BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sorular, sorular...

Sorular, sorular...

Almanya’da elektronik postalarda dolaşan bir fıkra varmış. Anlatayım, ister gülün, ister düşünün: George Bush bir ilkokulu ziyaret eder. Çocuklara: “Sorusu olan var mı?” der. Küçük Bob söz ister: Benim üç sorum olacak: 1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da başkan oldunuz?



Almanya’da elektronik postalarda dolaşan bir fıkra varmış. Anlatayım, ister gülün, ister düşünün: George Bush bir ilkokulu ziyaret eder. Çocuklara: “Sorusu olan var mı?” der. Küçük Bob söz ister: Benim üç sorum olacak: 1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da başkan oldunuz? 2- Hiroşima’ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir? 3- Hiçbir sebep yokken neden Irak’a saldırmak istiyorsunuz? Aniden zil çalar ve çocuklar teneffüse çıkarlar. Çocuklar geri döndüğünde bu sefer küçük Tom söz almak ister: Benim beş sorum olacak: 1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da başkan oldunuz? 2- Hiroşima’ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir? 3- Hiçbir sebep yokken neden Irak’a saldırmak istiyorsunuz? 4- Bugün neden zil 30 dakika erken çaldı? 5- Bob nerede? Dünyanın her yerinde sınıflarda, sokaklarda, evlerde bu beş soruya beş daha ilâve edilip her gün soruluyor. Amerika’da da soruluyor. Washington Post’tun 31 Ocak nüshasında bir makale vardı. (Fakat Hangi Savaş? E. J. Dionne Jr.) Yazar, “Mesele Bush’un Irak savaşını haklı bir zemine oturtup oturtamaması meselesi değil, mesele cumhurbaşkanının Irak’ta neyin savaşını yapmak istediği meselesidir. Bu haftaki Millî Birlik mesajından sonra da bunu hâlâ anlamış değiliz.” Bush’un tavrını kovboy rolleriyle ünlenmiş aktör John Wayne’e benzettikten sonra savaş için üç hedeften söz edilebileceğini söylüyor: 1-Saddam’ın elindeki kitle imha silahlarının alınması, 2-Saddam’ın iktidardan uzaklaştırılması, 3-Irak’a demokrasi getirmek ve Orta Doğu politikalarında köklü değişim yapmak. “Bu üçünden hangisi?” diye sorup -özetle- şöyle diyor yazar: “Savaş taraftarları üç hedefin de tutarlı olduğunu iddia ediyor. Fakat hükûmetin takibettiği tutarsız politika tartışmaya açık. Eğer birincisi ise savaşı niçin mümkün olduğu kadar geciktirmiyoruz? Savaş, Saddam’ı, elinden almak için bu kadar gayret ettiğimiz kitle imha silahlarını kullanmak için tahrik etmez mi? Eğer ikincisi ise, yani Saddam’ı devirmek ise, silah denetçilerini de, silahları da bir tarafa bırakalım... Bu savaş için en mâkul sebep insan hakları davasıdır, bir zalimi iş başından uzaklaştırmaktır... Gerçi iş başından uzaklaştırılması gereken tek zalim Saddam değildir. Ve ABD dünyadaki bütün zalimlere de savaş açmaya hazır değildir. Öyleyse niçin Saddam’ı düşürecek bir darbe ile yetinmiyoruz? Yerine yine bir diktatör gelecek bile olsa. Ama bizim isteklerimize kulak verecek bir diktatör... Irak’taki topyekûn bir değişikliğin bütün Orta Doğu’ya tesir ederek bölgeyi değiştirmesini hedefleyenler böyle bir darbe ile yetinmeyecekler elbette, onlara göre Amerika, Irak’ta demokrasiyi yerleştirebilir ve bu bütün Arap ülkelerinde demokrasi yolunda teşvik olur... Bush, savaş için halktan ve müttefiklerden destek istiyor ama bu üç maddeden hangisi için savaşacağını bize bildirmelidir. Ayrıca hükûmetin El Kaide ile Saddam arasında irtibat kurmaya çalışması, gerçeği dürüstçe ortaya dökme çabasından ziyade halkı ikna etmek için lâf ebeliği yapmaya benzemektedir. Hükûmetin, 11 Eylül ile ilişkisi olsun olmasın Saddam’a savaş açacağını biz zaten biliyorduk. Bush’un politikalarına kamuoyundan destek azalınca El Kaide’yi yeniden gündeme getirmek güveni tesis etmenin yolu asla olamaz... Cumhurbaşkanı savaş kararı vermeden hedefinin hangisi olduğunu tesbit etmek ve halka ve müttefiklerimize açıklamak zorundadır.” John Wayne soruları duymamazlıktan geliyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT