BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Artık her şey için çok geçti. Emine sinemayı bırakıp kasabaya dönse bile bu filmlerden sonra kimsenin yüzüne bakamazdı. Ah Emine! Nasıl yaptın, ne güzel köy filmleri çevirirken bu açık saçık film çevirmeye niçin lüzum gördün... diye hayıflanıyordu. Evde Hayriye başının etini yiyordu:



Uyuşturucu bağımlısı olup çıkmıştı Emine! Artık her şey için çok geçti. Emine sinemayı bırakıp kasabaya dönse bile bu filmlerden sonra kimsenin yüzüne bakamazdı. Ah Emine! Nasıl yaptın, ne güzel köy filmleri çevirirken bu açık saçık film çevirmeye niçin lüzum gördün... diye hayıflanıyordu. Evde Hayriye başının etini yiyordu: -Sen yavruma sahip çıkmadın, biz hepimiz garşu çıharken sen güccük yavrumu gurbet ellere bir başına gönderip, gurda guşa yem eddin... diye feryat ediyordu. Karısına söyleyecek hiçbir sözü kalmamıştı. Her ne dese haklıydı karısı. Gece yarısına kadar içti. Olduğu yere sızıp uyuyakaldı. Ertesi gün kasabanın pazarıydı. Civar köylerden inen vatandaşların da tek konusu Emine idi. Kalabalık önce sinema tahtasındaki afişi parçaladı, sonra sinemayı ateşe verdiler. Bütün bu olayları önlemede kasabadaki bir manga jandarma yetersiz kaldı. Öfkeli kalabalık Fırıncı Ömer’in evine yöneldi. Gece boyu içerek zom olup uyuyan Ömer, kalabalığın evi taşlamaya başlamasıyla uyandı. Pencereler darmadağın olmuştu. Hayriye bir köşeye büzülmüş, diğer çocukları sessizce ağlıyordu. Ömer karısına döndü: -Hayriye sağa gocalık, çocuklara babalık, yapamadım, benden heç bişey olmaz, bağa haggını helal et demeye dilim varmıyo... dedikten sonra garip garip çocuklarını süzdükten sonra balkona çıktı... Kalabalık fırıncı Ömer’i görünce derin bir sessizliğe büründüler. Ömer kalabalığı bir müddet süzdükten sonra: -Çoh gıymedlü hemşerilerim! Hoş geldiğiz. Siz evi daşlasanız da gene hoş geldiğiz. İki sene önce gene bundan daha fazla bir galabalıkla buraya geldiydiğiz. O zaman Mine Yıldız’ı alkışlıyoduğuz. Hatırlıyoğuz mu? Emine, “Sinemayı bırakıp arağızda galacam...” dediydi de siz garşu çıhıp seninle gurur duyuyoh, yeni filimler istiyoh, diye bağırdıydığız. Mal müşderiye satılır, bunu siz de ben de düşünemedük... Şimdi müşteri böyle filimleri isdiyo, müşderi kim? Sizsiğiz, sinemaları dolduran kim? Sizsiğiz, neyi inkar ediyoğuz her şeyi siz istediğiz, istedüğünüze gavuşduğuz emme benim yedi sülalemin alnına öyle bir leke sürüldü... Fırıncı Ömer’in son sözleri bunlar oldu. Şuurunu kaybetmişti... Dengesini kaybederek tepe üstü balkondan yere çakıldı... Kızgın kalabalık şoka girmişti. Takviye kuvvetler alan jandarma fırıncı Ömer’in evinin önüne geldiğinde onun başında gözyaşı döken Hayriye’den başka kimseyi bulamadı...  Emine, Sarı Dikran’ın eline geçince sıkıntıları daha da artmıştı. Dikran ilk sıralar onunla özellikle ilgilenmiş, ondaki ruhi bunalımı fark ettikten sonra yangından mal kaçırırcasına peş peşe müstehcen filmler çektirmeye başlamıştı. Bu filmler sanat açıdan hiçbir özelliği olmayıp, insanların hayvani hislerini galeyana getirmekten öte hiçbir işe yaramayan türden filmlerdi. Zaten bu tür film seyretmeye gelen seyirci, senaryo, konu, mekan aramıyordu. O nefsini tatmin etmenin peşindeydi. Emine her itiraz edişinde damarlarına uyuşturucu enjekte edilmekteydi. Kısa zaman içinde uyuşturucu bağımlısı olup çıkmıştı. Bu bağımlılık onu tam bir robot haline getirdi. Şimdi uyuşturucuyu alınca patronunun her isteğine amade bir robot gibiydi... Sarı Dikran, Mine Yıldız’a yaptırdığı filmlerden çok büyük paralar kazanmaktaydı. Buna ilave olarak da bu ünlü yıldızı, hayranlarına pazarlamaya başlamıştı. O, Dikran için tam bir altın yumurtlayan tavuktu. Emine, Dikran’a bu kadar bol paralar kazandırırken, kendi elindeki her şeyi kaybetmişti. Kara İdris sana aldım dediği villayı elinden almış, üstelik onu borçlu çıkarmıştı. Sarı Dikran ünlü yıldızla yaptığı sözleşmeye istinaden açık bir bono imzalatmıştı. Hukuki olarak Emine ömür boyu çalışsa Sarı Dikran’a borçlu kalıyordu. Şu sırada o bunları düşünecek durumda değildi. Yeter ki günlük olarak uyuşturucusu verilsin, gerisi önemli miydi onun için?!.. Uyuşturucu Emine için sudan, ekmekten daha mühim haldeydi. Bu durumda bedenen her geçen gün tükeniyor, fiziki güzelliği yavaş yavaş kayboluyordu... > DEVAMI YARIN
Reklamı Geç
KAPAT