BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > GÜLEN ADAM

GÜLEN ADAM

Tatilya’yı İstanbul’daki çoğu ana-baba çocuklarının hatırına bilir. Disneyland’ın küçük bir örneği. Bu oyun parkının girişinde ve çevresinde güvenlik görevlileri var. Bu görevlilerin bir özelliği var. Hepsi birer sempati nümunesi gibi.



Tatilya’yı İstanbul’daki çoğu ana-baba çocuklarının hatırına bilir. Disneyland’ın küçük bir örneği. Bu oyun parkının girişinde ve çevresinde güvenlik görevlileri var. Bu görevlilerin bir özelliği var. Hepsi birer sempati nümunesi gibi. Onlarla karşılaşan çocukların onlara doğru koşası geliyor. Yüzlerine bakan gülümsemek zorunda kalıyor. Belli ki bu insanları yüzlerce, binlerce adayın içinden seçmişler. Onların yerine bizim günlük hayatta karşılaştığımız güvenlik görevlilerinden ya da polislerden birkaç tane koysanız adamların hasılatı yüzde 25-30 azalır. İnsanlar oraya girip çıkarken tedirgin olur. Güvenlik asık surat demek değildir. İnsan işyerine, oturduğu siteye girip çıkarken güleryüz bekliyor. Bu iş, karşılıklı olur, demek çare değildir. Göster güleryüzünü, göstereyim güleryüzümü diyemezsiniz. İşe tek taraflı bakacaksınız. Bizim yıllardır “zor şartlar” mazeretimiz var. Güleryüz talep eden, “Canım iyi de, bu insanlar günde 12 saat çalışıyor, çok az maaş alıyor, her gün arsızıyla, hırsızıyla uğraşıyor, nasıl güleryüz göstersinlerler” mazereti. Birincisi kimseyi zorla o işe sokmuyorlar. İkincisi, işe alırken yüksek ücret vaat etmiyorlar... Az da olsa, insanca yaşamak için yeterli olmasa da ne alınıp ne verileceği önceden belli. Bunu az bulanın o işe talip olmaması lazım. Nerede çok kazanılabileckse.. Çok kazanananlar hangi işi yapıyorsa oraya buyurulması lazım. Bana Türkiye’de, “Hoşgeldiniz efendim, size nasıl yardımcı olabiliriz” diyen bir karakol gösterenden aleni özür dilemeye hazırım. OKUYARAK VALİ OLMAK “Okuyarak vali olunmaz” demiştim, Türk İdareciler Derneği’nin Genel Başkanı Vali Abdulkadir Sarı bir açıklama göndermiş. Özeti şöyle: “Sen mülki idareyi hiç tanımıyorsun. Haklarında yeterince değil, hiç bilgi sahibi değilsin.” Sonra kaymakam ve valilerin ne kadar çetrefil imtihanlardan geçtikten sonra o göreve geldiğini, zannettiğim gibi rutin işlerle uğraşmadıklarını anlatmış. Tartışmak için değil, derdimin kolay anlaşılması için şöyle söyleyebilirim: Bu iş imtihanla da olmaz. Okuyarak, kastedilen anlamda imtihandan geçerek lider, önder olan birini duymadım. Bürokrasimizin hayranlığını kazanan Rauf Denktaş yazılı imtihandan geçerek mi oraya geldi? Çok başarılı belediye başkanları var, çoğu okulunu zor bitirmiş. Haklı olduğunuz taraf şurası: Ben hayalimdeki idari yapının (valilerin minyatür bir devletin başkanı gibi yetkilerle donatıldığı, her şehrin kendi yağıyla kavrulduğu, iç düzenlemelerini yapabildiği) valilerini kastetmiştim. Bu da yazınızın sonunda hatırlattığınız gibi üniter sistemde mümkün olmayan bir hayal.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT