BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Muhalefet mi, istismar mı?

Muhalefet mi, istismar mı?

Biz, seneler senesi aynı partilerin, muhalefette başka iktidarda başka olduklarını gözlemleyip durduk. Bu durumun tipik örneklerini de aynı siyasi partilerin genel başkanlarının şahıslarında gördük. Öyle ki; bunlar, dün ak dediklerine bugün kara demeyi siyasetin gereği; bundan da ötesi maharet bildiler ve bunda yarıştılar!



Biz, seneler senesi aynı partilerin, muhalefette başka iktidarda başka olduklarını gözlemleyip durduk. Bu durumun tipik örneklerini de aynı siyasi partilerin genel başkanlarının şahıslarında gördük. Öyle ki; bunlar, dün ak dediklerine bugün kara demeyi siyasetin gereği; bundan da ötesi maharet bildiler ve bunda yarıştılar! Bu trajikomik halin canhıraş misalini bizzat yaşamış bir gazeteci olarak; bugün sizinle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz; merhum Özal, özellikle dış politikada çok ataktı ve risk almaktan çekinmezdi. Birinci Körfez Harekatıyla birlikte; ikili anlaşmalar gereği ABD, Türkiye'deki üslerini tepe tepe kullandı. Fiilen üçe böldüğü Irak'ı, kuzeyden de devamlı kontrol altında tutabilmek için; bizden 'Çekiç Güç' için müsaade istedi. Özal, Parlamento'yu topladı; Türk subaylarının da gözetim ve denetimi şartıyla bu imkan verildi. O günün muhalefet lideri Süleyman Demirel; bu tasarrufundan dolayı gök kubbeyi Özal'ın başına yıktı. Neredeyse Özal, vatan haini idi! Türkiye'nin bağımsızlığı elden gitmişti! Bu 'Çekiç Güç' Türkiye'nin aleyhinde çalışacak; Kuzey Irak'taki Kürt oluşumunun kurulmasına yardımcı olacak ve daha beteri; Türkiye ile savaş halinde olan PKK'ya yardım edecekti! Özal Köşk'e çıkmıştı ancak, partisi sürekli kan kaybediyordu. Kısa bir zaman sonra da iktidardan düştü. Özal'ın Cumhurbaşkanı olduğu bu dönemde, Süleyman Demirel'in Başbakanlığında DYP-SHP koalisyonu iş başına geldi. Her altı ayda bir bu 'Çekiç Güç'ün süresinin, Parlamento'da görüşülüp uzatılması gerekiyordu. Bu kez ANAP muhalefette idi. Başbakan Süleyman Demirel, gazetelerin yönetici ve yazarlarını, ayrı gruplar halinde Başbakanlığa davet ediyordu. Biz de Türkiye Gazetesi ekibi olarak gittik. Birlikte yemek yedik. Yemek boyunca; bize 'Çekiç Güç'ün fayda ve lüzumundan bahsetti! İki saate yakın izahat verdi; hadiseyi en ince detayına kadar gözler önüne serdi. Çıkan sonuç; Özal'ın dediği gibi idi! Aynı izahatı Parlamento'da yaptı ve süreyi bir altı ay daha uzattı. Ondan sonra gelen bütün iktidarlar boyunca da, bu süre; altı aylık dilimler halinde devamlı uzatılarak bu günlere gelindi! İçerideki politikalarda bu tür karalamalara teşne idik. Ancak; ülkenin milli menfaatlerini gerektirecek milli dış politikalarda muhalefet için muhalefet yapılması; yapanı küçültmekten öte bir mana taşımıyor! Şimdi de bu göreve Deniz Baykal'ın soyunduğunu görmekteyiz! Kendisi iktidarda olsa, farklı bir şey yapabilecekmiş gibi; ortalığa afra tafra satıyor! Ülkede savaşı isteyen varmış gibi, barış havarisi kesiliyor! Bizim dışımızda, bize rağmen ve ister istemez bizi derinden etkileyecek bir savaşı ve bu savaş için 'teyakkuz' halinde olmamız gerektiğini, bilerek görmezlikten geliyor. Böyle muhalefet olur mu? Halbuki; iktidarıyla muhalefetiyle yek vücut olsak; kapımıza ikinci kez gelmiş olan ABD'den; öncelikle şu birinci harekatın zararını tazmin etsek; bunun için iktidarı zorlasak ve böylece faydalı bir muhalefet yapsak olmaz mı? ABD; bizim bu darmadağınık halimize bakıp; ikinci harekatın pazarlığında; ne kadar ucuza kapatırımın hesaplarını yapıyor! Yazık ki, ne yazık!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT