BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Fatma, zengin bir ailenin kızıydı. Babası tanınmış bir isimdi, belediye reisliği bile yapmıştı. Cihat ise çok fakir bir ailenin oğluydu ve ailesinin Fatma’yı fakir bir aileye vermeleri mümkün değildi. Bunu çok iyi biliyordu Cihat...



Son zamanlarda nedense Fatma biraz değişmişti... Hülya’dan konuşulsun istemiyor gibi hali vardı ve Hülya’ya haber götürmeyi reddediyordu. Ondaki bu değişimi kavrayamıyordu Cihat fakat kendisindeki değişimi hissediyordu. Sarı saçlı, çakır gözlü Fatma, çok hareketli, okulda çok çalışkan, müsamerelerde çok başarılı ve konuşkan bir kızdı. Her tiyatro oyununda rol alması ve güzel şiirler okuması ile okulun en gözde kızıydı. Onu gördükçe, onunla konuştukça içi bir hoş oluyordu Cihat’ın, yüreği sarsılıyor, heyecan duyuyordu. Hülya’yı değil hep Fatma’yı düşünüyordu, gözlerinin önünden gitmiyordu. İlk aşkı galiba Hülya değil Fatma olmuştu. Çünkü Hülya’nın heyecanlandırdığını hatırlamıyordu. Bir bahane bulup onunla konuşmaya çalışan, uzaktan da olsa görmek isteyen Cihat’tı artık. Başbaşa konuşmalarında sanki kızın yüzüne dalıp gidiyor, o konuşma hiç bitmesin istiyordu. Fatma’yı seviyordu, gece-gündüz hayalindeydi, aklından hiç çıkmıyordu ama kıza sevdiğini söyleyemezdi. Çünkü Fatma, Cihat ile Hülya arasında çöpçatanlık yapan bir kızdı ve arabuluculuk yapan kıza tutulmak, sevdiğini söylemek çok ayıp geliyordu. Nasıl Hülya arabuluculuk yapan Cihat’a aşık olmuşsa, Cihat da Hülya’nın arabulucusuna aşık olmuştu. Aynı akıbeti, aynı kaderi Cihat da yaşayacakmış meğer. Bu ayıp gelen gerekçenin dışında, asıl büyük engel Fatma’nın ailesiydi. Zengin bir ailenin kızıydı Fatma. Babası tanınmış bir isimdi, belediye reisliği bile yapmıştı. Cihat ise çok fakir bir ailenin oğluydu ve ailesinin Fatma’yı fakir bir aileye vermeleri mümkün değildi. Bunu çok iyi biliyordu Cihat... Yine de Cihat’ın bu gizli aşkı açığa çıkmıştı. Nasıl olduğunu bilmiyordu, belki de kendisi birisine söylemişti de oradan yayılmıştı ama bu aşkı artık herkes biliyordu. Fatma’ların evinin karşısındaki bir evin duvarına kim yazdıysa, “Cihat, Fatma’yı seviyor” diye yazmışlardı. O yazıyı gördükten sonra bir daha Fatma ile konuşmamıştı. Artık konuşmuyorlardı ama birbirlerine uzaktan bakıyorlar, karşılaştıklarında başlarını utançla yere eğiyorlardı. Herkesin dilindeydi bu sevda. Ülker, Cemile, Semra, Nazlı, Necla, Seyhan; bu komşu kızları hep Fatma’dan bahsediyorlardı Cihat’a. “Ona, niçin sevdiğini söylemiyorsun?..” diyorlardı. “Cesaret edemem”, “O beni beğenmez”, “Ailesi onu bana vermez”, “Beni ne yapsın o” şeklinde cevaplar veriyordu Cihat. Ülker, “O da seni seviyor”, demişti bir keresinde. “Hattâ epeydir seviyordu seni, sen Hülya’dan bahsettikçe kızıyordu sana.” İnanmıyordu bunlara, inanamıyordu. Gece-gündüz düşünüyor, onun hayaliyle yanıyor, bazen ağlamak hisleri duyuyor ama artık konuşamıyordu onunla. Zaman zaman karşılaştıklarında utancından kaçası geliyordu. Oysa her anı onunla doluydu. Akşamları evlerinin önünden geçerken, pencerelerine bakıyordu. Fatma ilkokulu bitirdikten sonra, Kız Meslek Lisesi’ne gitmeye başlamıştı. Cihat, onu görürüm diye Mülayim Tepe’ye gidiyor, tepenin yamacındaki Kız Meslek Lisesi’ni gözlüyordu. Eskisi gibi göremediğinden, gördüğünde tıkanmalar içinde kalıyordu. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT