BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Keşmir’le Dayanışma Günü

Keşmir’le Dayanışma Günü

1990’dan beri her yıl olduğu gibi bu yıl da 5 Şubat’ta Pakistanlıların Keşmirlilerle dayanışmasını göstermek ve Keşmir davası için uluslararası desteği almak amacıyla Keşmir’le Dayanışma Günü kutlandı. Bu günün kutlanması Keşmir halkının demokrasi yılı olan 1989’da başlattıkları özgürlük hareketinden hemen sonra kutlanmaya başlamıştı.



1990’dan beri her yıl olduğu gibi bu yıl da 5 Şubat’ta Pakistanlıların Keşmirlilerle dayanışmasını göstermek ve Keşmir davası için uluslararası desteği almak amacıyla Keşmir’le Dayanışma Günü kutlandı. Bu günün kutlanması Keşmir halkının demokrasi yılı olan 1989’da başlattıkları özgürlük hareketinden hemen sonra kutlanmaya başlamıştı. 11 Eylül 2001’de ABD’deki terörist saldırılardan sonraki küresel senaryo bir hayli değişikliğe uğramıştır. Hindistan dünya çapında teröre odaklanmasından yararlanarak Keşmirlilerin yiğitçe mücadelesini terörle ilişkilendirmeye çalışmıştır. Burada unutulmamalıdır ki 1960’lı yıllardan beri terörle uğraşan BM kurtuluş mücadeleleriyle terör arasındaki farkı açıkça ortaya koymuştur. Keşmir halkı mücadelelerin 40 yılı aşkın bir süre BM Güvenlik Konseyinin 13 Ağustos 1948 ve 5 Ocak 1949’da kabul ettiği kendilerine selfdeterminasyon hakkını veren karar tasarılarının uygulanmasını bekledikten sonra başlamıştı. Hindistan’ın 1947-48’de Cammu ve Keşmir’i işgal etmesi İngilizlerin koyduğu taksim kuralını çiğnemesiydi. Hint hükümeti bu kuralı çiğneyerek Keşmir’i topraklarına kattı. Nüfusunun yüzde 80’i Müslüman olan Keşmir’in Hindu Mihracesi, askeri güçleri ve Müslümanlar arasında çatışmaların başlamasından sonra Hindistan’a katılmaya ikna edildi. Ekim 1947’de zorla yapılan bu katılım gerçekleşirken gerek Hindistan Genel Valisi Lord Mountbattan gerekse Başbakan Jawaharlal Nehru Cammu ve Keşmir’in gelecek statüsünün halkın iradesine göre belirleneceğine söz vermişti. Çatışmalar Pakistan’ın kendi güvenliğini tehdit eder hale gelmesi üzerine 1948’de soruna müdahale etme zorunda kaldı. Bunun üzerine Hindistan sorunu BM’ye götürdü. BM Güvenlik Konseyi Keşmir’in Hindistan’ın bir parçası olmadığına ve bölgede plebisit yapılmasına karar verdi. Bu kararı Pakistan ve Hindistan da kabul etti. Böylece Keşmir’de bir ateşkes hattı oluşturuldu ve burada BM asker gözlemcileri görevlendirildi. Ne var ki zamanla Hindistan plebisit düzenleme sözünden vazgeçti ve bölgeyi askeri gücüyle işgal etmeyi sürdürdü. Cammu ve Keşmir’in yasadışı bir şekilde işgalini sürdürmek için çeşitli bahaneler ileri sürmüşse de dünya kamuoyunu ikna edememiştir. Keşmir’i elinde bulundurmak için Mihracesinin uydurma isteğini kanıt olarak göstermeye çalışan Hindistan diğer yandan Cunagarh’ın Müslüman Mihracesinin Pakistan’a katılmasına ilişkin kararını tanımamış ve burada Hindu çoğunluğun iradesine göre hareket ettiğini ileri sürmüştür. Cammu ve Keşmir’de plebisit yapmamak için burada seçimlerin yapıldığını söylemektedir. Ancak hileli seçimler hiçbir plebisitin yerini alamaz. Hindistan’ın Keşmir ile ilgili sözlerinden cayması Hint-Pakistan ilişkilerini zehirlemiştir. İki ülke bağımsızlıklarından beri üç kez savaşa girmiştir. İkisi de 1998’de nükleer güce sahip olmalarından sonra Keşmir yüzünden Güney Asya’da bir nükleer savaş çıkma ihtimali doğmuştur. Dünya nüfusunun beşte birine sahip olan bölgenin tümünün gelişmesi Hindistan’ın meydana getirdiği gerginlik nedeniyle aksamıştır. Hindistan, Keşmir’le ilgili olarak kendisinin Simla Anlaşmasına bağlı kaldığını öne sürüyor. Ancak diğer yandan, anlaşmanın 4. maddesine göre Keşmir sorununun nihai çözümü için Pakistan ile görüşmeye yanaşmıyor. 11 Eylül olayları Hindistan’a Keşmir’deki özgürlük mücadelesine yeni bir etiket yapıştırmasını sağladı. Batılı dünyanın cihat kültürünü terörle ilişkilendirmesini gören Yeni Delhi, Keşmir’deki özgürlük mücadelesinin aslında Pakistan’ın terörü ihraç etme eylemi olduğunu herkese inandırmaya çalışmıştır.
Reklamı Geç
KAPAT