BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Müthiş yoksuldu ve öksüz bir gençti Ahmet. Ama onun böyle olduğu insanın aklına bile gelmezdi. Zaten çok açık sözlüydü ve sevimlilikle örtüşen bir yüzsüzlüğü vardı. Bu özelliği onu daha bir sevimli kılıyordu. Tıpkı ufacık boyu ve patlak mavi gözlü olması gibi. Yağmur yağarken bile dolaşırlardı ve Ahmet defalarca, “Yine nisan yağmurunda ıslanacağım” şarkısını zorla söyletirdi Cihat’a.



Begüm’ü görmeye çalışacaktı o gün... Müthiş yoksuldu ve öksüz bir gençti Ahmet. Ama onun böyle olduğu insanın aklına bile gelmezdi. Zaten çok açık sözlüydü ve sevimlilikle örtüşen bir yüzsüzlüğü vardı. Bu özelliği onu daha bir sevimli kılıyordu. Tıpkı ufacık boyu ve patlak mavi gözlü olması gibi. Yağmur yağarken bile dolaşırlardı ve Ahmet defalarca, “Yine nisan yağmurunda ıslanacağım” şarkısını zorla söyletirdi Cihat’a. İşte bu Ahmet, üniversite imtihanlarını kazanınca, daha doğrusu üniversitenin kızlı-erkekli ortamına girince, daha bir-iki ay olmadan müthiş soğuk durmuştu Cihat’a. Ankara’dan birkaç günlüğüne tatile gelen Ahmet’in bu buz gibi soğukluğu şaşırtmıştı Cihat’ı. Şakaya vurarak, “Sen galiba çok değişmişsin” dediğinde, “Evet,” demişti Ahmet istasyon caddesinde yürürlerken. “Evet ben artık değiştim. Eski günler, eski duygular ilelebet sürmez.” Onun “Ben artık değiştim” sözünü hiç unutamayacaktı. Ve işte yine o Ahmet, diğer arkadaşlarıyla da zamanla kopmuş, tamamen yozlaşmış bir arkadaş çevresine girmiş, içki içtiği ve kumar oynadığı bile söylenir olmuştu. Üniversiteyi bitirdikten sonra Diyarbakır’ın bir ilçesinde öğretmenlik yapmaya başlamıştı. Yıllardır ilçeye gelmiyordu. Ahmet sadece bir örnekti ve diğer örneklerinde kendilerine göre acıları vardı. Şimdi bu konulara girmek istemiyordu Cihat. İzmir’den gelmiş arkadaşını bu konularda sıkmayı doğru bulmuyordu. Zaten buna zihnen hazır değildi bugün. Şiirden, estetikten konuşacak durumu bile yoktu. Cihat, İsmail’e hiçbir zaman bahsetmediği ve hiç de bahsetmeyeceği bir gönül işiyle dopdoluydu: Kendisinden acilen bir cevap beklediği halde, bir haftadır cevap veremediği Begüm’ü düşünüyordu. Kafasında hep Begüm vardı. Tahir amca gibi birisine bile bahsettiği Begüm, şimdi “Beni birisine verecekler, Cihat bir şeyler yapsın” diye haber göndermişti Yasemin’le. Diğerlerinde olduğu gibi Begüm konusunda da kararsızlığını sürdürüyordu ve bir haftadır bunun mücadelesini veriyordu yüreğinde. Bugün Semerci Orhan’ın dükkânına gidecek, evleri dükkâna yakın olan Begüm’ü görmeye çalışacaktı. Günlerce duygusal geçmişini, toza toprağa bulanmış anılarını, yıktığı bütün insanları ve elbette hayatında yer bulmuş bütün kızları düşünüyordu elinde olmadan. Bugün son kez geçmişin bütün ayrıntılarını yaşamak istiyordu. Ama İsmail gelmişti ve şiirden söz açmıştı, ortak yönler devreye girmişti. Çok özlemiş olmasına rağmen İsmail ile konuşmalarının bir an önce bitmesini, gezintinin sona ermesini diliyordu bir yandan. İsmail bunu bilse kırılabilirdi ama böyleydi. Neyse ki gezintileri az sonra son bulacaktı. Çünkü İsmail’in gideceği Killik semti görünmüştü. Ablasının evine uğrayacaktı İsmail. Şimdi Kütahya yolundan Killik’e doğru yürüyorlardı. Cihat gözlerini güneşten korumaya çalışırken, İsmail’in bir şiir okuduğunu farketti. Bir dergide yayınlanan Cihat’ın “Birşeyler” adlı şiirini okumaktaydı İsmail. Cihat hayretle baktı ona. Şiir bitince kendisine şaşkınlıkla bakan Cihat’a dönerek gülümsedi İsmail. -Nasıl? dedi. -Gerçekten güzel şiir okuyorsun. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT