BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Cihat’ın bu sözlerine gülümsemeyle karşılık verdi kız. Elini salladı. -Hoşçakal!.. Cihat onu bırakıp bir süre yürüdü. Ardına dönüp baktığında kızın hâlâ dikildiğini gördü. Bir daha ardına bakmadan Cumhuriyet Meydanına vardı. Oradan Uzun Çarşı’ya geçti. Ulucami’ye kadar yürüdükten sonra, Yukarıçimen’e giden caddeye yöneldi.



Cihat’ın bu sözlerine gülümsemeyle karşılık verdi kız. Elini salladı. -Hoşçakal!.. Cihat onu bırakıp bir süre yürüdü. Ardına dönüp baktığında kızın hâlâ dikildiğini gördü. Bir daha ardına bakmadan Cumhuriyet Meydanına vardı. Oradan Uzun Çarşı’ya geçti. Ulucami’ye kadar yürüdükten sonra, Yukarıçimen’e giden caddeye yöneldi. Gerçekten pek gülmeyen Cihat kırk yılda bir kahkaha atmış, İstanbul’da yaşayan bir kız bu gülüşe vurulmuştu. Bu inanılacak bir şey değildi. Besbelli ki, kız kendisiyle dalga geçiyordu! Herhalde İstanbul’da böyle şeylere alışık olduğu için, bu taşra ilçede de eğlenecek bir erkek aramıştı kendisine ve piyango Cihat’a vurmuştu. Şimdi belki evinde kahkahalarla gülüyordu kız. Kimbilir arkadaşlarına nasıl ballandırarak anlatıyordu olayları. “Bir masal kahramanı gibisin o kadar sıcak ve o kadar uzak” sözü gerçekten güzel bir sözdü, müthiş anlamlar yüklüydü. Belki de okuduğu kitaplardan bulmuştu bu sözü. Herhalde bu can alıcı sözle erkekleri etkiliyor ve dalgasını geçiyordu. “Sen de rüyalardaki prenses gibisin” demekle doğruyu söylemişti kıza. Gerçekten böyleydi. Film yıldızlarına taş çıkartacak kadar güzel, üstelik çok da zengin bir ailenin kızıydı Canan. Sürekli gülümseyen yüzü insana bir rahatlık veriyordu. Sempatik ve sosyal olması etkileyiciydi. Rüyadaki prenses gibiydi gerçekten. “Begüm’ü seviyor musun?..” sorusuna, “eh işte!..” filan diyerek geçiştirmek isteseydi, kız “Benim için sevdiği kızdan bile vazgeçti!” diye hava atacaktı. Yine böyle deseydi Cihat adı gibi biliyordu ki, Canan kendisine ilân-ı aşk edecekti, hattâ belki de “Benimle evlenir misin?..” diyecekti. Böyle olsaydı dalgasını iyi geçecekti ama fırsat vermemişti ona. Zaten o da inanamadığı için, “Ciddi misin onunla?..” diye tekrar sormuştu. Cihat, “Evet ciddiyim” deyince yenilgisini kabul etmiş gibi suskunlaşmıştı. İstediği gibi dalga geçemediği için üzülüyordu herhalde. Kız dalga geçememişti ama Cihat iyi dalgasını geçmişti doğrusu. Ava giderken avlanmıştı kız. Bir sigara yaktı bunları düşünürken. Kıza “Begüm’ü seviyorum” demişti, oysa Begüm’ü sevmek konusunda tereddütleri vardı bugünlerde. Hasan Ali şüpheyle “Umarım o kızı mutlu edersin” derken haklıydı. Binbir şüphe içini dağlıyordu. Begüm’ün önünde ablası vardı ama kimseler istetmiyordu onu. Oysa son derece iyi, yardımsever bir kızdı Begüm’ün ablası. Evin bütün işlerini görüyordu. Bulaşığını yıkıyor, yemeğini yapıyor, kömürünü taşıyordu. Onun şanssızlığı kardeşi Begüm’ün çok güzel olmasıydı. İri siyah gözlü, kuğu boyunlu, saçları örgülü ve çok masum bir kızdı Begüm. Adı tam olarak Ayşegül Begüm’dü. Ayşe adını taşıyan babaannesinden başka Ayşegül adını kullanan yoktu ama. Begüm ismine itiraz etmişti kadıncağız, fakat Almanya’da çalışan oğlu bu modern isim için ısrar etmişti. Sonunda iki isim konmuştu ama Begüm adı daha çok yaygın kullanılıyordu. İlçede pek bilinen isim olmadığı için dikkat çekici bir isimdi. Kızın güzelliğine de bu isim ayrı bir hava katıyor gibiydi. Güzelliğiyle de, ismiyle de farklıydı kız. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT