BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Seni uyurken seyrettim...

Seni uyurken seyrettim...

Diğerleri gibi; “Diana Loomansfus’tan” ya da “Çok etkilendiğim hikaye” deyip, direk yazıya girebilirdim... Bu; işin kolay tarafıdır... Zor olan şunu söylemektir efendim; “Gece geç saatlere kadar Beşiktaş ve Denizlispor’un maçını seyrettim...”



Diğerleri gibi; “Diana Loomansfus’tan” ya da “Çok etkilendiğim hikaye” deyip, direk yazıya girebilirdim... Bu; işin kolay tarafıdır... Zor olan şunu söylemektir efendim; “Gece geç saatlere kadar Beşiktaş ve Denizlispor’un maçını seyrettim...” Diana Loomansfus’tan çok etkilendiğim hikaye... Sevgili çocuğum... Seni uyurken seyretmek, nefes alışını duymak için sessizce odana girdim. Gözlerin kapalı, huzur içindesin. Buklelerin yüzünü çerçeveliyor. Bir kaç dakika önce çalışma odamda çalışırken birdenbire içimin sıkıldığını farkettim. Dikkatimi işime veremedim ve bu yüzden sessizce seninle konuşmak üzere odana geldim. Bu sabah, yavaş giyindiğin için sabırsızlanıp, sana söylendim. Yemek fişini kaybettiğin için seni azarladım ve kahvaltı ederken gömleğine süt döktüğün için sana sert sert baktım. “Yine mi?” dedim, içimi çekerek ve başımı kızgınlıkla iki yana salladım. Sense bana bakıp, tatlı tatlı gülümsedin ve bana “Hoşçakal, anneciğim” dedin. Öğleden sonra, sen odanda oynayıp, yatağına dizdiğin oyuncaklarına bağıra çağıra şarkı söylerken, ben telefon komuşmalarımı yapıyordum. Sana sessiz olmanı işaret ettim, sonra yine bir saat kadar telefonda konuştum. Daha sonra bir asker gibi sana emir verdim, “Oyalanıp durma, çabuk ödevini yap”... Bana “Peki, anneciğim” dedin ve hemen çalışmaya koyuldun. Sonra da odandan hiçbir ses gelmedi. Akşam ben masamın başında çalışırken, korkarak yanıma geldin ve bana umutla, “Anneciğim, bu gece kitap okuyacak mıyız” diye sordun. Sana kesin bir dille, “Bu gece olmaz” dedim, “Odan hâlâ karmakarışık! Sana kaç kez hatırlatacağım, odanı toplamanı”... Başın önünde, odana gittin. Çok geçmeden geri geldin ve kapının yanından bana bakınca, “Şimdi ne istiyorsun” diye sordum aksi bir ses tonuyla. Hiçbir şey söylemedin. Yanıma geldin, boynuma sarıldın ve beni öpüp, “İyi geceler, anneciğim. Seni seviyorum” dedin. Sonra da aceleyle odana gittin. Daha sonra, duyduğum vicdan azabı nedeniyle, boş boş masama bakarak uzun bir süre oturdum. Acaba neden böyle davrandım, diye düşündüm. Beni kızdıracak hiçbir şey yapmamıştın. Sadece büyümeye ve öğrenmeye çalışan bir çocuk gibi davranmıştın. Bugün yetişkinlerin sorumluluklarla dolu dünyasında kendimi kaybettim ve sana harcayacak enerjim kalmadı. Bugün sen benim öğretmenim oldun, beni öpmeyi, bana iyi geceler dilemeyi unutmadın ve üstelik ruh halimin iyi olmadığını fark edip, parmaklarının ucunda gezindin. ... Şimdi seni uyurken seyrediyorum ve bugünü yeni baştan yaşamak istiyorum. Yarın, ben de sana, bugün senin bana gösterdiğin anlayışı göstereceğim, böylelikle belki gerçek bir anne olabilirim. Uyandığında sana sıcacık gülümseyip, okuldan geldiğinde sana moral vereceğim ve yatmadan sana kitap okuyacağım. Sen gülünce gülüp, sen ağlayınca ağlayacağım. Kendime daha büyümediğini, bir çocuk olduğunu ve senin annen olmaktan mutluluk duyduğumu hatırlatacağım... Bugün senin anlayışlı davranışın bana çok dokundu ve bu yüzden gecenin bu saatinde sana teşekkür etmeye geldim, çocuğum, öğretmenim ve arkadaşım olduğun ve bana gösterdiğin sevgi için. Temel’in yeri Temel’le Dursun askerlerden kaçıyorlarmış. Yolları çöle düşmüş. Dursun’un sırtında telefon kulübesi Temel’in sırtında ise çok ağır bir örs varmış... Temel, Dursun’a sormuş; “-Neden telefon kulübesini sırtında taşıyorsun?...” -Eğer düşmanlar bizi yakalarsa telefon kulübesini sırtımdan indirip içine saklanacağım... Aradan biraz zaman geçmiş, Dursun merak edip Temel’e sormuş; -Sen neden örsü sırtında taşıyorsun?... “-Eğer düşmanlar gelirse sırtımdan örsü indirip daha hızlı kaçacağım...” HHH Temel yeni aldığı tankerine boydan boya; “-Dikkat... Ateşle yaklaşma” diye yazı yazdırmış... Yazdırdığı adam merak edip Temel’e sormuş: -Benzin mi taşıyacaksınız?... Temel, “Yoo... Su istasyonuna su taşıyacağım” demiş; “-Sigara içenlerin sigarasına su damlayabilir diye, herkesi uyarmak istedim...” HHH Trafik polisi, kör karanlıkta farlarını açmadan giden Temel’i durdurdu; -Gecenin bu saatinde neden ışıklarınızı yakmıyorsunuz?... “-Benim için ışık önemli değil memur bey... Çünkü gözlüksüz nasıl olsa göremiyorum...”
Reklamı Geç
KAPAT