BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilgisayar çağındaki ilkelliğe bakın!

Bilgisayar çağındaki ilkelliğe bakın!

28 Ocak 2003 Salı günü saat 9.30’da taksi ile gelen 2 görevli, kaçak elektrik kullanıp kullanmadığımızı kontrol etmek amacı ile elektrik sayacımıza bakıp gittiler. Gördüğüm kadarı ile yalnız 4 evin elektrik sayacı kontrol edildi. Sıradan bir vatandaş olarak bundan hicap duydum. Benim evimde 2002 Ocak ayından 2002 Aralık sonuna kadar 2643 kw saat elektrik tüketilmiş, bunun karşılığı olarak da 466 milyon 430 bin lira ödenmiş. Bunun aylık ortalaması da 38.336.712 lira tutmaktadır.



28 Ocak 2003 Salı günü saat 9.30’da taksi ile gelen 2 görevli, kaçak elektrik kullanıp kullanmadığımızı kontrol etmek amacı ile elektrik sayacımıza bakıp gittiler. Gördüğüm kadarı ile yalnız 4 evin elektrik sayacı kontrol edildi. Sıradan bir vatandaş olarak bundan hicap duydum. Benim evimde 2002 Ocak ayından 2002 Aralık sonuna kadar 2643 kw saat elektrik tüketilmiş, bunun karşılığı olarak da 466 milyon 430 bin lira ödenmiş. Bunun aylık ortalaması da 38.336.712 lira tutmaktadır. Sözde bilgisayar çağını yaşıyoruz, ama uygulama hâlâ ilkel şekilde yapılıyor. 4 kişilik bir ailede bir ayda yaklaşık olarak ne kadar elektrik tüketilebileceğini hesaplayıp, buna göre hırsızları yakalamak varken, böylesine boşu boşuna uğraşmak neden? Medyadan öğreniyoruz, kaçak elektrik kullananların cezasını benim gibi 68’ine merdiven dayamış dürüst vatandaşlara çektiriyorlar. Adalet mi bu? Dürüst vatandaşın ne günahı var? Yetkililer hakkıyla görev yapsa, bu cennet vatanda yolsuzluk mu kalır? Benim kapıma o kontrol memurlarını göndermeden önce, bilgisayarlarınıza bakıp, müsbet veya menfi bir netice çıkaramaz mıydınız? Bilgisayar çağında hâlâ iğne ile kuyu mu kazıyorsunuz? Hemen aşağıya yazacağım mısraları hayatı boyunca kendine ve çocuklarına rehber edinen benim gibi vatandaşların kapılarına, hiçbir ön çalışma yapmadan gitmek yakışır mı? “Bu dünyada Âdemoğluyum dersin,/ Helali haramı durmadan yersin,/ Yeme el malını er geç verirsin,/ İğneden ipliğe sorulur bir gün...” Hiç olmazsa her üç ayda bir defa bilgisayarın başına geçilip, ortalamanın altında elektrik tüketenler tespit edildikten sonra, o hane sahiplerinin elektrik sayaçları kontrol edilebilir. Hak edenlere bir daha unutamayacakları bir ceza verilir. İşte görev böyle yapılır. Vatandaşın birbirlerini ihbar etmesini bekleyerek sonuca varmak mümkün mü? > İ. Avcı - İZMİR “Esnaf Sicil Affı” istiyoruz Adalet Bakanlığı’na; İki tane giyim mağazam vardı. Çekle çalışan bir esnaftım. Vatani görevimi yapmak için askere gittim. Ben askerde iken ortağım iflas etti. Çekler de benim adıma olunca, ben de iflas etmiş duruma düştüm. Terhis olduktan sonra çok şükür hepsini ödedim, fakat iki dava kesinleştiği için sabıkama işlendi. Bu işsizlikte gece bekçisi bile olamıyorum. Bu kriz yüzünden birçok esnaf bu duruma düştü. Yetkililer bir defaya mahsus olmak üzere “Esnaf Sicil Affı” çıkaramazlar mı? > Abdullah Çakıl - İSTANBUL Sizin de bir katkınız olamaz mı? Çok mağdur durumda olan bir komşum var. 27 yaşında, anadan doğma yatalak hasta bir çocukları olan bu aile perişan durumda. Baba psikolojik yönden rahatsız, çalışamıyor. Anne ise çocuğu bırakıp bakkala dahi gidemiyor. Hiçbir gelirleri yok, evleri kira. Kirayı veremedikleri için ev sahipleri çıkmalarını istiyor. Annenin iki gözü iki çeşme, “dilenmek istiyorum, ama yapamıyorum, bir gün intihar bile edebilirim” diyor. Ben bu ailenin yabancısı değilim, elimden geleni yapıyorum. Fakat ben de bir emekliyim, başka bir gelirim de yok. Bayram üzeri bu garip ve mağdur insanları sevindirecek insanların olabileceğini düşünerek yazdım... > Cemalettin Bıyıklı (0212 280 59 62) - İSTANBUL Kriz mağduru öğrencileri sevindirin Sayın Erkan Mumcu’nun dikkatine; Ben, İşletme Fakültesi 2. Öğretim 2. Sınıf öğrencisiyken, 2000 Şubat krizi sonrası başarısız oldum. Ne bütünleme sınavlarına girebilmek için yol parası, ne de harç ücreti bulabildim. Çok sevdiğim ve kazanmak için hem maddi, hem de manevi fedakarlıklarda bulunduğum okulumu bırakmak zorunda kaldım. Eğlenmekten ders çalışmayarak başarısız olanlara benim de sözüm yok. Ama benim durumumda olan öğrenci sayısı çok fazla. O krizi biz çıkarmadığımıza göre, bu haksızlığa maruz kalmayı da hak etmiyoruz... Kriz sonrasında dolar katlandı. Aileye ucuz, öğrenciye pahalı verilen evlerin kiraları daha da katlandı. Ev değiştirmek zorunda kalanlar, bir odada 3-4 kişi kalanlar, bu şartlarda ders çalışamayıp başarısız sayılanlar... Çok zor kazanılan yüksek öğrenim hakkının bu kadar kolay kaybedilmesi, haksızlıktan da öte, bir zulümdür. Okulu bırakmak zorunda kalan öğrencilerin anne-babalarının ne kadar üzüldüklerini düşünebiliyor musunuz? Önceki hükümet yetkilileri bu üzüntüyü anlayabilselerdi, o kıyıma yolaçmazlardı, mutlaka telafi yoluna giderlerdi... Umarım Milli Eğitim Bakanı Sayın Erkan Mumcu, bizleri düşünerek ilgili mercilere gereken talimatı verir, bizim ve ailelerimizin duasını alır... > Kriz mağduru - MERSİN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT