BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > pembe zamanlar / Herşeyiniz kutlu olsun

pembe zamanlar / Herşeyiniz kutlu olsun

Bu bayramın, son yıllarda önemsenesi günler listesine giren, tüm yurt çapında ve dış temsilciliklerimizde coşkuyla kutlanan bir özel günle aynı zamana gelmesi içimi acıttı. Baktım da zavallı erkekler oradan oraya koşturuyorlar, karizma saçmaya çalışıyorlar, yoruluyorlar, elleri hiç ceplerinden çıkmıyor. Acaba ben erkek olsaydım, adım da Halime yerine Halim olsaydı ne düşünürdüm?... (Yazının kalan kısmı bir erkek gözüyle yazılmış olup okunduktan sonra unutulmalıdır).



Bu bayramın, son yıllarda önemsenesi günler listesine giren, tüm yurt çapında ve dış temsilciliklerimizde coşkuyla kutlanan bir özel günle aynı zamana gelmesi içimi acıttı. Baktım da zavallı erkekler oradan oraya koşturuyorlar, karizma saçmaya çalışıyorlar, yoruluyorlar, elleri hiç ceplerinden çıkmıyor. Acaba ben erkek olsaydım, adım da Halime yerine Halim olsaydı ne düşünürdüm?... (Yazının kalan kısmı bir erkek gözüyle yazılmış olup okunduktan sonra unutulmalıdır). İyi bayramlar. Bu erkek profili beni sinirlendiriyor. Neden, neden hep ben harçlık veriyorum? Hadi bu güzeller güzeli adetimizi yerine getirdik, sabilerimizi sevindirdik ama yahu hatunlar niye sıraya giriyor? Zaten bayram geldi kıyafet alacağım, baklava açacağım, onu yapacağım, bunu yapacağım diye bütçeyi bir iyi salladı. Bir de harçlık muhabbeti. Ben ani bir manevrayla onun elini yakalasam, öpüp harçlık beklesem, “Aaa, napıyorsun bey, ne harçlığı koskoca adamsın” dediğinde “Harçlığımı ver hatun” deyip sırıtsam ve o an görünen bütün dişlerim çürük olsa... Bir de bu özel gün çıktı başımıza. Nedir bu özel günün anlam ve önemi? Bu özel günün anlamı kadın dilinde “Eğer iyi bir hediye almazsan sen beni hiç sevmiyorsun, o hediyeyle konu komşuyu çatlatamazsam günlük dırdırıma yüzde 25 zam yapacağım”dır, önemi ise hatunların bunları gerçekten de yapacağıdır. Yahu, içimden gelse, bir akşam eve gelirken çiçek alsam, içeri girer girmez önce çiçek çingeneden mi yoksa çiçekçiden mi, eğer çiçekçiden ise hangi semttekinden diye inceleyip ağzını 45 derecelik bir eğimle kıvırıp “Hayırdır?” bakışı atarsınız. Kuru teşekkürün ardından gece boyu “Acaba annesinden mi geliyor? Acaba neler karıştırıyor?” çeşitlemeli paranoyalarınızla insanın o çiçekleri alıp... şey yapası geliyor, şey, koşup koşup yetiştirildiği tarlalara gidip onları tek tek yere yeniden dikesi geliyor.. Özel gün hediyesi beklersiniz ama! Ne alacağız şimdi? Kadınların şu tülü oyuncak sevgilerine bir türlü anlam veremem. Bunları almak da zor. Sen kalkıyorsun koskoca adam oyuncakçıya gidiyorsun, ne menem bir şey alsam diye bakarken, reyon görevlisi geliyor “Kız çocuk için mi oğlan çocuğu için mi bakıyordunuz?” diyor ve sen orada kilitleniyorsun “Ehe he, kem, küm, kız çocuk için şirin bişiyler” diye geveliyorsun “Kaç yaşında?” sorusuna da kızara bozara “3.5 yaşında” yalanını savurup elinde tülü bir ayıcıkla dışarı çıkıyorsun. Ha, bu hediyeyi teslim töreni daha da büyük bir facia. Paketle birlikte bizim hatunun gözlerini de açıyor. “Ay inanmıyoruumm!” diyerek sarılıyor, ben kasılıyorum tabi, sonra da “Canıııım, çoğk şerewrrrr” “Şuna baağğk, çooğk tatlıı, miniş, bidiş, canım, cınım” diyerek çıkarttığı çocuk ve ördek karışımı sesi dehşetle, o cüsseden ve o yaştaki baştan nasıl çıktığına hayret ederek dinliyorsun. Şöyle yürekten, böğüren çıkan bir “Ay inanmıyorum” nidası için pelüş oyuncaktan daha fazlasına ihtiyaç var. Mücevhere! Neden kadınlar bize kravat, gömlek, bitişikteki kırtasiyeden bir dolmakalem alıp 0-6 yaş grubu çocukların davranış bozukluklarını sergilercesine “Ben dey sana bunu aydım” deyip, şirinlikle işin içinden sıyrılıyor da.. Neden ben ancak Belçika kesimi bir pırlanta yüzük alırsam günü kurtarıyorum? O yüzüğe ödediğim rakamı, müdüre 30 kez sunulan gönül dolusu iyi dilek, en az 15 müşteriye “Valla kurtarmıyor be abi” muhabbeti ve işyerinde geçirilen 18-20 arası sinir buhranı neticesinde kazandığımı biliyor mu acaba bizim hatun? Bilse, kuyumcuda “Bunun taşları gözüme küçük geldi, sen ne dersin hayatım?” gibi akıllara zarar bir soru sormaz! Yahu, seviyorum tabii. Ama keşke sevgime kriter olarak nesneleri seçmeseydi. Yani en azından parmağındaki pırlantadan bir an olsun gözünü alıp gözlerimde oradakinden çok daha fazla pırıltı olduğunu görseydi. Neyse, sevindi ama... Yakıştı da hani.. Bir çay daha içsem, hatuuun, yav şimdi duymaz bu beni kalkıp kendim alayım...... Dikkat, gerçek şu ki ben erkek değilim. (Eh tabii, kazı yanmaması için 12 dakikada bir çevirmek gerekir) Halime Gürbüz
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT