BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şiirlerin bayramı

Şiirlerin bayramı

Her bayramda ayrı bir hüzün çöker içime. Ne zaman kendi çocukluğumun bayramlarını özlesem, bütün Müslümanların bayramlarını özlerim; bilirim ki, herkes, "nerde o bizim eski bayramlarımız!" hayıflanmasını, kaybedilmiş çok eski bir hasretin adı gibi döker dudaklarından. Aslında özlenen, geçmişin sağlıklı, gümrah, bereketli, dost ve sevgili hayatıdır. Çünkü giderek kendinden kaçan, kendinden kopan, kendinden uzaklaşan insanlığın sığındığı tek şey işte böylesi değerler kaldı bir tek... Belki bir süre sonra, bugün durduğumuz bayram noktasını özleyeceğiz, değil mi? Yani, yarın, bugün için "nerde o eski bayramlar?" hayıflanmasını yapıştıracak dilimize...



Şairler, bayramları gerçek bayram bilen insanlar, hiç şüphesiz. Türk edebiyatını taradığımızda, bayramlarla ilgili yüzlerce metin arasından şairlerin seslenişini daha gür ve daha içten hissederiz. "Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede/ Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniye'de/ Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,/ Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi/ Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,/ Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan./ Gecenin bitmeğe yüz tuttuğu andan beridir, /Duyulan gökte kanad, yerde ayak sesleridir./ Bir geliş var!.. Ne mübarek, ne garib alem bu!../ Hava boydan boya binlerce hayaletle dolu.../ Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;/ O seferlerle açılmış nice yerlerdendir./ Bu sükunette karıştıkça karanlıkla ışık/ Yürüyor, durmadan, insan ve hayalet karışık;/ Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,/ Giriyor, birbiri ardınca, ilahi yapıya./ Tanrının mabedi her bir tarafından doluyor,/ Bu saatlerde Süleymaniye tarih oluyor." Kanık ve Tarancı... Şiir dili, kültür hassasiyeti, üslubu ve birikimi ile her şair, kendi bayramını anlatır. Bazıları, bayramları muhteşem bir medeniyet diliyle yorumlarken, bazılarına göre ise bayram, sadece çocukluğun özlendiği biricik hatıradır. Orhan Veli Kanık da bayram sabahı atılan top seslerine doğru gidişini, karga imgesiyle birleştirip sunuyor şiirinde: "Kargalar, sakın anneme söylemeyin!/ Bugün toplar atılırken evden kaçıp/ Harbiye Nezareti'ne gideceğim./ Söylemezseniz size macun alırım,/ Simit alırım, horoz şekeri alırım;/ Sizi kayık salıncağına bindiririm kargalar,/ Bütün zıpzıplarımı size veririm./ Kargalar, ne olur anneme söylemeyin!" 35 yaşın müthiş şiirini yazan Cahit Sıtkı Tarancı da "Bayram Yemeği" şiirinde, kendi ölümünün evindeki bayram sabahlarına nasıl yansıyacağını şu trajik anlatımla dillendiriyor: "Korkarım felekte bir gün/ Bir bayram yemeğinde./ Anam, babam gibi kardeşlerim de,/ En güzel dalgınlığında ömrün./ Beni gurbette sanıp/ Keşke gelseydi bu bayram/ Diyecekler./ Ve birdenbire yürekler,/ Aynı acıyla yanıp/ Hepsinin gözleri yaşaracak./ Öldüğümü hatırlayarak." Bugünün bayramları Türk şiirinin ele avuca sığmaz şairi Can Yücel'e göre ise, "Koyunlar keçiler ve koçlar için/ Ne kadar bayramsa Kurban Bayramı/ Bu barış var ya, bu barış/ Cephedekiler için o kadar barış"tır, sadece. "Çocukçada Ben Varım"ın şairi Özdemir Asaf ise, daha farklı bir bayramı anlatıyor mısralarında: Ben böyle yazdım sanma/ Ben böyle düşündüm/ Başından beri/ Sözcükler koşuyordu/ Düşünmelerimin ardından/ Çocuklar, çocuklar gibi/ Bayram yerlerinde/ Çocuklar oynuyordu/ Düşlerimin içindeki/ Bayram yerlerinde..." Türk edebiyatının en uzun soluklu bayram şiirlerini yazan Abdurrahim Karakoç, "Bayramlar Bayram Ola" şiirlerinin birinde, geçen bayramlara duyduğu özlemi, "Giden bayramlardan almadık bir tad/ Gardaş bu senenin bayramı nasıl?/ Şenay'larda bayram her gün, her saat/ Elif'in, Döne'nin bayramı nasıl?" mısralarıyla dile getiriyor. Bugünün bayramlarına dair en "didaktik" mısraları Ataol Behramoğlu söylüyor. Ölüm, mezarlık ve bayram imgesiyle birleşen şiirinde, bizi yeniden irkiltiyor şair: "Bayram ziyaretçileriyle doluydu mezarlık/ Herkes ölüsüyle birlikte olmaya gelmişti/ Ağlanacak, bir an anımsanacaktı geçmiş/ Sonra yine hayatın hırgürüne dönülecekti" Beyatlı'nın bayramı Üstad Necip Fazıl Kısakürek, "Tahta At" şiirinde; "Ölüm ölene bayram, bayramda sevinmek var/ Oh ne güzel bayramda tahta ata binmek var" derken, kendi çocukluğunun bayramlarına dair bir ipucu veriyor okurlarına. Bugün hangi parkta, hangi çocuklar için tahta atla kutlanacak bir bayram hazırlığı yapıldı dersiniz? Muhteşem "Süleymaniye'de Bayram Sabahı" isimli şiirinde, bütün Türk coğrafyasının sesini bugüne taşıyan Yahya Kemal Beyatlı da, yaşadığı bayram sabahını bize sadece bir "daüssıla" olarak bırakıyor, yazık ki:
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT