BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Canan, düşüncelerini açıklamayı sürdürdü: -Tanıdığım, gördüğüm erkeklere benzemeyen bir yönün vardı ve bu yönün hoşuma gitti. Seninle tanışmayı, konuşmayı istedim bu yüzden. Balkonda oturan komşu kızına seni sordum merakla. O da iyi tanırmış meğer. Adın Cihat’mış, Burçin isminde bir kızı sevmişsin ama o kız nişanlanmış, şimdi de Begüm diye bir kızı seviyormuşsun.



“Kimmiş beni bu kadar tanıyan kız?” Canan, düşüncelerini açıklamayı sürdürdü: -Tanıdığım, gördüğüm erkeklere benzemeyen bir yönün vardı ve bu yönün hoşuma gitti. Seninle tanışmayı, konuşmayı istedim bu yüzden. Balkonda oturan komşu kızına seni sordum merakla. O da iyi tanırmış meğer. Adın Cihat’mış, Burçin isminde bir kızı sevmişsin ama o kız nişanlanmış, şimdi de Begüm diye bir kızı seviyormuşsun. Cihat şaşırdı. -Kimmiş beni bu kadar tanıyan kız?.. -Doktor Kerim beyin kızı Şükran. -Haa, şu bizim kıskanç bayan.. -O bunları anlattı ama ne olursa olsun bana çok değişik geldiğin için hoşuma gitmiştin. O içten gülüşün gözlerimin önünden gitmiyordu. Belki tekrar geçersin diye balkondan istasyon tarafına baktım durdum. Senin geldiğini görünce de, hemen aşağıya indim. Sen bu sefer dalgındın ve neredeyse bana çarpacaktın. Böylece seninle tanışmış olduk. Cihat gülümseyerek başını sağa sola salladı. -Ah ne gülüşmüş o!.. Sen oldukça açıksözlü bir kızsın. Çok zengin bir aileden olmana karşın havalı filan da değilsin. İyi şeyler bunlar. -Böyle düşündüğün için teşekkür ederim. Keşke hep burada kalsam ya da siz İstanbul’a gelseniz. Çok iyi arkadaş olurduk sizinle. Ne yazık bu akşam döneceğiz. -Tekrar gelirsiniz. -Kimbilir ne zaman?.. Siz İstanbul’a gelmez misiniz hiç?.. -Bir işim yok ki orada. -Bir iş bulsak size?.. Babamın yanında çalışsanız?.. -Yok canım, sağol. Ben sevmiyorum İstanbul’u. -Yaaa?.. Çok kötü!.. -Ama belli olmaz. Belki bir işim düşer gelirim. -Çok sevinirim. Gelirseniz ben de sizi İstanbul’u gezdiririm. -Sizi nerden bulacağım ki?.. Canan gömleğinin cebinden bir kart uzattı. -Bu babamın kartı. Adres ve telefonlar var üzerinde. Telefon etsen yeter. Cihat karta baktı. -İnşallah!.. Kartı cebine koyarken kızı yan gözle süzdü. Tedirgindi Canan. Bir şeyler söylemek istiyor, söyleyemiyor gibiydi. -Kalkalım mı?.. dedi Canan. -Olur, dedi biraz şaşırarak. Siz bilirsiniz. Kalkıp Mülayim Tepe’nin etrafını turladılar. Kız etrafındaki manzaralara bakıyordu. Merdivenlerden inerken birden Cihat’a dönüp konuştu. -Sen Begüm’ü çok mu seviyorsun?.. Böyle bir soru beklemiyordu. -Evet, dedi. Begüm’ü seviyorum. -Çok mu ciddisin onunla. -Onunla evlenmeyi düşünecek kadar ciddiyim. Kazara bizi görecek diye de ödüm patlıyor ayrıca. -Yaaa?.. dedi Canan. Durgundu sesi. Umarım mutlu olursunuz onunla. -Sağol... Evlerinin önüne gelinceye kadar konuşmadılar. -Herşey için teşekkür ederim, diyerek elini uzattı Canan. Bugünü ve seni hiç unutmayacağım. Benim gözümde masal kahramanları gibisin. O kadar sıcak ama o kadar uzak. Cihat bu sözler üzerine kıza dikkatlice baktı. Sarı saçları omuzlarına dökülen kızın yüzündeki harika gülümseme kaybolmuştu. Ama bu haliyle de o kadar güzeldi ki, etkilendi. Samimî olduğuna inanmadığı sözler etkilememişti ama bu zengin ‘İstanbul kızı’ gerçekten çok güzeldi. -Sen de rüyalardaki prenses gibisin benim için, dedi. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT