BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

O anda dünya sallandı, yer yerinden oynadı Cihat için. İnanamadı. Bu sefer iş ciddiydi demek. Dudakları kurumuştu. -Doğru mu söylüyorsun. -Evet amcam bu sefer kararlıymış. Oğlan kim bilmiyorum ama babasıyla iyi arkadaşlarmış, hatırını kıramam diyormuş.



O anda dünya sallandı, yer yerinden oynadı Cihat için. İnanamadı. Bu sefer iş ciddiydi demek. Dudakları kurumuştu. -Doğru mu söylüyorsun. -Evet amcam bu sefer kararlıymış. Oğlan kim bilmiyorum ama babasıyla iyi arkadaşlarmış, hatırını kıramam diyormuş. -Peki Begüm’ün tavrı ne bu konuda?.. -Sabahleyin telefon açtı. Cihat’a söyle, ne yapıp etsin beni bu durumdan kurtarsın diyor. Ben ölürüm bir başkasına gidersem diyor. Bir hafta içinde cevap vereceklermiş, elini çabuk tutsun Cihat diyor. Cihat çaresizlik içinde ellerini saçlarına attı. -Tamam Yasemin üzülme, dedi. Ben bir şeyler yapmaya çalışırım. Bunu söyledikten sonra hemen ayrılıp yürüdü. Sokaklarına girdiğini, evlerin önünde oturanları, cıvıldaşan çocukları farketmeden evlerine geldi. Eski evin ahşap kapısını açarak avluya girdi. Bugün yaşamış olduğu iki zıt gelişme kafasını allak bullak etmişti. Annesi kapıyı açıp avluya çıktı. -Seni bir kız aradı sabahleyin, dedi. -Gördüm anne. -Pek telâşlıydı, bir şey mi olmuş?.. Yaşlı ama sevecen annesine baktı Cihat. -Begüm’ü birisine vereceklermiş anne, dedi. O kızla haber göndermiş bir şeyler yapayım diye. -Yaaa?.. Demek veriyorlarmış ha!.. -Öyleymiş. -Hayırlısı olsun, ne diyelim. Bu işler kısmet meselesi. Gelin ata binmiş ya nasip demiş. Annesine sevgiyle baktı Cihat. Çok gün görmüş geçirmiş bir kadındı annesi, ne çileler çekmişti zamanında. Dayanamayıp sarıldı annesine. Sık sık sarılırdı zaten ve annesi çocuk gibi sevinerek kollarını açardı oğlunun sarılması için. -Canım anneciğim benim, dedi. Dudaklarını ısırıyordu bir yandan. Böyle anî bir gelişme olacağını hiç düşünememişti bugüne kadar. Gözleri dolmuştu. Sıkı sıkı sarıldı annesine. Canım anneciğim benim. -Aslan oğlum benim, diyordu annesi. Canım oğlum benim. Altmışındaki anne ile yirmisini aşmış oğulun böyle sık sık sarılması babasını hep güldürürdü. Annesine sarılırken babasına lâf atardı Cihat. -Sen kıskan baba!.. Annesi ve babası gülerlerdi. Sonra gider babasına sarılırdı. -İçeriye gir hadi, dedi annesi. -Ben avluda oturacağım. Avluda duvarın dibinde yaygılar, kilimler seriliydi. Oraya gidip boylu boyunca uzandı. Avluda yaygıların üzerinde böyle uzanmak çok hoşuna giderdi. Ellerini başının altında kilitler, iki tavan arasında görünen gökyüzüne, beyaz bulutlara, uçan kuşlara bakardı. Avludan evin boyunu bir hayli aşan ve birkaç evin tavanını kuşatan cinsini bilemedikleri ağacın dallarına, dallara konan kuşlara gözlerini dikerdi. Ağacın ne ağacı olduğunu babası da bilmiyordu. Gençliğinde bir yerlerden bulup getirmiş avludaki bahçeye, evin dibine dikivermişti. Çabuk büyüyordu ağaç ve dökülen tohumları kısa zamanda fidan olup çıkıyor, birkaç yıl içindeyse koca ağaç haline geliyordu. Bu ağaçtan sağa sola dökülen tohumlar yüzünden, bir sürü komşu evin bahçesinde bu ağaçlardan vardı. Herbiri evlerin arasından sivriliyor ve bu mahalle bu ağaçlarla yeşillik oluyordu. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT