BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Hakîm-i Tirmizî

Hakîm-i Tirmizî

“Hakîm-i Tirmizî”nin, tasavvufla ilgili, Bir “Kitâb”ı vardı ki, ilimle dolu idi. Verip bu kitâbını talebeden birine, Buyurdu ki: (Götür at, bunu Ceyhun nehrine.) “Peki” deyip, kitâbı alıp çıktı oradan.



“Hakîm-i Tirmizî”nin, tasavvufla ilgili, Bir “Kitâb”ı vardı ki, ilimle dolu idi. Verip bu kitâbını talebeden birine, Buyurdu ki: (Götür at, bunu Ceyhun nehrine.) “Peki” deyip, kitâbı alıp çıktı oradan. Lâkin onu atmaya kıyamadı o zaman. Oradan, hocasının huzûrlarına geldi. Kitâbı sorduğunda, (Attım efendim) dedi. (Peki, ne gördün?) diye sorunca hoca ona, Bir şey görmediğini arz etti hocasına. Buyurdu ki: (O halde, sen onu atmamışsın. Kıymetini düşünüp, ona kıyamamışsın. Tekrar git, o kitâbı elin ile suya at. “Peki” de ve söz dinle, nefsine verme fırsat.) Ertesi gün, kitâbı attı Ceyhun nehrine. Hocasının emrini getirmişti yerine. Atar atmaz bir “Sandık” çıktı suyun içinden. Kitap, sandık içine düşüverdi elinden. Hemen sonra, sandığın kapandı kapakları. Talebe, hayret ile gördü bu olanları. Oradan döndüğünde hocasının yanına, Gördüğü hâdiseyi, arz etti bir bir ona. Dinleyince hocası bunları kendisinden, Buyurdu: (Şimdi oldu, atmışsın hakîkaten.) Talebesi dedi ki: (Evet, attım ise de, Bu işin esrârını îzâh edin bize de.) Buyurdu: (Tasavvufla ilgili bilgileri, Toplayıp, bir risâle yazmıştım önceleri. Ve lâkin öyle ince bilgilerdi ki onlar, Anlamaktan âcizdi bu zamanki insanlar. “Hızır aleyhisselâm” istedi benden onu. Onun için demiştim: “Götür, suya at bunu.” Emretti Hak teâlâ sudaki bir balığa. Onu senden alarak, teslîm etti Hızır’a.) Talebe anladı ki, gâye “Atmak” değilmiş. O kitâbı, Hazreti Hızır’a vermek imiş. Bu zât, bir sohbetinde buyurdu ki: (Ey insan! “Alçak gönüllü” ol ki, Rabbimiz etsin ihsân. Zîrâ Allah, sevmiyor kibirli olanları. Ve hattâ rahmetinden, uzak eder onları. Bilhassa büyüklere lâzımdır saygı, edeb. Zâten hâlis müslümân, mütevâzı olur hep. “Edeb”in bir târifi, “İtirâz etmemek”tir. Büyüklerin emrine “Baş üstüne” demektir. Bu nefsi, en ziyâde tahrîb eden de yine, Hemen “Peki” demektir büyüklerin emrine. Zîrâ bu azgın nefis, hep “Hayır” demek ister. Mütevâzı olursa, “Peki” deyip söz dinler.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT