BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > İzmirli’nin İstanbul’u...

İzmirli’nin İstanbul’u...

İzmir’i bırakıp İstanbul’a gelmemesi gerekenlerden biriydim belki de.... Soyadım bile İzmirli idi. Ege’nin incilerinden İzmir Körfezi’ni tam bir panorama olarak seyrettiğim Bayraklı’daki kayınvalidemin evinde keyifli bir “iç güveyi” idim üstelık. Ama kader beni de İstanbullu yaptı. Beni dehşete düşürmüştü!



İzmir’i bırakıp İstanbul’a gelmemesi gerekenlerden biriydim belki de.... Soyadım bile İzmirli idi. Ege’nin incilerinden İzmir Körfezi’ni tam bir panorama olarak seyrettiğim Bayraklı’daki kayınvalidemin evinde keyifli bir “iç güveyi” idim üstelık. Ama kader beni de İstanbullu yaptı. Beni dehşete düşürmüştü! 1989’da Burhan Özfatura’nın tertemiz pırıl pırıl İzmir’inden geldiğim İstanbul, beni dehşete düşürmüştü. Cağaloğlu’ndaydık o zamanlar. Her taraf çöp yığınları. Fatih-Hırka-i şerifte ev tutmuştuk. Suyumuz becerikli ev sahibimizin temelde tesadüfen bulduğu eski Osmanlı su yollarından biriktirdiği suyu kullandığımız için kesilmezdi. Yoksa İstanbul susuzluktan kırılıyordu. Trafik tam bir keşmekeş idi. İklim müsait olmasına rağmen yeşil yok gibiydi. Şöyle demiştim kendi kendime: “Kadıköy, Ataköy, Feriköy, Bakırköy, Yeşilköy... Bir sürü köyü bir araya getirip kocaman bir İstanbul köyü yapmışlar!” O günden beri İstanbul her geçen gün daha bir temiz, daha bir düzenli, daha bir yeşil, daha bir yaşanır şehir olma yolunda ilerlemekte... Başarısı topluma malolmuş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ali Müfit Gürtuna bu macerayı paylaştı cumartesi günü. Gelenler ilgiyle dinlediler kendisini. Gerçekten iki saatten fazla süren konuşmasının sonunda takdir de topladı. Başarısı topluma malolmuş bir Belediye Başkanı olduğu anlaşıldı. Bendeniz de tesbit ettiğim birkaç hususu sizlerle paylaşmak istiyorum... Öncelikle konuşma metninde birebir tekrar edilen çok amatörce hazırlanmış tanıtım filmini önceden göstermeye gerek var mıydı? Sayın Başkanın bu kadar çok detaya girmesi lüzumlu muydu? Konuşmasının önemli bir kısmını İstanbul’un geleceğini şekillendirecek hususlara ayırsa idi daha yararlı olmaz mıydı? Çünkü bu çok önemli konuyu sonunda çok kısa şekilde ele alabildi. Aslında bu konuda söyledikleri çok önemliydi. Ayrıca belediyecilik işine bir bakıma beraber başladıkları Sayın Tayyip Erdoğan’dan niye hiç bahsetmedi de, rahmetli Özal’ı pek de alakalı olmayan bir şeklide gündeme getirdi? Oysa Sayın Erdoğan’ın ve diğer başkanların İstanbul için yaptıklarını Sayın Gürtuna bundan önce hep rahatça gündeme getirirdi... Bağımsız olarak yürütebilecek mi? Katılımcıların çoğunun Sayın Başkanı daha on yıl görevde görmek istemelerini açıkça belirtmeleri hoş bir şeydi. Ama Sayın Gürtuna bu işi bağımsız olarak yürütebilecek miydi? Yoksa yanımda oturan ve Ankara’dan geldiğini söyleyen iki misafirin belirttikleri gibi AKP yolunun Gürtuna’ya kapalı olduğu doğruysa, Sayın Başkan hangi partiden aday olmalıdır ki seçilebilsin... Bunları niçin yazdım? Maalesef ülkemizde yöneticilerin etrafı sarılınca görüş açıları zayıflıyor. Fazla ve abartılı takdir edilmek yöneticiye zarar veriyor... Köşesine çekilmek zorunda kalanlar Son olarak, siyaseti iyi beceremiyen çok değerli hizmet erbabı tam olgunlaştıkları ve çok faydalı olacakları anda köşeye çekilmek zorunda kalıyorlar. Yazık oluyor. Umarız Sayın Ali Müfit Gürtuna’nın barış dolu gönlünün yansıması olduğuna yürekten inandığım güler yüzünü daha uzun yıllar, İstanbul Belediye Başkanı olarak görürüz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT