BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Eko Life

Eko Life

Bayram öncesi bir haftalığına İstanbul’dan kaçtık; İstanbul’a alışan her ne kadar İstanbul’suz yapamasa da yine de arada bir kaçmak iyi geliyor. Gittiğimiz yer Balıkesir’in Edremit ilçesi... Ege’nin kıyısında, nereye baksanız zeytinlikler, portakal ve mandalina ağaçlarıyla süslü, şirin mi şirin bir ilçe...



EDREMIT Bayram öncesi bir haftalığına İstanbul’dan kaçtık; İstanbul’a alışan her ne kadar İstanbul’suz yapamasa da yine de arada bir kaçmak iyi geliyor. Gittiğimiz yer Balıkesir’in Edremit ilçesi... Ege’nin kıyısında, nereye baksanız zeytinlikler, portakal ve mandalina ağaçlarıyla süslü, şirin mi şirin bir ilçe... Gerçi gittiğimizde hiç birinden eser yoktu ama yeşilliği ve neredeyse yüzde 100 oranındaki oksijen dolu havasıyla Edremit yine bütün güzelliğiyle oradaydı. Kaz Dağları’nın hemen dibinde kurulu Edremit ilçesi, hem gezi turizmi hem de sağlık turizmi açısından keşfedilmeyi bekleyen harika bir bölge... İstanbul gibi havası kirli bir şehirden buraya geliyorsanız, ilk bir-iki gün temiz hava ile çarpılmaya kendinizi alıştırmanız gerekiyor. Temiz hava o kadar yoğun ki, vücut kimyanız bir anda neye uğradığını şaşırıyor. Alışık olmadığınız kadar oksijen, hiç beklemediğiniz kadar temiz hava derken ilk bir-iki günü yatakta geçirebilirsiniz, benden söylemesi... Yapılan araştırmalar ve ölçümler sonucunda, Edremit Türkiye’nin oksjien oranı en yüksek ilçelerinden biri çıkmış. Yani, burayı rahatlıkla Türkiye’nin ‘oksijen deposu’ diye adlandırabilirsiniz. Beldesi Akçay’a indiğinizde karşınızda Yunan adalarını görmeniz mümkün. Edremit’in nüfusu normalde kış aylarında 48 bin dolayında, yaz aylarında bu yerli-yabancı turistlerle 200 bini buluyor. Dolayısıyla da iğne atsanız yere düşmüyor. Yaz bitimine doğru düzenlenen Edremit Festivali’nde ise, ilçe tam anlamıyla bir uluslararası arenaya dönüşüyor. Sanatçılar, işadamları, turistler derken Edremit, kısa süreliğine de olsa bir dünya kenti haline dönüşüyor. Edremit’in bir diğer özelliği de, neredeyse ilçenin jeotermal sular üzerinde kurulu olması... Hani ‘Amma abartıyorsun’ demeyeceğinizi bilsem, rahatlıkla, ‘Nereye kazmayı vursanız, jeotermal su fışkıracak’ diye iddiada bulunacağım. Ne var ki, Turizm Bakanlığı olsun Sağlık Bakanlığı olsun bu nimetin farkında değil... Turizm Bakanlığı Edremit’in oksijenini dünyaya rahatlıkla pazarlayabilecekken, parmağını bile oynatmamış. İlçede devlet kaynaklı elle tutulur bir turistik tesis yok. Yine Sağlık Bakanlığı da, bu jeotermal suların dünyaya açılması için hiç bir girişimde bulunmamış. Dağ sporları ve kaplıca turizmi açısından Edremit, tam bir ‘saklı cennet’... Bu fırsatların böylesine heba edilmesi ülke adına yazık günah... Hem Turizm Bakanı’nın hem de Sağlık Bakanı’nın en kısa sürede bölgeye gitmesini ve saydığım güzellikleri yerinde görmesini isterim... IMF’den bir kaç dolar koparabilmek için vatandaşa yapmadığını bırakmayan Ankara’ya duyurulur... Sarıkız Efsanesi Edremit’in bir yerlisi bana “Buranın kızları güzeldir ama soğuktur” demişti. Sebebini sordum, bana şu efsaneyi anlattı: Güre Köyü’nün çok güzel bir kızı varmış, adı da Sarıkız... Kimler istemiş ama babası onu kimseye vermemiş, o da kimseye meyletmemiş. Sarıkız’ın kendilerine yüz vermemesine kızan delikanlılar, onun “kötü yola düştüğü” dedikodusunu yaymışlar. Babası da bu dedikodulara inanınca Sarıkız’ı öldürmeye karar vermiş. Fakat kızına kıyamamış ve çiftliğindeki kazları da yanına katarak onu, odun kesme bahanesiyle İda Dağı’na götürmüş. “Ben geleceğim” diyerek kızının yanından ayrılmış ve bir daha dönmemiş. Karanlık basmasına rağmen babasının gelmediğini gören Sarıkız, korkup ağlamaya başlamış ve Allah’a dua etmiş. Duaları kabul edilmiş ve Sarıkız bütün tehlikelerden korunmuş. Baba ise, kızının dağda öldüğüne emin olarak ağlaya ağlaya hacca gitmiş. Bu arada kazlar çoğalmış, Sarıkız da daha güzelleşmiş. Bu arada, fırtınada dağda kalanlara yardım eder olmuş, herkes de ona ayrı bir sevgi ve hürmet beslemeye başlamış. Hacdan dönen baba kızının sağ olduğunu öğrenince onun yanına gitmiş. Ama Sarıkız dağdan inmeyip orada kalmış. Bir gece babası evinde su isteyince Sarıkız bunu duymuş ve dağdan elini uzatarak Edremit Körfezi’nden testiye su doldurup babasına vermiş. Baba “Ben deniz suyu değil içme suyu istedim” deyince bu sefer, kolunu Güre Çayı’na uzatıp tatlı su doldurmuş ve babasına vermiş. Baba bunu görünce, “Kızım ben sana çok kötülük ettim, sen ise mertebeni bulmuşsun” demiş. Sarıkız da kendisine kötülük edenlere beddua etmiş, bir zaman sonra ise, kaldığı tepede ölmüş. Babası da vasiyeti üzerine Sarıkız’ı öldüğü tepeye gömmüş ve o gün bu gündür o tepeye Sarıkız Tepesi denilmiş. İşte size Edremit kızlarının “güzel ama insanlara soğuk durmalarının” sebebi... Doğalgaz yerine jeotermal ısı Edremit’in MHP’li Belediye Başkanı Av. Tuncay Kılıç ile Edremit’i konuştuk. Önce şunu belirtmek gerekir ki; Edremit Belediyesi Türkiye’nin borçsuz üç-beş belediyesinden biri... Bu açıdan Başkan Kılıç’ı tebrik etmek gerekiyor. Daha önce bu köşeden Edremit’in en geç 1 yıl içerisinde “Jeotermal kaynaklı ısınma sistemine” geçeceğini yazmıştım. Başkan Kılıç, “Yazdıklarınız doğru, Mart başından itibaren ilçeyi jeotermal suyla ısıtmak için gerekli tesisleri kuruyoruz” dedi. Gerekli firmalarla bütün anlaşmalar yapılmış, martta proje resmen başlıyormuş. Başkan Kılıç’ın söylediğine göre, yeraltındaki jeotermal su, ana kaynağından alınarak 80 derecelik bir ısı borulara verilecek ve ilçedeki bütün evlere ulaştırılacak. Bu sular, evleri dolaşıp geri geldiğinde sıcaklığının 30 derece düşeceği hesaplanıyor. Buna göre, 50 derece civarında sıcaklığa sahip olacak kullanılmış jeotermal su, yeniden doğaya verilmeyecek, seralar da dahil olmak üzere tarım alanlarına yönlendirilecek. Başkanın en önemli projelerinden biri de, ilçede çok yüksek olan temiz hava oranı ile orkide yetiştiriciliği yapmak. Evlerde kullanılmış su hem diğer seralara hem de yeni kurulacak orkide seralarına verilecek. Böylece bir taşla en az 3-4 kuş vurulmuş olacak. Yalnız burada bir parantez açalım ve hükümet tarafından yürütülen zeytinlik gibi tarım alanlarının imara açılması planının Edremit halkının canını epey sıktığını söyleyelim. Bölgenin en önemli gelir kaynağının zeytincilik ve portakal-mandalina yetiştiriciliği olduğunu göz önüne alırsak bu kararın ne kadar can sıktığını anlatmaya gerek yok, sanırım. Başkan Kılıç da, buna şiddetle karşı çıkıyor: “Böyle bir şeye izin verilmeye çalışılmasını anlamak mümkün değil. Biz yaptığımız imar planında asla böyle bir şeyi uygulamıyoruz, uygulamayacağız.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93362
    % 0.73
  • 6.5274
    % -6.74
  • 7.4295
    % -6.83
  • 8.1596
    % -6.97
  • 251.235
    % -4.72
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT