BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Engel tanımayan ENGELLI...

Engel tanımayan ENGELLI...

Henüz iki buçuk yaşında geçirdiği tren kazasında iki bacağını birden kaybeden Gerald Metroz, birçok engellinin yaptığı gibi köşesine çekilmedi, önce buz hokeyine merak sardı, olimpiyatlara katıldı. Latince, İngilizce, sosyoloji ve tarih okudu. Bu macera dolu hayatını "Kendimi Engelletmem" isimiyle kitaplaştırdı. Şimdi eserinin tanıtımı için Türkiye'de...



‘Her akşam olduğu gibi, okul kapandıktan sonra öğrencilerimle birlikte eve gitmek üzere trene bindik. Bir lokomotif ve bir vagondan meydana gelen trenimiz İsviçre'deki Sembrancher kasabasının küçük istasyonundan kalktıktan kısa bir süre sonra, yaklaşık 10 km. süratle giderken aniden durdu. Lokomotif sürücüsü bize gelerek, şaşkın bir şekilde -Ben bir çocuğu ezdim, içinizden biri inip bakabilir mi? Ben yapamayacağım- dedi. Hiç düşünmeden vagondan dışarı dışarı çıktım, trenin arkasına yaklaştığımda, aksının arasında bir küçük çocuğun yattığını gördüm. Ağlamıyordu. Yaralı bir insana dokunmamak gerektiğini bilmeme rağmen onu hemen kucağıma aldım. Ayağında uzun bir pantolon vardı ve etrafta hiç kan izi yoktu. Bu çocuğu tanıyordum, istasyon şefimizin oğlu Gerald idi. Hemen yukarıya babasının odasına gittim, oradaki bir kanepe gözüme ilişti. Ne olduğunu bilmiyorum ama onu kanepeye uzatmadım ve oturttum. Oturttuğum anda da iki bacağı kasıklarından koparak yere düştü..." Yukarıda okuduklarınız Gerald Metroz isimli, bugün 39 yaşında olan İsviçreli'nin yazdığı "Kendimi Engelletmem" kitabının girişi ve yukarıda bahsedilen bacakları kopan çocuk da kendisi. Tabii hikayeyi ilginç kılan onun sadece yaşağı trajik bir kaza değil, sonrasında yaşadığı ve başarılara imza atan bir azmin öyküsü... Kendimi engelletmem! Gerald Metroz henüz iki buçuk yaşındayken geçirdiği tren kazasının ardından diğer engellilerden çok farklı bir portre çizer. 6 yaşındayken tekerlekli sandalyesi ile okula gitmeye başlar. 14 yaşına geldiğinde başarılı bir buz hokeyi oyuncusu olmuştur. Anne ve babası ona devamlı telkin ettiği, "Senin bacakların yok ama akıllı bir kafan var. İradeni de kullanarak bu kafanla hayatını çok güzel yönlendireceksin" sözleri onun hayatını değiştirir. Ardından Cenevre Üniversitesi'nin Latince ve İngilizce bölümünü bitiren Gerald, önce bir gazetede buz hokeyi konusunda yazmaya başlar. Bu arada sosyoloji ve tarih de okur. Klasik gitar öğrenir. 1987 senesinde, iki yıllığına Kanada'ya gidip, orada buz hokeyi ile ilgili incelemeler ve gazetecilik yapar. Bu arada, tekerlekli sandalye tenisine başlamasıyla hayatına yeni bir yön gelir ve 1993 senesinde dünya sıralamasında 22. sıraya kadar çıkar. 1996 yılında ise Atlanta Olimpiyatları'na İsviçre Milli Takımı ile tekerlekli sandalye basketbol sınıfında katılır. Ayrıca, aynı olimpiyatlarda tekerlekli sandalye tenisinde de yarışmalarda mücadele eder. Bu arada boş durmaz ve dünyayı dolaşmaya devam eder, sayısını bilmediği kadar ülkeye gider. Sporun yanı sıra radyo programcılığı da yapan Metroz, bugün dünya çapında tanınmış bir sporcu, oyuncu menejeri ve müzisyen... Protezlerimi attım Peki bu maceracı, kabına sığmayan hayat tarzınız ne zaman başladı? 25 yaşından sonra herkes gibi olmamaya karar verdim. Aksi takdirde ideallerini ve misyonumu gerçekleştiremeyecektim. Artık hayata bakışımı değiştirip normal insanlardan farkımı ortaya çıkartacak şeylerle uğraşmaya başladım. Bu değişim ilk olarak protez bacaklarımı çöpe atıp, tekerlekli sandalyeye gaçmemle oldu. Artık insanlardan engelli olduğumu gizlemeyecektim. Neysem oydum ve olduğum gibi gözükmeliydim. Eskiden yapamadıklarımı şimdileri herşeye bir parça dokunarak sağlıyorum. Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz, Engelli, özürlü veya sakat gibi terimler sizi rahatsız ediyor mu? Doğrusu "engelli" kelimesi bana hiçbir şey ifade etmiyor. Başı ağrıyan, depresyona giren bir insan da engelli değil midir bir anlamda?.. Ben trafik kazasında eşi ve çocuklarını kaybetmiş bir adamdam ne derece engelliyim? Kimse kimseden aşağı değil, sadece farklı. Bu anlamda kendimi "farklı" olarak nitelendiriyorum. Bu ne aşağı, ne de yukarı bir farklılık, bunun içinde kalite ve değere ilişkin bir şey yok... Bu kitap fikri nasıl oluştu, vermek istediğiniz mesajı verebildiniz mi eserinizde? Çok renkli geçen ve hayatın her alanına el atmak isteyişim yakın dostlarımın çok ilgisini çekiyordu ve zaten bu kitap fikri de onların telkinleriyle oluştu. 4-5 sene önce bu önerinin yapıldığı gün "bu kadar kısacık hayatta yazacak neyim olabilir ki" diye düşünmüştüm. Yaşadığım her gün bir hediye gibi geliyor bana. Yaradana her gün teşekkür ediyorum, amacım daha fazla sevgi almak ve sevgi verebilmek. Ama bakıyorum ki yaşandıkça daha yazacak çok şeyim olacak. Kitabımda yaşadıklarımın kısacık bir öyküsü zaten. Eğer İsviçre değil de sıradan bir ülkede doğmuş olsaydınız bunca başarıya imza atabilir miydiniz? En çok isteyen ve en çok inanan bunu başarabilir. Dünyanın pek çok yerindeki engellilerle uzun yıllardır temas halindeyim, Afrika'nın fakir ülkelerinde bile inanılmaz hayat öykülerine şahit oldum. Sorduğunuz gibi İsviçre gibi bir refah ülkesinde doğup büyümem bu başarının sırrı sayılamaz, bu bir hayat tarzı benim için.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT