BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BONSUVAR MÖSYÖ FEŞMEKAN

BONSUVAR MÖSYÖ FEŞMEKAN

Keşke ben de seyretseydim. Bizim okullarımızın hafta sonu, yılsonu törenlerinde bulundum. Üç aşağı beş yukarı hepsinde aynı şeyler söylenir, aynı nasihatler yapılır, çok çalışın, vatana millete faydalı olun, denir.



Keşke ben de seyretseydim. Bizim okullarımızın hafta sonu, yılsonu törenlerinde bulundum. Üç aşağı beş yukarı hepsinde aynı şeyler söylenir, aynı nasihatler yapılır, çok çalışın, vatana millete faydalı olun, denir. Ve genele hitap edilir: -Çocuklar susun! -Çocuklar sessiz olun! -Çocuklar koşmayın! ..... Bir doktor arkadaşım geçen sene birkaç hafta Saint Michel Lisesi’ne gitti. Öğretim kadrosunun öğrencilerle ilişkileri.. Öğrenci bürosu ile ilişkileri.. Ve daha birçok konuda müşahedeleri oldu. Bir hafta sonunda öğrencileri yolcu etme sahnesi onu da şaşırtmıştı. Okul müdürü, bahçe kapısında bekliyor.. Her çıkan öğrenciyi tek tek ve ismiyle; -Bonsuvar Mösyö Elibol.. -Bonsuvar Mösyö Erer.. Diyerek yolcu ediyor. Öğrenciler de mukabele ediyor. Öğrenci bürosu ile münasebetler de aynı.. Herkese özel olduğu, farklı bir kişiliği olduğu ve bunun bilindiği hissettiriliyor. Bu okullar ne maksatla kurulmuş olursa olsun.. Hedef ve niyetleri ne olursa olsun.. Aradaki farkı kabullenmek lazım. Farka mazeret bulmakta da hemfikir olabiliriz. Efendim refah seviyesi, efendim eğitime ayrılan pay.. Efendim ülkemizin şartları.. Efendim jeopolitik (bu jeopolitik öyle bir şeydir ki, bir zamanların teramisin merhemi gibi her yaraya sürülür).. Ama bu mazeretler “bu iş, onlardan daha iyi nasıl yapılır” sorusuna cevap aramamıza engel olamaz. Siz de kurun.. Hepsini yapamıyorsanız.. Nümunelik üç tane kurun.. Çoksa bir tane kurun.. Öğrencileri seçerek alın.. Onlardan daha iyi yetiştirin.. Sizin yetiştirdikleriniz de sizin emellerinize hizmet etsin. ..... Düzeltme: Cahit Sıtkı 35 değil 46 yaşında ölmüş. Murat Çelenk’e ikazı için teşekkür ederim. GEL BAKALIM Bazılarınızın başına gelmiştir. Büyükçe bir salonda karşılaştığınız ve ekranlardan aşina olduğunuz insanların elini sıkarsınız. Veya önemli insan davet sahibi ise o kapı ağzında durur, her giren önemli adamın elini sıkar ve ilerler.. Ben kendime uzunca bir liste yaptım. Birçok insanın elini sıkarken tedirgin olmam.. Ama bazılarında korkarım gibime geliyor.. Korku tam karşılamazsa tedirginlik diyelim. Anlayamadığım kısım bu noktadan sonra başlıyor: Acaba niye tedirgin olurum. Mesela Eski Genelkurmay Başkanımız Doğan Güreş’in elini sıkarken tedirgin olmam.. Boysa boy, heybetse heybet.. Ama Sadettin Tantan’ın elini sıkarken tedirgin olurum. Fatih Terim’in elini sıkarken tedirgin olurum. Mehmet Ağar büyüğümüzün elini sıkarken tedirgin olurum. Devlet Bahçeli’nin elini sıkarken tedirgin olurum. Yine mesela Demirel büyüğümüzde olmam.. Bu tam ifade edemediğim duygularım.. Akıl yürütünce hepsinin önemli ve değerli insanlar olduğunu, tedirgin olacak birşey olmadığını biliyorum. Ama bilmek yetmiyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT