BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Resmi ‘baş’ üstüne

Resmi ‘baş’ üstüne

Ömer Kaleşi, ağırlıklı olarak insan ve insan başlarını tema olarak kullandığı resimlerini Tem Sanat Galerisi'nde 20 Şubat'tan 18 Mart'a kadar sergiliyor. 1932 yılında Yugoslavya'da (Manastır'ın Sırbica Köyü'nde) doğan Ömer Kaleşi, 1956 yılında ailesi ile birlikte Türkiye'ye göç etti ve sanat eğitimini İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde tamamladı. Kaleşi'nin çocukluğu 2. Dünya Savaşı yıllarına rastlar.



Ömer Kaleşi, ağırlıklı olarak insan ve insan başlarını tema olarak kullandığı resimlerini Tem Sanat Galerisi'nde 20 Şubat'tan 18 Mart'a kadar sergiliyor. 1932 yılında Yugoslavya'da (Manastır'ın Sırbica Köyü'nde) doğan Ömer Kaleşi, 1956 yılında ailesi ile birlikte Türkiye'ye göç etti ve sanat eğitimini İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde tamamladı. Kaleşi'nin çocukluğu 2. Dünya Savaşı yıllarına rastlar. Son yaptığı seri resimler de o dönemdeki etkilenmelerin neticesi sayılabilir. Sanatçının akademide Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi'nde "bir renk ve usta seçip onlar üzerinde derinleşme" çalışmasında, savaş yıllarının etkisinin dışavurumu ile kırmızının iki yüz seksen tonunu bulması hâlâ hatırlardadır. Balkanlar'da yaşanan bu olaylar 1967'den beri resimlerine yansıyan sanatçının, bu konudaki tabloları, Fransız düşünce adamı ve tarihçi Jacques Lacarriere tarafından önsözü yazılan "Balkan Dramı" adlı kitapta bir araya getirildi. Ana tema insan Ömer Kaleşi için en önemli tema, insan ve özellikle insan başlarıdır. 1973 yılına kadar yalnız koyu kırmızı ve siyah renklerin derinliğinde, zaman zaman boşlukta veya tuvali ikiye bölen incecik bir çizgide yorumladığı başlar sanatçı, resminin ana elemanları olarak bir izlek oluşturdu. Sanatçı, Fransız dostu, Edouard Pignon'un bir gün kendisine resimlerinin kesik baş olarak algılanabileceği eleştirisini getirmesi üzerine, bu başları giydirmeye başladı ama memlekete ait, yani Anadolu'nun çoban kepeneği ve derviş (semazen) giysileriyle... Kaleşi'ye göre, baş yine insanın en önemli kısmı, yüz ise en anlamlı yanıdır. Bu yüzler belki hüzünlü ve düşüncelidirler; ama, içlerinde hiç ağlayanı yoktur. Sanatçıya göre, bazı başlar direnirler; o zaman, tuvalin üzerine meyvelerden oluşan natürmortlar veya satıcı çocuklarla elmaları oluşur. Portre denemeleri Kaleşi, uzun yıllardır sürdürdüğü sanat serüveninde, insanın ortak duygularını, yalnızlığı, hayatın acımasızlığı ile hayat karşısındaki savaşımını geleneğin biçimlemesine rağmen 'soyut bir dil' ve renk yoluyla aktarmayı seçer. Portrelerinde 'soyut bir doku' içinde sergilediği figüratif öğeler bir sonra figüratif olmaktan sıyrılır. Tuval yüzeyinde, mekan olgusunu hesaba katmadan gerçekleştirdiği lekeler, onu duyarlı bir anlatımın merkezine oturtur. 30 kişisel sergi açan Türkiye, Fransa, İngiltere, Rusya ve Kazakistan'da açılan birçok grup sergisine katılan Ömer Kaleşi, 1965'ten bu yana hayatını ve sanat çalışmalarını Paris'te sürdürüyor. (0 212 247 08 99) Bir yalnız adam 12-24 Aralık 2002 tarihleri arasında Paris'te UNESCO'da, UNESCO nezdindeki Türkiye, Makedonya ve Arnavutluk Daimi Temsilcisi Büyükelçiler himayesinde sergisi açılan Ömer Kaleşi hakkında Uluslararası Drama Stüdyosu ve Makedonya Televizyonu tarafından dört memlekette, İstanbul, Makedonya, Arnavutluk ve Paris'te çekilen "Balkanlar ve Bir Yalnız Adam" adlı 52 dakikalık film de bu sergi kapsamında ilk defa vizyona girmişti. Bedri Rahmi Atölyesi'nde "bir renk ve usta seçip onlar üzerinde derinleşme" çalışmasında, savaş yıllarını kırmızıyla bütünleştiren Kaleşi, 1967'den bu yana Balkanlar ve özellikle Kosova'yı merkeze alan çalışmalara imza atıyor. Sanatçının bu konudaki tabloları, önsözü Fransız tarihçi Lacarriere tarafından yazılan "Balkan Dramı" isimli kitaba da alındı. 2001'de Nobel'e aday gösterilen Arnavut yazar İsmail Kadare'nin "Ömer Kaleşi" isimli kitabı da sanatçı hakkında vurgulanması gereken bir diğer çalışma...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT