BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Şu bahçede ne günler geçirmişlerdi kimbilir ama yıllar sonra yaşamamış gibi geliyordu insana. Okula ilk başladığı gün ağladığını, ilk defa derse Necla öğretmenin geldiğini ve “Sar Makara” diye şarkı söylettiğini hatırladı...



Genç adam, “Neydi o günler!..” diye iç geçirdi... Bir an dağa çıkmak isteğiyle yanıp tutuştu ama vazgeçti. Dağa doğru evler çoğalıyordu şimdi. Eskiden top oynadıkları bomboş bir arazi olan bu yerler yeni binalarla dolup taşmış, sigorta hastanesi yapılmış, hastaneden tepeye doğru Tunçbilek işçileri için yapılmış olan 164 Evler neredeyse başlıbaşına bir semt olmuştu ve dağın eteklerine doğru inşaatlar sürüyordu. Bir zamanlar, ilçeye bir hayli uzak gibi görünen Bademlik vardı, aileler zaman zaman badem ağaçlarının altında piknik yapar, çocuklar badem ağaçlarının dallarına salıncak kurar, sallanırdı. Şimdi Bademlik yoktu, artık Killik Mahallesi vardı ve o mahalledeki evler, eskiden çok çok uzaklarda görünen ve gidilmeye çekinilen dağın eteklerindeki yörüklerin evlerine kadar uzanmıştı. Dağa gitmekten vazgeçen Cihat, Üçeylül İlkokulu’nun önüne gelmişti. O zamanlardaki gibi hâlâ sarıydı bina ve hâlâ bahçe kenarlarında, özellikle kanalın yanında, uzun kavaklar vardı. Kanalın üstü kapatılmıştı birkaç yıl önce, yol ile birleştirilip geniş bir cadde olmuştu. Caddeden dikilip kavakların arasından okula eski günlerini hatırlayarak bakıyordu Cihat. Eski günler ne kadar renkli, ne kadar canlı günlerdi. Şu bahçede ne günler geçirmişlerdi kimbilir ama yıllar sonra yaşamamış gibi geliyordu insana. Şu okulda tam beş yılın geçtiğine inanamıyordu. Okula ilk başladığı gün ağladığını, ilk defa derse Necla öğretmenin geldiğini ve “Sar Makara” diye şarkı söylettiğini iyi hatırlıyordu. Necla öğretmen bir-iki gün mü ne gelmiş, sonra Emine öğretmen üçüncü sınıfa kadar okutmuştu onları. İlk gördükleri öğretmenleri Necla hanımın birkaç gün sonra artık gelmemesine üzülüp ağlayanlar olduğu gibi, üçüncü sınıftan sonra Emine hanımın da gelmemesine bütün sınıf üzülmüştü. Kızlar hüngür hüngür ağlıyordu. Emine hanımın yerine Nurettin bey gelmişti ve beşinci sınıftan o mezun etmişti. Kadın öğretmenler anne gibi, erkek öğretmenler baba gibi oluyordu ilkokulda. Müdür Adil beydi o zamanlar. O emekli olunca, Nurettin bey müdür olmuştu. Birkaç defa ziyaretine gitmişti Cihat ve Nurettin bey eski bir öğrencisinin ziyaret etmesine çok sevinmişti. İlk defa ondan duymuştu; “Öğretmenler öğrenciler tarafından çabuk unutulurlar...” Daha sonra başka öğretmenlerden de işitmişti bu sözleri. Yıllarca emek verdikleri öğrencilerinin hatırlamalarını, aramalarını beklerlerdi ama öğrencilerin pek çoğu okul biter bitmez öğretmenlerini unuturlardı. Nurettin bey daha sonra felç olmuş, uzun yıllar yatmış ve Cihat’ın askerden geldiği sıralarda vefât etmişti. Ne çok üzülmüştü ölümüne. Dramatik bir hikâyesi vardı öğretmeninin. Fakat şimdi bunları düşünmek istemiyordu. Şu bahçede, şu askerlik şubesi tarafındaki kapıya giden şase yolda ne oyunlar oynamışlar, ne günler geçirmişlerdi. Erol hem sınıf arkadaşı, hem mahalle arkadaşıydı. Çok güzel sesi vardı. Öğretmenler sık sık şarkılar söyletirlerdi ona. Erol’un favori şarkısı ise “O ağacın altını şimdi anıyor musun!..” şarkısıydı.. Çok içli söylerdi. Duya duya ezberledikleri için bütün sınıf tempo tutardı Erol’a. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 87143
    % -3.46
  • 5.7875
    % -2.96
  • 6.5899
    % -2.46
  • 7.3507
    % -2.54
  • 219.169
    % -2.33
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT