BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İslamiyet ve ilim...

İslamiyet ve ilim...

İnançsızlar, İslam düşmanları, temiz Müslüman yavruları aldatmak için, “İslamiyette herşey ‘miş’ ile bitiyor. Şöyle imiş, böyle imiş diye, hep mışa dayanıyor. Bir senet ve vesîkaya dayanmıyor. Diğer ilimler ise, ispat edilip, bir vesîkaya dayanmaktadır” diyorlar.



İnançsızlar, İslam düşmanları, temiz Müslüman yavruları aldatmak için, “İslamiyette herşey ‘miş’ ile bitiyor. Şöyle imiş, böyle imiş diye, hep mışa dayanıyor. Bir senet ve vesîkaya dayanmıyor. Diğer ilimler ise, ispat edilip, bir vesîkaya dayanmaktadır” diyorlar. Bu sözleri ile, ne kadar câhil olduklarını gösteriyorlar. Hiç de, bir islâm kitabı okumamışlar. İslamiyet ismi altında, hayallerinde, birşeyler tasarlayıp, din bu düşüncelerden ibârettir sanıyorlar. Hâlbuki Müslümanlar, peygamberlerin en üstünü Muhammed aleyhisselâma tâbi olmakta, haber verdiği, Mi’râc gecesinde görüp konuşduğu ve her gün Cebrâîl ismindeki melek vâsıtası ile haberleştiği bir Allaha ibâdet etmektedir. Bunların, İslamiyetten ayrı ve uzak gördükleri ilimler, fenler, vesîkalar, senetler, hep islâm dîninin birer şubesi, dallarıdır. Meselâ bugün liselerde okunan bütün fen bilgileri, kimyâ, biyoloji kitaplarında, “Dersimizin esâsı, müşâhede yani gözetleme, tetkîk, inceleme ve tecrübedir” diyor. Yani fen derslerinin esâsı, bu üç şeydir. Hâlbuki, bu üçü de, İslamiyetin emrettiği şeylerdir. Yani, dînimiz, fen bilgilerini emretmektedir. Kur’ân-ı kerîmin çok yerinde, tabîatı, yani mahlûkâtı, canlı ve cansız varlıkları görmek, incelemek emredilmektedir. Eshâb-ı kirâm, bir gün Peygamberimize “sallallahü aleyhi ve sellem” sordu ve: “Yemen’e gidenlerimiz, orada hurma ağaçlarını, başka türlü aşıladıklarını ve daha iyi hurma aldıklarını gördük. Biz Medîne’deki ağaçlarımızı babalarımızdan gördüğümüz gibi mi aşılayalım, yoksa, Yemen’de gördüğümüz gibi aşılayıp da, daha iyi ve daha bol mu elde edelim?” dediler. Resûlullah efendimiz, bunlara şöyle diyebilirdi: Biraz bekleyin! Cebrâîl “aleyhisselâm” gelince, ona sorar, anlar, size bildiririm. Veya, biraz düşüneyim. Allahü teâlâ, kalbime doğrusunu bildirir. Ben de, size söylerim, demedi ve “Tecrübe edin! Bir kısım ağaçları, babalarınızın üsûlü ile, başka ağaçları da, Yemen’de öğrendiğiniz üsûl ile aşılayın! Hangisi daha iyi hurma verirse, her zaman o üsûl ile yapın!” buyurdu. Yani tecrübeyi, fennin esâsı olan tecrübeye güvenmeği emir buyurdu. Kendisi melekten haber gelir veya mubârek kalbine elbette doğar idi. Fakat, dünyanın her tarafında, kıyâmete kadar gelecek Müslümanların, tecrübeye, fenne güvenmelerini işâret buyurdu.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT