor.” ø Soru: Hükümete mi? Hangisi iyi? Bayramoğlu: “Vatandaşa anlatmak gerekiyor. Vatandaşı ikna edip, bunu bankalarla görüşmek de hükümetin işi. Bugün borç ödemek için tahsil edilen vergi vatandaşın cebine geri dönmüyor. Zam geliyor, halkın elindekini alıp götürüyor. Konsolidasyon da ise yok böyle bir şey. Sadece ekonomiye soluk aldırılıyor. Bu yapılmazsa, sonunun kötü olduğunu rantiye de biliyor. Lobiler farkında bunun.” ø Soru: Böyle bir endişeleri olmasına rağmen mi bu sistemin devam etmesini istiyorlar? Bayramoğlu: “Evet. Tedirgin olmalarına rağmen sürmesini istiyorlar. Çünkü, bağımlı olmuşlar.” ø Soru: Türkiye’deki 500 büyük firmanın blançosuna bakıldığında hepsinin faaliyet dışı kârlarla ayakta durduğu görülüyor. Onlar da yanlış mı yapıyor? Bayramoğlu: “Gayet tabii. Memnunlar ki ekonomi bu hale geldi. Hiç uğraşmadan, sıkıntı çekmeden, istihdam derdine düşmeden, bürokrasiyle boğuşmadan yattıkları yerden para kazanıyorlar. Bundan daha güzel ekonomi olur mu?!. Bir gün bu sistemin duvara toslayacağını biliyorlar ama yüzde 30’luk faiz onları endişeden uzak tutuyor.” ø Soru: Bir sanayici nasıl böyle bir şey düşünebilir? Bayramoğlu: “Teknolojik olarak kaybediyor ama faizden kazandığı ona yeter. Yılda reel yüzde 30 kazanç nerede var? Ancak ben bayrağı açtım. Bunlarla mücadele edeceğim. Bunun vakti geldi, neşter vurma zamanı bugün. Türk halkı bunun sıkıntısını çekeceği yerde, verdiği huzurdan istifade etsin.” ø Soru: Hükümeti yanınızda mı istiyorsunuz? Bayramoğlu: “Ekonominin gereğini uygulamalı hükümet. Lobilerin istediğini değil. Devletin borçlanma gereğini ortadan kaldırmak lâzım. Bu hükümetten beklentimiz çok net. Başkaları gibi lafı eveleyip gevelemiyoruz. İsteğimizi de, çözümü de çok net ortaya koyuyoruz. Bayramdan sonra radikal tedbirler bekliyoruz.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98991
    % 0.53
  • 5.5628
    % -2.49
  • 6.4211
    % -2.84
  • 7.3095
    % -2.49
  • 219.503
    % -1.98
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT