BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Taşeron olmayalım!..

Taşeron olmayalım!..

Türkiye, neredeyse bir asırdır etrafına duvar örmekle meşgûl. Tam bir içe kapanma hali ve gerçeklerden kaçış... Hastalık alameti yani!.. Sovyetler Birliği yıkıldı umursamadı... Türk cumhuriyetleri kuruldu, başını kaldırıp bakmadı... İsrail “ali kıran baş kesen” haline geldi, sesini çıkarmadı... İran’da rejim değişti, tınmadı... İran-Irak savaşı oldu, ilgilenmedi... Irak Kuveyt’i vurdu, ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ politikası güttü... Yunanistan Avrupa Birliği üyesi oldu, kılını kıpırdatmadı...



Türkiye, neredeyse bir asırdır etrafına duvar örmekle meşgûl. Tam bir içe kapanma hali ve gerçeklerden kaçış... Hastalık alameti yani!.. Sovyetler Birliği yıkıldı umursamadı... Türk cumhuriyetleri kuruldu, başını kaldırıp bakmadı... İsrail “ali kıran baş kesen” haline geldi, sesini çıkarmadı... İran’da rejim değişti, tınmadı... İran-Irak savaşı oldu, ilgilenmedi... Irak Kuveyt’i vurdu, ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ politikası güttü... Yunanistan Avrupa Birliği üyesi oldu, kılını kıpırdatmadı... Doğu Bloku ülkelerin gözle kaş arası gerçekleştirdiği özelleştirme operasyonunu tebessümle karşıladı... Saddam’dan kaçan Kürtler, ‘Bizi misafir et’ diye yalvardı, cevabı, hepsini toplayıp Habur’a bırakmak oldu... Türkiye, çevresindeki siyasi, ekonomik ve stratejik gelişmelere bakmak yerine ha bire duvar ördü!.. Dünya bilgi çağına girdi, bana mısın demedi... Amerika tek süper güç haline geldi, neredeyse ona ‘dünkü çocuk’ muamelesi yapmaya kalkıştı... Ülkede 25 sene kronik enflasyon yaşandı, tek tepkisi devalüasyon yapmak oldu... KİT’leri hemen özelleştirmek yerine, onlara sımsıkı sarılmayı görev bildi... Ha, yiğidi öldür ama hakkını yeme! Gerçekten çok başarılı duvar ördü. Öyle muhkem, öyle kalın, öyle yüksek bir duvar ördü ki, ülkede yaşayanlar neredeyse güneşi göremez oldu! Yılanla birlikte çuvala sokulan insan dramı yaşasın diye milletin koynuna bir de Abdullah Öcal’an haini sokuldu. Örüp bitirdiği duvarın içinde tam horozluk taslamaya başlamıştı ki, ABD Başkanı George W. Bush’un Irak’ı vurma krizi tuttu. Bush’un dürtüklemesi Bush’un dürtüklemesiyle Türkiye’de taşlar yerinden oynadı. AKP hükümeti başını kaldırıp bakınca her tarafın toz duman içinde kaldığını gördü. Entelektüeller, hâlâ geri dönüp kış uykusuna yatmasını istiyorlar hükümetin. Türk entelektüelleri, “Amerika Türkiye için güvenlik garantisi olduğu kadar ekonomik destek bakımdan da gözardı edilemeyecek bir güçtür. Türkiye’nin demokratik geleceği ise AB ile bağlantılıdır” diyorlar. Bu sözü biraz daha açınca dillerinin altındaki bakla çıkıyor: “İki cami arasında beynamazlığa devâm!” Yumurta kapıya gelmiş, ne yardan vazgeçelim istiyor, ne serden. Bir taşla iki kuş vurabilmek için Türkiye’nin; en az 50 sene önce bir tarafta saf tutması lâzımdı. O zamanlar neredeydi bu enteller? Türkiye’nin önünde iki yol var şimdi; ya ABD’nin teklifini kabûl edip onunla birlikte müttefik olarak yoluna devâm edecek, ya da ABD’ye sırtını dönüp AB ile ittifak yapacak. Korkunun ecele faydası yok! Bir an önce Türkiye’nin üzerindeki külleri silkip bölgede aktif rol alması gerekiyor. İngiltere, ölünceye kadar ABD’nin müttefiki. İsrail de öyle... Türkiye, ABD’nin ittifak yapma teklifini anlamıyor, anlıyorsa bile anlamamazlıktan gelip, işi, taşeronluğa döküyor. “Üsleri açarım; bedeli şu. Asker ve tank nakliyatına yardımcı olurum; bedeli bu” diyor... Bir miktar hibe, bir miktar ucuz kredi, şartları zorlayıp bir miktar da ticarî imkân!.. Bunu neden böyle yapıyor? Entellerden etkileniyor da ondan. Bugüne kadar gelen yanlışlardan AKP hükümetini suçlamak insafsızlık olur elbet. Hükümetin elinde fazla koz olmadığı da bir gerçek ama başka bir gerçek daha var, oda; Amerika-Avrupa-Ortadoğu üçgeni arasında sıkışıp kalan Türkiye’nin üçünün birden sakalına tarak atıp geçinmesinin mümkün olmadığı! Taşeronluk da bir yere götürmez Türkiye’yi. Taraf olması lâzım, taraf!.. Taraf olmak riskli değil mi, riskli. Ama, ne kadar risk o kadar kazanç; bu gerçek de göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir gerçek. Hükümetin fonksiyonu Gelelim hükümetin ne yapacağına!.. Vakti zamanında Rahmetli Özal’ın, “Bir koyup üç alalım” mantığı çerçevesinde ABD ile ittifak yapma isteği vardı ama maalesef peşine takılan olmadı. Her yanlış yapan, bir suçlu arar. O gün, “Aklımızı peynir ekmekle mi yedik?” diyenler; daha sonra bu sözü dillerine pelesenk ettiler ve lâfı çevirip gene Özal’ı vurdular. Utanmasalar, 100 milyar dolarlık Körfez krizi zararını da Özal’a yükleyecekler... Özal’ın o günkü tavrını bugün haklı bulanların sayısı hiç de az değil ama tren kaçtı. Ne kadar af, puf edilse de bir işe yaramıyor. Önemli olan doğru olanı, doğru zamanda yapmak. ABD kararlı; vuracak. Kuzeyden olmazsa güneyden vuracak. Hükümetin soğukkanlı bir şekilde son kararı vermesi ve bölgede daha aktif rol alması şart. Barışsa (-ki temennimiz bu) sonuna kadar barış, ittifaksa sonuna kadar ittifak!.. Çünkü, burnunun dibindeki gelişmeler, Türkiye’nin de meselesi; belki de herkesten daha çok! Yok farz etmekle, gerçekler yok olmuyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT