BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Burçin ve evlerinin avlusundan girip, merdivenlerden çıkarken gülümseyerek el sallamıştı. Sokak başına gelinceye kadar Cihat da ona bakmış, gülümsemiş ve el sallamıştı. Sokak başına geldiğinde Burçin bu sefer balkondan el sallıyordu...



Cihat için, Burçin’de, her şeyde önemsizleşmişti bu arada. Bir ideal doğmuştu içine, yüreği kıpır kıpır, beyni şimşek gibi olmuştu. Gitme vaktinde cıvıl cıvıl herkes arabalara koştururken, arabada Burçin’le yanyanaydı yine, ilçeye varıncaya kadar konuşmuşlar, konuşmuşlardı. Burçin’lerin evinin önüne kadar yürümüşlerdi arabadan indikten sonra. Artık güneş batmıştı, hava kararmıştı, sokak lâmbaları yanmıştı ve evlerinin önünde Burçin Cihat’ın elini sıkıyordu. Bu veda sahnesinde ikisinin de gözleri sevgiyle pırıl pırıldı. “Her şey için teşekkürler, yine görüşmek üzere...” Böyle demişti Burçin ve evlerinin avlusundan girip, merdivenlerden çıkarken gülümseyerek el sallamıştı. Sokak başına gelinceye kadar Cihat da ona bakmış, gülümsemiş ve el sallamıştı. Sokak başına geldiğinde Burçin bu sefer balkondan el sallıyordu. Sokağı dönüp, sokak lâmbalarının ışığı altında eve varıncaya kadar hep Burçin’i taşımıştı hayalinde. Ama o günden sonra, Burçin’i bir daha aramamıştı Cihat. Uzun bir zaman geçmişti aradan, çok şeyler yaşamıştı. Ama Burçin’le tanıştığı o ilk günün her anını bütün rengiyle, canlılığıyla hatırlıyordu. Çok şey yaşayıp onları unuttuğu halde, o bir günlük maceranın bütün detaylarını biliyordu. Bir daha görmediği ve yüzünü görse asla hatırlamayacağı Nurten isimli bir kızın 3-E sınıfından olduğunu hatırlayabilecek kadar o güne ait en ufak detaylar hafızasındaydı. O gün müstesna gündü ve unutamadığı o güzel günün kahramanı Burçin, o hatıra gibi hep hafızasının bir yerinde saklanmıştı. Ama aramamıştı Burçin’i bir daha, sınıfını araştırmamış, görmek için kapısının önünden bile geçmemişti. O bir hayaldi artık, ulaşılması gereken bir hedefti. Edebiyatçı olunca arayacaktı kızı ve onunla macerası başlayacaksa o zaman başlayacaktı. O zirvedeydi, zirveye ulaşmak çok güçtü ama bir gün zirveye ulaşıp Burçin’e kavuşacaktı. Bir gün olacaktı, buna inanıyordu. Tekrar Fatma ile ilgilenmişti, çünkü bütün benliğini sarsan kız oydu. Günler, aylar, yıllar geçmiş ve Fatma nişanlanıvermişti. İnanamamış, gözyaşlarına boğulmuş, o nişanlandığı halde hâlâ ümitler beslemişti ama gerçek buydu. Çelişkili duygular, yürek sarsıntıları, iççekmeler, anılar derken askerliği gelip çatıvermişti. Ansızın gelişen bir olaydı askerliğe gitmesi. Bir İstanbul dönüşünde öğrenmişti ki, oniki gün sonra askere gidecekti. Artık gözden de ırak olacaktı iki yıl ve Cihat iki yıl kimbilir nerede askerlik yaparken Fatma’nın düğününü mutlaka yapacaklardı. Bunu birtürlü hazmedemiyordu. Sanki Fatma’nın birbaşkasıyla evlenmesi için bir tezgah düzenlenmiş gibiydi. Tam bu çılgınlık günlerinde gelivermişti Burçin’le ilgili o “bir gün” O günlerde babasıyla tanışmıştı ve bir vesile ile onların evlerine gitmesi gerekiyordu. Bir akşam evlerinin zilini çalmaya giderken, zihninde Burçin’le ilgili hatıraları yaşatıyordu. Acaba Cihat’ı görünce tanıyacak mıdır Burçin?.. Zili çaldığında kapıyı Burçin açmıştı. Oldukça şık giyinmişti kumral kız, sanki Cihat geleceği için özel hazırlanmış gibiydi. -İyi geceler, demişti ona. Babanız evde miydi? Gülümseyerek konuşmuştu Burçin. -Hayır yok. Yatsı namazını kılmak için camiye gitti. -Öyle mi?.. > DEVAMI YARIN
Reklamı Geç
KAPAT