BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Mecnun’a her gün 14 Şubat...

‘Mecnun’a her gün 14 Şubat...

Yarın Sevgililer Günü... Çiçek ve hediyeleri kucaklayıp, “sevginin günü olmaz ama...” diyerek uzatanların günü... Ama aynı zamanda “sevgi”yi alınıp satılan bir metaya dönüştürenlerin de günü; 14 Şubat... İşte dünden bugüne Sevgililer Günü...



Nerden çıktı Efsaneye göre Roma’lı Aziz Valentine, İmparator Claudius hükümdarlığı ile aynı dönemde bir tapınakta papaz olarak görev yapar. Claudius Valentine’i emirlerine uymadığı ve kendisine başkaldırdığı için tutuklatıp öldürür. Bu olaydan 226 yıl sonra 496’da Papa Gelasius Aziz Valentine’i onurlandırmak için Şubat 14’ü Aziz Valentine Günü olarak belirler. Bugün her yıl sevgililer günü olarak kutlanır. Zile bas ve kaç “Sevgililer Günü”, dünyanın çeşitli ülkelerinde farklı geleneklerle kutlanıyor. Başka ülkelerin “Sevgililer Günü” geleneklerini anlamak için yazar Ogden Nash’in şu deyişine kulak vermek yeterli: “Yapmanız gereken, bir kağıt almak ve üzerine (seni seviyorum) yazan bir oklu kalp çizmek, yanına da (tahmin et, kim?) yazıp, kapının zilini çalmak ve kartı bırakarak, bir tavşan gibi kaçmaktır)... Sevginin ispatı Sevgililer Günü’nde kart yollama geleneği ise 18. yüzyılın ortalarına dayanıyor. İlk örnekleri el yapımı olan kartlar, altın harfler ve kağıt dantellerle süslenir, üzerlerine el yazısıyla aşk şiirleri yazılırdı. Satenden kalplerin yapıldığı kartlara da rastlanırken, küçük parfüm keseleri incecik aynaların arkasına saklanarak kartlara iliştiriliyordu. 1850’lerden sonra baskı kartlar ortaya çıktı, artık “Sevgililer Günü” ticarete dönüşüyordu. El yapısı kartların duygusallığına da veda edilirken, 20. yüzyılın başlarında esprili, çizgi kahramanlı, günümüzün kartları çıktı. Artık sevgi de ticareti yapılan bir metaydı, pek çok güzellik gibi... Bizim efsanelerimiz Leyla ile Mecnun Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur. Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır. Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar ve bu macerayı Leyla’nın annesi öğrenir. Bu duruma kızan anne, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez. Kays çılgına döner, başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar. Bir zaman sonra ailesi, Leyla’yı İbn-i Selam isimli zengin ve itibarlı birine verir. Ancak, Leyla kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selam’ı vuslatından uzak tutmayı başarır. Bir müddet sonra İbn-i Selam ölür, Leyla baba evine döner. Daha sonra her şeyi göze alarak, Mecnun’u çölde aramaya başlar. Fakat Mecnun, Leyla’nın maddi varlığını unutmuştur. Leyla, çölde Mecnun’u bulduğu halde, Mecnun onu tanımaz. Aslı ile Kerem Meşhur “Kerem ile Aslı” hikayesinin kahramanı olarak tanınan Kerem’in, 16. yüzyıl aşıklarından olduğu bilinmektedir. Hikayeye göre, Kerem İsfahan şahının oğludur. Şahın hazinedarı Ermeni keşişin kızı Aslı’ya aşık olur. Bir Müslüman kızını vermek istemeyen keşiş kızını alır, kaçar. Kerem peşlerine düşer, şehir şehir, köy köy onları takip eder. Nihayet bütün engeller ortadan kalkar. Evlendikleri gece, keşişin yaptığı sihirle Aslı’nın gerdek gömleği bir türlü açılmaz. Kerem sabaha kadar gömleği çıkarmaya çalışır, başaramaz. Sonunda içinden gelen bir ateşle tutuşup yanar, kül olur. Külleri süpürmeye uğraşan Aslı da tutuşarak yanar. Ferhat ile Şirin Ferhat’ın da bir yüreği vardır. Bu yürek alev alev Şirin için yanmaktadır. Amasya beyinin güzel kızı Şirin, onun yüreğini ateşlemiş, bu ateş bir yangın olmuş. Gel gör ki beyin, “Dağın ötesindeki suyu şehre akıtacak yiğite vereceğim kızım Şirin’i...” diye şartı var. Tek başına koca bir dağ yarılır mı? Yarılır. Ferhat gibi aşık olan yarar bu dağı. Almış balyozu eline Ferhat, çıkmış Şahinkaya’ya. Vurdukça ferahlamış, taşlar bileklerinde erimiş. Kocaman kayalar küçülmüş, Yeşilırmak akmış, Kaynar Havuz akmış Amasya’ya. Ferhat’ın alın teri gibi akmış sular şehre. Böylece iş bitmiş, Şirin’ine kavuşmuş mu? Hayır. Kötülükler onu da bulmuş. Şirin’in öldüğü haberini vermişler, suların şehre doğru çağıldadığı gün. Bağrındaki yangını bu sular söndüremez. Atmış havaya elindeki kırk okkalık demir külüngü, düşürmüş başı üzerine. Hemen orada can vermiş Ferhatcık. Bu acıklı olay unutulur mu hiç? Amasyalılar bu dağa Ferhat demiş, onun dağ gibi derdiyle dertlenmişler yıllarca.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT