BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Demek o “özel” günün hiçbir izi yoktu kızda. Cihat’ın hafızasından silemediği o geziyi ve Cihat’ı hatırlayamıyordu. Kırılmıştı buna, üzülmüştü. Her hatırlayışında titrediği, hayat istikametine yön verdiği, kimi hedeflerini belirlediği o anılardan kızın haberi yoktu.



Canı sıkılmıştı biraz. Oysa Cihat’ın geleceğinden haberi vardı adamın. -Ama... diye eklemişti Burçin. Siz içeriye buyurun. Babam biraz sonra gelecek. Siz geç kalınca namazı kılıp geleyim diyerek gitti. Sizi bırakmamamız için tenbih etti. Rahatlamıştı Cihat. -Tamam, demişti. Ama ben şimdi girmeyeyim. Babanızı camide bulurum, onunla birlikte geliriz. -Öyle mi?.. Siz bilirsiniz!.. Ayrılacağı sırada kıza bakmıştı. -Sen Burçin’sin değil mi?.. -Evet!.. -Peki beni hatırladınız mı?.. Bir süre düşünmüştü Burçin. -Hayır hatırlayamadım. Demek o “özel” günün hiçbir izi yoktu kızda. Cihat’ın bir türlü unutamadığı, hafızasından silemediği o geziyi ve Cihat’ı hatırlayamıyordu. Kırılmıştı buna, üzülmüştü. Her hatırlayışında titrediği, hayat istikametine yön verdiği, kimi hedeflerini belirlediği o anılardan kızın haberi yoktu. Kırılmıştı ama son bir ümitle Burçin’e hatırlatmaya çalışmıştı. -Ortaokul zamanında birkaç sınıf birden Asatlar’a geziye gitmiştik, diyerek ayaküstü onun hatırlayabileceği bazı olaylardan bahsetmişti. Ama Burçin üzülerek gülümsüyordu. -O geziyi hayal meyal hatırlıyorum da, sizi bir türlü çıkaramadım. Kusura bakma!.. Cihat isyan edecekti neredeyse. “Neyse” diye önemsemezleştirdikten sonra sormuştu Burçin’e. -Peki babanız hangi camiye gitti?.. -Arifağa Camii’ne!.. -Neredeydi o cami?.. -Bilmiyor musunuz?.. -Şu lisenin yanındaki cami mi?.. -Evet, orası... Ayrılmıştı kapıdan ve camiye gitmişti. Ezan eve geldiği sırada okunduğuna göre, cemaate yetişebilirdi belki. Camiye geldiğinde ise ucu ucuna yetişebilmişti cemaate. İşte şu anda avlusunda oturduğu camiydi o cami. Anılardan sıyrılıp kendine gelivermişti hemen. Yine dalıp gitmişti. Son günlerde bu tür anılar-sarsıntılar çok oluyordu ve böyle anlardan hep korkuyordu. Oysa bugün özellikle istiyordu bu tür hatıralar denizinde yüzmeyi. Ama bu duygulanmalar hep ayrılığı getirmişti ve yıkımlara sürüklemişti. İstiyor ama korkuyordu. Etrafına bakındı. Biraz daha kendine gelmek istiyordu. Şadırvanda abdest alan insanlar vardı. Bir-kaç kişi daha gelip masalara oturmuştu. Okul bahçesinden basketbol oynayan gençlerin sesi geliyordu. Üçeylül İlkokulu’nun oradan gelip caminin önünden geçen yolda ise arabalar vızır vızır geçiyordu. Haftasonu olduğu için, ilçenin insanları Ada’ya, Göbel’e akın akın giderdi. Şu anda Mülayim Tepe kimbilir ne kadar kalabalıktı... Begüm’ü düşünmesi gerekirken, Hülya’lar, Fatma’lar, Burçin’ler anılarıyla birlikte hayalinde yaşıyordu. Oysa Begüm ondan haber bekliyordu. “Beni başkalarına verecekler, Cihat ne yapsın etsin önlesin bunu” demişti. Cihat ise bir haftadır deli danalar gibi dolanıyor, anılara boğuluyordu. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT