BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dönüş heyecanı

Dönüş heyecanı

Yolda kaldı SP lideri Recai Kutan ile yanındakiler, otobüsleri arızalanınca Müzdelife yolunda 7 saat beklemek zorunda kaldı. Hac farizası bitti. Şimdi, ‘hüzünlü’ bir dönüş hazırlığı başladı 2.5 milyon mü’min, mukaddes topraklardan ayrılmanın hüznü ile memleketlerine dönerek yakınlarına kavuşmanın heyecanını birlikte yaşıyor.



Dünya Müslümanları hasretle bekledikleri Kurban Bayramı’nı idrak ederlerken Mekke-i Mükerreme’de bir başka coşku gözleniyor. Beş kıtadan gelen 2,5 milyon Müslüman (105 bin Türk) “hacı” olmanın tatlı heyecanını yaşıyorlar. Geceyi Müzdelife ve Mina’da geçiren hacı adayları şeytan taşladıktan sonra kurban kestirme telaşesi ile koşuşturdular. Kurbanını kestirenler ya da vekalet verip “kesildi” haberini alanlar, tıraş olup ihramdan çıktılar. Bunlardan ziyaret tavafını yapıp sayını tamamlayanlar vazifelerini bitirmiş oldular. Kâbe pırıl pırıl Kurban Bayramı bütün İslam ülkelerinde olduğu gibi Mekke-i Mükerreme’de de sevinçle kutlandı. Güzel Kabe, gül sularıyla yıkandı ve örtüsü değiştirildi. Bayram namazını Mina civarındaki mescidlerde kılan hacılar, daha sonra konakladıkları yerlere geçip bayramlaştılar. Suudi makamları bu sene ortalıkta kurban kesilmesine izin vermediler. Müminler kurbanlarını ya İslam Kalkınma Bankası’nın Mina tesislerinde ya da şehir içinde belediyenin gösterdiği kesim yerlerinde kestiler. Mekke’de koyun fiyatları yaklaşık 100 dolar civarında seyretti ki hacılar hayvan bulmakta ve kesmekte zorlanmadılar. Hacılarımız sabahın erken saatlerinden itibaren Müzdelife’den topladıkları taşları üç cemreye attılar. Bugün ve yarın da şeytan taşlamaya devam edecekler. Resulullah’ın hasreti sardı Mekke-i Mükerreme’de vazifesini bitirenleri ayrı bir heyecan sardı. Hacılarımız bir yandan Kabe’den ayrılacak olmanın hüznünü bir yandan Münevver Belde’ye ve Alemlerin Efendisine kavuşacak olmanın sevincini yaşıyorlar. Medine’yi daha evvel ziyaret eden vatandaşlarımız ise dönüş hazırlıklarına başladı. Hac farizasını yerine getirmek için eşleri ve çocuklarıyla birlikte kutsal topraklara gelen 7 milletvekili de hacı oldu. AK Partili milletvekilleri Fikret Badazlı, Mehmet Altan Karapaşaoğlu, Tevfik Akbak, Vahit Kirişci, Cevdet Erdöl, İsmail Bilen ve Mehmet Güner memleketimizin şu zor dönemi atlatabilmesi için dua ettiler. Yine Mina, yine izdiham Mina dar bir vadi. Bugün ve yarın 2,5 milyon Müslüman orada olmak ve taşını atmak zorunda. Ancak kafile reisleri gruplarına hakim olursa bir kargaşa yaşanmıyor. Diyanet Vakfı ve TÜRSAB’a bağlı sehayat acenteleri hacıları cemrelerin tenha olduğu saatte sevk etmeye özen gösteriyorlar. Yaşlılar taşlarını atması için gençleri vekil ediyorlar. Ancak kendi başlarına hareket eden gruplar zaman zaman çıkış yollarından girmeye çalışıyor ve beklenmedik izdihamlara sebep oluyorlar. Bu yılda böylesi bir izdiham yaşandı, 6’sı kadın 14 hacı adayının hayatını kaybetti. Mekke’deki Güvenlik Güçleri Komutanı General Abdulaziz bin Muhammed bin Said, izdihamın, Türkiye saatiyle 09.30 sıralarında kamplarına dönen hacı adaylarıyla diğer yönden gelenlerin karşılaşması sırasında meydana geldiğini ve ölenlerin Pakistan, Hindistan, İran, Mısır ve Yemen uyruklu olduğunu söyledi. Kutan 7 saat mahsur kaldı Hac farizasını yerine getirmek üzere Kral Faysal’ın davetlisi olarak kutsal topraklarda bulunan SP Genel Başkanı Recai Kutan ile yanındakiler, otobüs arızalanınca Müzdelife yolunda 7 saat beklemek zorunda kaldı. Kutan’ın yanında bulunan SP Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu, Arafat dönüşünde, içinde bulundukları otobüsün Mina yakınında arızalandığını ve 7 saat bekledikten sonra Mekke’ye hareket ettiklerini söyledi. Şeytan neden taşlanır? Bilindiği üzere Kâbe-i muazzama defalarca yıkılır ve defalarca yapılır. İşte İbrahim aleyhisselam da Allah’ın (Celle Celalüh) emriyle Kâbe’nin temellerini bulur ve Beytullah’ı bina eder ki “Makam-ı İbrahim” söz konusu inşaat esnasında yüce peygamberin üzerine bastığı bir taştır. Hazret-i İbrahim Kâbe-i Şerif’in güneydoğu köşesine değişik bir taş koymak ister. Ta ki tavafta müminlere işaret olsun. İsmail aleyhisselâm bir tane getirir ama mübârek beğenmez. Oğlu daha güzelini getirir ama, babasının yine sinmez içine. Tam bu esnada Ebu Kubeys dağı dile gelir “Cebrail aleyhisselam tufanda bana bir taş bıraktı!” der, “gelin onu alın!” İşte bu taş Hacerü’l esvedtir ve köşesine yerleştirilir. Hazreti İbrahim üç büyük imtihandan geçer. Birincisinde Nemrud tarafından mancınıklara bağlanır ve dağlar gibi alevlerin içine atılır, ama onun tevekkülü sarsılmaz. Öyle ki, “yardım ister misin” diye soran Cebrail’e “Rabbim görüyor ya” diyecek kadar. İbrahim aleyhisselam’a Filistin’de kıraç bir araziye yerleşmesi emrolunduğunda “burada nasıl yaşanır” gibilerden endişesi olmaz. Ama Allahü teâlâ onun kazdığı kuyuya çok tatlı bir su ihsan eder. Gün gelir yarım milyonu sığır olmak üzere vadiler dolusu hayvanı olur. İşte büyüklerimiz bu yüzden “Allahü teâlâ Halil İbrahim bereketi versin” derler ya. Evlâtla imtihan Hasılı canıyla ve malıyla olunduğu imtihanı geçer. Sıra gelir zoruna: “Evladıyla!” Yüce Nebi Mekke’de rahmani bir rüya görür, ona “Şüphesiz ki Allahü teâlâ sana oğlunu kurban etmeni emrediyor” denilir. Bir baba için bundan ağır imtihan... Elbette olamaz. Ama mübârek zerre kadar tereddüt etmez, acabayı aklına getirmez. O gün Hacer validemize “İsmail’i güzelce yıka pakla, gözlerine sürme çek, kıymetli elbiseler giydir ve güzel kokular sür” der, “Onu bir dostuma götüreceğim!” Sonra İsmail’e döner, “yanına ip ve bıçak al” der “Allah rızası için kurban keselim” Ve Arafat’a doğru yürürler. Onlar ayrılır ayrılmaz şeytan Hacer validemizi bulur ve sahte bir telâşla “İbrahim oğlunu nereye götürdü biliyor musun?” der. -Bir dostunu ziyarete. -Sen öyle san. Yemin ederim ki onu boğazlayacak. -Hiç sanmam. İsmail’i çok sever. -İşte asıl onun için boğazlayacak ya. Allah’a kurban yapacak. -Eğer böyle bir emir aldıysa, ona uymaktan güzel ne olabilir ki? İblis musallat olur İblis bu saliha kadına tesir edemeyeceğini anlar, hemen peşlerinden koşar. Onları Mina civarında yakalar. Küçük İsmail’e yaklaşır, hain hain gülerek “Biliyor musun?” der, “Baban seni boğazlamaya götürüyor.” -Niye boğazlayacakmış? -Öyle emir almış. -Eğer Allahü teâlâ kurban edilmem için beni seçmişse ne güzel. Şeytan “Ama yaşamak daha güzel değil mi?” diye sırıtır, “Haydi kaç, bana gel!” İsmail aleyhisselam onu önce sözle kovar, baktı olmuyor taş atar. Şeytan ardından Hazreti İbrahim’e musallat olur. “Rüyanda gördüğün şeytan olmalı” der, “Sakın seni aldatmasın?” Halbuki o, kendinden emindir, zira aksi varid olsa Cebrail aleyhisselam ikaz eder ve yanlışı düzeltir. Hoş bu kılıksız ihtiyarın İblis olduğunu anlar ve Cemretü’l Ula’da çakıl büyüklüğünda 7 küçük taş atarak kovar. Ama o şeytandır, kolay pes eder mi? Baba yüreğinin nasıl rakik olduğunu bilir ve üsteler. Hazret-i İbrahim onu 7 küçük taş daha atarak kovalar ki burası Cemretü’l vusta’dır. İblis yenilmeye doymaz, Bir bahane ile yine görünür ve sesine en acıklı tonları oturtarak yolundan çevirmeye çalışır. İbrahim aleyhisselam 7 minik çakıl daha atarak onu def eder ki burası Cemretü’l Kübra’dır. Bıçak kesmez olunca İbrahim âleyhisselâm Mina’ya yaklaşınca oğluna döner. Rüyasını anlatır. İsmail âleyhisselâm tarifsiz bir sevinç içindedir. “N’olur baba!” der, “Sana emredileni yap, beni Allah’ın cennetine ve cemaline kavuştur!” Sonra bağlaması için ellerini uzatır. Hatta “eteğini topla” der, “kanım üstüne sıçramasın” Ve babası gözlerine bakıp tereddüt etmesin diye mendiliyle yüzünü örter. Sonrasını biliyorsunuz işte. İbrahim aleyhisselam “kıyamette buluşmak üzere” deyip bıçağı vurur, ama bıçağı kesmez olur. Allahü teâlâ oğlunu İbrahim aleyhisselama bağışlar ve kesmesi için ona bir koç yollar. İşte hacılar kurban keserken o günü hatırlarlar. Bizler de...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT