BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Büfenin bulunduğu yere geldiler. Aile için oturma yeri doluydu. Büfeye yakın bir banka oturdular. -Buradan Göbel görünüyor, dedi Cihat. Eliyle Ada’nın arka taraflarındaki köyleri gösterdi. Yemyeşil ağaçlar ve tarlalar arasındaydı köyler. -Adanın arkası Çardaklı köyü, Tepecik köyü tam karşımızda, onun ardındaki Göbel köyü. Göbel Kaplıcaları daha ötede. Hanımçeşmenin öte tarafında görünenler ise Kuruçay, onun ardındaki Güzelyurt. Şu Tunçbilek tarafındakileri pek bilemiyorum.



Büfenin bulunduğu yere geldiler. Aile için oturma yeri doluydu. Büfeye yakın bir banka oturdular. -Buradan Göbel görünüyor, dedi Cihat. Eliyle Ada’nın arka taraflarındaki köyleri gösterdi. Yemyeşil ağaçlar ve tarlalar arasındaydı köyler. -Adanın arkası Çardaklı köyü, Tepecik köyü tam karşımızda, onun ardındaki Göbel köyü. Göbel Kaplıcaları daha ötede. Hanımçeşmenin öte tarafında görünenler ise Kuruçay, onun ardındaki Güzelyurt. Şu Tunçbilek tarafındakileri pek bilemiyorum. -Gerçekten çok güzel burası. Siz herhalde bu manzaraları seyretmek için sık sık geliyorsunuzdur. -Yazın arkadaşlarla geliyoruz. Zaten bu ilçede bir burası, Ada ve Göbel var. -İstanbul’da iken insan buraların özlemini çekiyor. Babam sık sık anar buraları, fırsat bulsak ta Göbel’e, Ada’ya gitsek der. -Bizim Göksel var İstanbul’da. Gelince hemen buralara koşar. İstanbul’da böyle bir yer yok der. İzmir’deki İsmail de öyledir. Dışarıdaki diğer arkadaşlarım da buraların özlemini çekerler. Buranın kıymeti dışarıda daha iyi anlaşılıyor. Ama ben kıymetini zaten bildiğim için, bu ilçeden bir yere gitmiyorum. Celal ile ikimiz bu ilçenin tutkunuyuz. Burayı sevmelerine rağmen taşra diye küçümseyen arkadaşlarımıza karşı Celal ile müthiş tartışırız. Özellikle İsmail’le her geldiğimizde buranın kavgasını yaparız. O kadar ısrar etmelerine rağmen İstanbul’a gitmem, Göksel İstanbul’a taşınmam için ısrar eder ama bir türlü razı edemez. Oradan gelen iş tekliflerini geri çeviririm, Tavşanlı’ya olan sevdam yüzünden. Biz Celal ile bu ilçeden ayrılamayız. Canan, yeşil gözlerini dikmiş, öyle bakıyordu Cihat’a. -Bugün kahkaha attığınız arkadaşlarınız kimdi?.. -Onlar mı?.. Mustafa ve Hasan Ali. İzmir’e gittiler trenle. Biz gerçekten çok mu güldük?.. -Çok olmasa bile az da sayılmaz, koca caddeyi kahkahalarınızla çınlattınız. Cebinden sigara çıkardı Cihat. Çakmağıyla yakarken: -Yaaa?.. dedi. Dediğim gibi pek gülmem oysa. Ama onlarla bir araya geldik mi hep böyle oluyor nedense. -Olsun canım, zararı yok. Gülmek size yakışıyor. Cihat kızın yüzüne baktı. -Senin bir erkekle bu şekilde dolaşmana ailen bir şey demiyor mu?.. Bu soru çok komik gelmiş gibi kız güldü. -Hayır canım. Niçin desinler?.. -Ben erkek olduğum halde, ailem beni görse, bir kızla dolaştın diye kemiklerimi kırarlar. -Hadi canım!.. Olmaz öyle şey!.. -Komşularda mahallemizin şerefini düşürdün diye, mahalleye sokmazlar. Kız çatlıyordu gülmekten. -İnanmıyorum!.. Cihat sigarasından bir duman savurdu. -Beni bir tanıdık görecek diye ödüm kopuyor. Sana nasıl bir şey demiyorlar hayret. -Ailem bir şey demez bana. Ayrıca ben erkeklerle gezmem ki hiç. -Yok yaaa!.. dedi Cihat. Sen erkeklerle gezmediğine göre ben senin teyzen mi oluyorum?.. Kız bir kahkaha attı. -Aman Allah’ım! Senin gibisini hiç görmemiştim. Tabiî sen teyzem değilsin ve bir erkeksin. Tanıdığım çok erkek var ve peşimde olanlar da bir hayli fazla. Ama onlar beni biraz sıkıyor. Çoğu kibarlık budalası, ya da gösteriş meraklısı. Senin gülüşünü balkondan görünce, çok değişik geldin bana. Çok içten olduğunu düşündüm. >DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT